Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fıçıda şarap eskitmek zor iş

Fıçıda yıllanmış şaraplarımız çoğalıyor. Ancak kimi çok güzel kimi de çok kötü. Bordolu fıçı uzmanı Dr. Nicolas Vivas, İstanbul'daki konferansında bunun sebeplerini anlattı...

myalcin@turk.net

Havanın "limonata gibi" olduğu bir sonbahar günüydü. Yeni açılan bir şarapla, yapımevinin açılış töreninde şarapları tadıyorduk. Tesis bağların içindeydi, kendi üzümlerini işliyordu, üstüne üstlük ortakları ve danışmanları arasında Fransızlar da vardı. Ama şarap berbattı! Prestijli üzümlerden, büyük iddialarla yapılan şarap oksideydi! Şarabın bozulmasına, tazeliğini ve diriliğini yitirmesine yol açan bu şarap kusuru, şarabın oksijenle teması sonucunda oluşuyor ve fındık, ceviz, çürük yaprak, geçkin meyve benzeri kokularla kendini belli ediyordu. Şaraphaneyi biraz gezince, sorunun kaynağı anlaşıldı: Fransa'dan ithal edilen birinci kalite meşe fıçılar, serin ve nemli bir mahzen yerine, zemin katta güneş gören, eylülde bile 30 derece sıcaklıkta bulunan kuru bir odada tutuluyordu. Burada şarap fıçılarının çeperlerinden ve meşe tahtasının gözeneklerinden buharlaşma fazla olmuş, çok sık yapılması gereken şarabı tamamlama işlemi de ihmal edilince şarabı güzelleştirip olgunlaştırması beklenen fıçı, tersine şarabın katili olmuştu.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da şarap üreticilerine bir konferans veren, Bordo'nun ünlü fıçıcısı Demptos'un araştırma müdürü ve Bordo Üniversitesi Önoloji (Şarapbilimi) Fakültesi öğretim üyesi Dr. Nicolas Vivas'ı dinlerken, aklıma bunlar geldi. Fıçıda şarap dinlendirmenin inceliklerini yeni öğrenmeye başlayan Türk şarapçılarının ne yazık ki çok azının ilgi gösterdiği konferansta Vivas, önce "Niye meşe ve hangi meşe?" sorularını yanıtladı. Meşe fıçı, şaraba kendinden en az tat veren ve gözenekleri küçük olduğu için şarabı havayla en az temas ettiren fıçı türüydü. Ama her meşeden de fıçı yapılamıyordu. En iyi fıçılar, ormanların orta kesimlerinde, sık dikildiği için güneşi görebilmek amacıyla çok yükseklere uzanmış yaşlı meşe ağaçlarından yapılıyordu. Bunların kerestelerinin tahta acılığının yok edilebilmesi için kurutulması gerekiyordu. Kimi ucuz fıçılar da tahta fırında kurutuluyor, bu da acılığı tam alamadığından şaraba geçiriyordu. O yüzden ideali iki yıl boyunca açık havada, güneş altında kurutmaydı ve bu da iyi fıçıların fiyatlarını yükseltiyordu.

Fıçıda dinlendirme bir sanat
İyi bir fıçıyı ithal etmekle de iş bitmiyordu. Vivas "En iyi fıçı bile olsa maksimum kullanım ömrü yedi-sekiz yıldır. Eski fıçıda şarabı olgunlaştıracak tanen maddesi kalmaz. Fıçıyı yeniden kullanabilmek için içini tıraşlayıp yakarsınız, bu yüzden hem tahta incelir hem de yanmadan dolayı şaraba katransı, yanık bir tat geçer" diye uyarıyordu.
Fıçı uzmanının en çok üzerinde durduğu konu ise, fıçı mahzeninin nemi ve serinliğiydi. "15 derece sıcaklık idealdir. 20-22 dereceye çıkıldığı anda şarabın içinde mikroorganizmalar üreyerek bozulma tehlikesi yaratır. Fıçı mahzeni ya da salonu, sabit ısıda ve şarap buharlaşmasını azaltmak için yüksek nemde olmalı."
Ülkemizde ne yazık ki şarabı fıçıda bekletmek, bu incelikler gözetilmeden şaraba "cila çekmek" için moda olma yolunda. Bulgarların marangoz usulü fırınlarda kurutulmuş sıradan meşelerden yapılan fıçılarında şarap eskitenler mi ararsınız, "fıçıda yıllanmış şarap" havası verebilmek için şaraba ağaç ekstraktı damlatanlar mı, en iyi fıçıları getirdiği halde onlara uygun bir mahzen yapmayı çok görenler mi? Velhasıl, üzerinde "Fıçıda dinlenmiştir" yazan her şarap, maalesef iyi şarap değil ve fıçıda bekletmek bir kalite göstergesi asla değil...



PAZAR
"Futbolcu olmasam psikolog olurdum"
Bir efsane mi yoksa pazarlama şaheseri mi?
"Düğünden önce istihbarat yaparız"
Futbol tartışma programları yeni sezona iddialı giriyor
"Benim çizdiklerim alaturka manga"
Ay suratlı kedi çılgınlığı devam ediyor
Böyle olur geri dönüşün kusursuzu
"300'den fazla kan davalıyı barıştırdım"
Gazeteydi, artık butik otel
Neruda'nın çiçeği ikinci kez açıldı
Gizli ve korunaklı bir cennet: Köyceğiz
Dışişlerine bir astrolog gerek
"Şepkemin altındayım"
Tarihi yalıya lezzet geldi
Eminönü ilçesine sahip çıkalım
Glisemik indeks ne işe yarar?
"Bu hususta ben bir membayım"
"Ben sizi belâlı görüyorum"
"Küçük Prens"in başına gelenler - 2
Fıçıda şarap eskitmek zor iş





Ahmet Turhan Altıner
ALİ RIZA KARDÜZ
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet