Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Ağustos 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Yöneticisi, tekstilci Umut Oran:
'IMF programı AKP'yi tabanından uzaklaştırdı'

"Ekonomide sorunlar birikiyor. Yabancılar kazanıyor, Anadolu kaybediyor" diyen Oran'a göre, işsizlik terörü de tetikliyor. Oran, "AKP de 'aile fotoğrafı' içinde yer alma meraklılarına rant yaratıyor" diyor

SOHBET ODASI
DERYA SAZAK



DERYA SAZAK: Reel sektörün içinde bir tekstilci olarak 2005 yazında Anadolu'daki 'iş ve aş sorunları'nı nasıl görüyorsunuz? Kotaların kalkması ve Çin'in küresel gücü karşısında tekstilde kapatılan fabrikalardan söz ediliyor. Siz de Bolu'da üretim yapıyorsunuz, son aylarda ihracat hız kesti, büyümede duraklama var. Cari açık büyüyor. Ekimde AB ile müzakereler başlamazsa ekonomide kriz bekliyor musunuz?
UMUT ORAN: Ekonomide makro düzeyde iyileşmeler gözlenmekle birlikte sorunlar da birikmeye başladı. Cari açık ve artan borç yükü ciddiye alınmalı. Anadolu'da sıkıntı büyüyor. AKP hükümeti, seçimden sonra Derviş'in ekonomik programına sahip çıktı, IMF ile çalışmayı seçti, kriz yaşanmadı. Ancak reel ekonomi iyi gitmiyor. Piyasa durgun. Enflasyon düştü ama para yok. İşsizlik artıyor. Türk lirası aşırı değerlendiği için pembe tablo, reel sektöre yansımıyor. Döviz biraz yukarıya çıktığı zaman pembe tablo mora dönecek.
İhracattaki artış da ithalata dayalı bir büyüme modelinin sonucu. Demir-çelik, otomotiv, beyaz eşya ve elektronik gibi 20'ye yakın sektörde ihracatta yüzde 30-40, ithalatta ise yüzde 60-70 artış var... Ayrıca 10-12 büyük firmaya kazandıran ihracattaki bu artış KOBİ'lere yansımıyor. Bu sistem, içeride bir katma değer yaratmadığı için işsizlik artıyor. Kazanan yabancı global oyuncular. Anadolu'daki küçük ve orta boy işletmeler kaybediyor.

Şehirler cami önü gibi
Bu süreç AKP'nin aleyhine değil mi? 2002 seçimlerinde AKP 2001 krizinin de etkisiyle orta alt sınıflara ve yoksullara dayanarak iktidara geldi ve 'Anadolu kaplanları'na yaslandı. IMF programı sonucu AKP yörüngesinde güçlülerden yana bir değişiklikten söz edilebilir mi?
- IMF programı AKP'yi tabanından uzaklaştırıyor. Aralık 2004'e kadar AB hedefinden de kaynaklanan iyimser bir beklenti vardı. 17 Aralık'ta bir kırılma oldu.
İnsanlar umutluydular, iktidarı eleştirmekten kaçınıyorlardı. Hükümet AB'yi, siyasi araç olarak kullandı. Asıl amaç, halkın refahı olmalı. Ekimde müzakerelerin başlaması da garanti değil. Umutsuzluk artıyor.

AB'nin getirisi olmayacak mı?
- Türkiye'nin temel sorunu ekonomi, diğer sorunlar onu tetikliyor. Geçen yıl hükümet, reel ekonomi alanında fazla bir şey yapmadı. Gündemi AB'ye endeksledi, Ocak 2005'ten itibaren AB'nin getirisi olmayacağını halk gördü. Ekonomide sıkıntı büyüyor. Sosyal patlamalar, güvenlik sorunları oluşuyor. 10 sene önce Anadolu'da kapkaççı, tinerci, dilenci göremezdiniz. Anadolu'da şehir merkezleri 'Yeni Cami önü'ne döndü. Varoşlar oluştu. Adıyaman'a, Diyarbakır'a, Şırnak'a, Gaziantep'e gidin, işsizliğin boyutlarını göreceksiniz.
Güneydoğu'da terörün tekrar patlamasının nedeni de ekonomi.

Statüko kırılmalı
PKK'nın sınıra mayın döşemesi, karakol basması, asker ve sivil görevlileri öldürmesinin güvenlik boyutları dışında, bölgedeki ekonomik sorunlara da eğilmeyi gerektiren nedenleri üzerinde de durulmalı diyorsunuz.
- Ekonomiyi göz ardı etmemek lazım. Dış güçler, etnik hareketler Güneydoğu'yu siyasi açıdan ne kadar etkilemeye çalışırlarsa çalışsınlar, parasızlık, eğitimsizlik temel sorun, insanların kaybedecek şeyi olmayınca PKK uygun zemin buluyor.

AB sürecinde düş kırıklığı iç siyasete nasıl yansır? Bir yandan Güneydoğu'daki PKK terörüne karşı 'yetki' kullanımında sorunlar beliriyor.
- Müzakerelerin başlaması noktasında sorun görmüyorum. Türkiye hep kapıyı çalan taraf oldu ama AB'nin de Türkiye'ye ihtiyacı var. Kontrol edilmesi zor bir oyuncu diye bakıyorlar. AB bizim için refaha, demokrasiye giden yolda bir araç olmalı... Türkiye bugün alternatif iktidar ve muhalefetini arıyor. Ama partiler bu arayışa kapalılar. Çünkü bir statüko var.
Demokratikleşme sorunu, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinde de geçerli. Siyasette ve sivil toplum örgütlerinde sistemsizlikten beslenen büyük bir grup var. Bunun içinde siyasetçi, bürokrat, işadamı var. Bu statükoyu kırmak lazım.

AKP'nin asıl eksiği...
Sistemsizlik derken...
- Türkiye'de sistem çalışmıyor. Eğitimden güvenliğe, sağlıktan hukuka sistemsizlik her yerde... Siyaset bunlara çözüm üretecek.
Sürekli bu sistemsizlikten beslenen, günü kurtaran vatandaşlar olarak ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Artan borcu, sosyal adaletsizliği, göçü görmezlikten gelip terördeki artışı destekleyen sosyal ve siyasi nedenleri inkâr edersek yanlış yaparız. Bunları sorgulamaktan kaçınmakla statükoya teslim oluyoruz. AKP'nin eksiği de aslında eleştirilmemek. Maalesef devletten nemalanmak hâlâ geçerli.

'Deniz Baykal keşke çekilse'

Türkiye'de 1980'lerden beri 'sağın alternatifi sağ oldu'. CHP ve sol alternatif yerine 'milliyetçi sağ' yükseliyor?
- Pazar günkü CHP İstanbul İl Kongresi'ne Atatürk'ün kurduğu partiye bakıyorsunuz. Atatürk belki dünyadaki en feminist liderlerden biri, CHP'de kadınlar kongreye gidemiyor. Böyle görüntülere mahalle maçında bile rastlamazsınız. Heyecan, paylaşma yok.

Hâlâ rant yaratılıyor
Ne yapmalı?
- Siyaset yeniden yapılanmalı. AKP değişiklik iddiasıyla geldi ama her devirde olduğu gibi 'aile fotoğrafı' içinde yer almaya meraklı insanlara bu iktidar da rant yaratmayı sürdürüyor.

Ana muhalefet neyi başaramıyor?
- CHP statükocu. Keşke Deniz Bey çekilse ve CHP'yi kendisinden sonraki döneme hazırlayabilseydi.

Ecevit, seçimden önce çekilse DSP sıfırlanır mıydı? Partisi yok olduktan sonra genel başkanlığı bıraktı. Son kalanlar 'Vahdettin' yüzünden gidiyorlar.
- Yaşam boyu liderlik olmamalı. AKP karşısında bir alternatif çıkacaksa solda en büyük görev CHP Genel Başkanı'na düşüyor. Deniz Bey gençlerin önünü açmalı. Statükoyu sürdürme lüksü yok. 2006'da erken seçim olabilir.

AKP'nin seçim kazanma şansı CHP'den daha fazla değil mi?
- CHP, politikasını 180 derece değiştirmezse bu olasılık var. Güçlü bir alternatif çıkarsa AKP'nin yeniden iktidar olması zor. Geçenlerde Hasan Cemal, Milliyet'te halkın nabzını yansıttı. Anadolu 'vozurduyor!'

'AKP, sola göre sabırlı'

Başbakan Erdoğan'ın Köşk'e çıkmasına ilişkin tartışmanın 'kriz yönetimi' sürecine zarar verdiğini belirten Umut Oran, "Başbakan 2007'de cumhurbaşkanı adayı olursa 'Kim başbakan olacak?' kavgası nedeniyle AKP'yi oluşturan parti içi koalisyon çözülür mü? " sorusuna, şu yanıtı veriyor: "AKP, cemaatlerin koalisyonu olduğu için sola göre daha sabırlı."

'Rejim tehlikesi kaygısı belirdi'

AKP hükümeti sosyal ve ekonomik sorunların, yoksulluğun ne kadar farkında?
- Anadolu'daki insan bu sorunları artık bağırıyor. AKP'nin 17 Aralık sonrası siyasi hatası türban, imam hatip, Kuran kursu sorunlarını gündeme taşıması oldu. Türkiye artık 'alternatif iktidar' arıyor. Halkta rejim tehlikesi kaygısı belirdi.

Siyasal İslam tehdidi 28 Şubat'ta Refah'la geride kalmadı mı? AKP 'dine dayalı' ideolojiyi reddediyor.
- Türkiye bence hâlâ krizden geçiyor. Kriz yönetiminde öncelikler iyi belirlenmeli. Laiklik Türkiye'nin gündeminde olmaması gereken bir konu. AKP hükümeti askerle, Cumhurbaşkanı'yla sıkıntıda. Kişisel, partisel hesaplar önde gelmemeli. Erdoğan başbakan olduğu günden itibaren cumhurbaşkanlığı tartışması başladı.

'Başmüzakereci seçimi yanlış'

Başbakan'ın Çankaya yolunda ilerlerken ihmal ettiği şeyler mi oluyor?
- Kafa karışıklığı var. Mesela AB'de başmüzakereciyi aylarca atayamadı, sonra Avrupa konusunda hiçbir deneyimi olmayan IMF ile ilişkileri götürmekten sorumlu, zaten görevi çok ağır olan bir bakanı atadı. Turizm bu kadar önemliyken uyuyan bir bakan getirdi... Başbakan'ın çok sık çıktığı seyahatlerin bir kısmı da gündemden kopuk, lobi amaçlı.

'Sosyalist gibi paylaşmalı'

Ancak yeni bir oluşumla eski siyasi yapıları değiştirmek mümkün...
- Solda Türkiye'yi kucaklayan bir hareket oluşturulabilir. Bu da ekonomide çözüm üretme gücü olan kadro ve programla olur. Cari açıkla ekonomi yine krize girecek. Model şu olmalı: Kapitalist gibi kazanan, sosyalist gibi paylaşan bir toplum. Faize dayanmayan üretken bir ekonomi şart.

IMF'siz bir kalkınma modeli bulunabilir mi? 250 milyar dolar iç ve dış borçla ekonomiyi nasıl yöneteceksiniz?
- Bölgesel kalkınma projeleri oluşturmanıza IMF niye engel olsun? Türkiye'nin içinde yeni Çin'ler yaratabiliriz.

Misyonu 'Anadolu'da istihdam yaratmak'

Umut Oran 1963'te Almanya'da doğdu. Orta ve lise öğrenimini Saint-Benoit Lisesi, yükseköğrenimini Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi'nde tamamladı.
1992'de kendi şirketi olan Domino Tekstil A.Ş.'yi kurdu. Hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren Domino Tekstil'in fabrikası Umut Oran'ın 1996 yılından itibaren misyon edindiği 'Anadolu'da istihdam yaratma' çalışmalarının ilk örneği olarak Bolu'da kuruldu. 800 kişinin çalıştığı fabrika personelinin tamamı Bolululardan oluşuyor.
Oran, 2002'de Türkiye Giyim Sanayicileri Başkanlığı'na getirildi. 3 yıl sonra görevini devretti. Halen Avrupa Giyim Sanayicileri Başkanlığı'nı sürdürüyor.
2005 Mart ayında yerinde iş, aş, sosyal barış projesinin merkezi olan ve yatırımları bulunan Bolu'da Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanlığı'na getirilen Umut Oran'ın genç bir girişimci ve işletmeci olarak çeşitli ödülleri bulunuyor.




SİYASET
'IMF programı AKP'yi tabanından uzaklaştırdı'
'1 Mart öncesinde üç hatamız vardı'
Diyarbakır raporu
MHP vampir mi kanla beslensin?
Dışişleri'nde Çernobil testi






Taha AKYOL
Çırağan'da muhteşem düğün
PETROL milyarderi Zeki Yamani'nin kızı Sarah ...
Fikret BİLA
Bahçeli'nin 'kanla' mücadelesi
MHP'nin Tekir Yaylası'nda 16'ncısını gerçekle...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2005 Milliyet