Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Ağustos 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Dallı budaklı" olduk, biz memnunuz da bebeği bilemem

Bebek aileye ve tüm Türkiye'ye neşe getirdi ama birilerinin de onu neşelendirmesi lazım

igursoy@milliyet.com.tr

Yazıyı yazmak için bilgisayarın başına oturdum, saat sabahın 05.00'i. Ama mahmurluğum falan yok çünkü zaten uyanalı iki saat oldu. Sekiz gün öncesine kadar gecenin bu saatlerini uyuyarak veya okuduğunuz bu hafta sonu ilavelerinin yayına hazırlanmasıyla geçiriyordum. Şimdi yeni aktivitelerim var: Bugün birinci haftasını dolduran oğlum Batu'nun annesinden süt emmesinin ön hazırlıklarını yapmak (İlk mızmızlanmalarla birlikte onu beşiğinden alış ve annesine "Haydi Begüm yahu" diye bozuk atış) mesela. Ya da onun karnı doyduktan sonra şu meşhur gaz çıkartma meselesi...
Evet, biz de o çiftlerden biriyiz artık. Sohbet konuları listesinin başında gaz çıkarma ve bebeğin kakasının rengi olan, gece mesaileri nedeniyle gözleri pörtlemiş, çocuğu hakkında "Aman pek de güzelmiş, maşallah" cümlesini duymak için kıvrananlardan...
Aslında Allah için Batu da işimizi kolaylaştırıyor. Şu ana kadarki performansı gelecek için ümit verici. Sağlığı yerinde, az ağlıyor, çok süt emiyor, geceleri bol bol uyuyor, sonra gündüzleri de bol bol uyuyor.
O kadar ki, hastaneden çıkarken doktorun verdiği "Mutlaka iki-üç saatte bir emzirin, uyuyorsa da uyandırın, uykusunu açın ve karnını doyurun" direktifini bile yerine getirmekte çok zorlanıyoruz. Adam kendini ayamıyor ki. Zannedersin meyhanede küfelik olup öyle gelmiş. Annesinin kucağında kafası bir kenara düşüyor, gözleri açmak zaten söz konusu bile değil, dudaklarını büzüştürecek takati yok...

Teorik olarak bugün hâlâ içeride olacaktı
Uyumadığı ve süt emmediği dakikaları ise genelde kaşlarını çatıp somurtmakla geçiriyor. "Madem oradan çıkardınız, bari buna değecek bir-iki şey gösterin, eğlendirin beni." Böyle bir talepte bulunmaya hakkı var çünkü o minik hali bütün aileyi eğlendiriyor. Evin çeşitli köşelerinden "Güldü di mi? Evet, kesinlikle gülümsedi", "Aman o ayacıklarını ısırırım ben" tipi çığlıklar yükseliyor.
Bu bebeklerin böyle bir becerisi var hakikaten. Bulundukları ortama neşe katıyorlar. Anne-babaya da şaşkınlık... Şöyle ki: Doğum sezaryen olduğu için, çocuk öngörülen tarihten bir hafta önce alındı. Yani eğer normal doğum olsaydı; bir haftadır evin başköşelerine yerleşen, ağlayan, uyuyan, süt emen, ilk haftasında iki defa sokağa çıkan,
54 santim boyunda, 3 kg. 800 gr. ağırlığındaki bu eleman bugün hâlâ annesinin karnında olacaktı. Bize de bu inanılmaz geliyor.
Burdur'un bir kasabasında yaşayan
babaannem "Mutlu musun?" diye sordu. "Evet" dedim, "Güzel bir şeymiş." O da her zamanki unutulmaz laflarından birini etti: "Tabii oğlum.
Dallı budaklı olmak lazım."


Kanlı sahneleri siyah-beyaz yapacağım

Begüm'ün doğumunu Dr. Hakan Tanrıverdi yaptırdı. Kendisi bu ülkenin dört bir yanında (laf olsun diye değil, Bingöl'den Tekirdağ'a uzanan bir koridordan söz ediyorum) kim bilir kaç bebeğin ilk anını görmüş bir uzman üstü uzmandır. Ama benim için daha önemlisi, karımın ablasının kocasıdır. Evet, bunun "b" harfiyle başlayan bir kısa adı olduğunu biliyorum ama bana tavla oynayıp birbirlerine abuk sabuk espriler yapan adamları hatırlattığı için kullanmaktan kaçınıyorum.
Neyse, Hakan doğumdan bir saat önce yanıma oturup önemli soruyu patlattı: "Doğuma girecek misin?" Ben "İstiyorum ama bilmem ki dayanabilir miyim?" diye gevelerken uyardı: "Sezaryen en kanlı ameliyatlardan biridir. Dayanamayıp bayılan asistanlar oluyor bazen. Bence boş ver." Hem çok güvendiğim bir adam hem de doktor. Konu kapandı tabii. Peki ama birisi çeksin bunu. Kanlı manlı, bir gün tahammül edecek duruma gelirsek izleriz. Hastane personelinden biri bu kutsal görevi üstlendi. Nasıl çektiğini tam bilemiyorum, üç saniye falan ancak izleyebildim. Şimdilik fena geliyor. "Kill Bill"deki gibi çok kanlı sahneleri siyah-beyaza çevirttirip bir de öyle denemeyi düşünüyorum.



CUMARTESİ
"Randevu aldık, gelecek hafta cumhurbaşkanına çıkıyoruz"
Nostaljik "yıldızlar"a rock yorumu
Sokakta yaşayan 200'ün üzerinde hayvana ev buldu
"Amerikan rüyası nedir ki?"
Şarabın doğum günleri
En moda yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet