|
Acılara yenilmeyen gülümseme
DENİZ Gezmiş ve arkadaşlarının idam hükmünün okunduğu duruşmada, idama mahkûm edilenlerden biri de Atilla Keskin'di...
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, "12 Mart" müdahalesinin hedefiydiler, onları asacaklar, intikamı alacaklardı.
Neyin intikamını?
Ortada dökülen kan yoktu...
O gün idama mahkûm edilen 18 gençten biri olan Atilla Keskin, yıllar sonra yazdığı anılarına "Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler" adını koydu. (Gendaş Yayınları)
Yaygın deyimle, Atilla Keskin "ipten dönenlerden"di...
Aynı dönemi, aynı ideallerle yaşayan insanların anılarında benzerlikler hep vardır, Atilla Keskin'in anıları kadar, yaşamında saptadıkları da önemli...
***
Atilla Keskin, yaklaşık 25 yıl sonra ülkesine döndüğü zaman şu saptamayı yapar:
"Gençler, yeni nesil, büyük ölçüde ütopyalarını yitirmişti. Elbette bu gençlik insanların özrü değildi. Hırsızlar, zorbalar, zalimler, yeni neslin bir ütopyaya sahip olmaması için, maddi manevi, seneler süren bir savaş açmışlardı. Onların gençlik duygularını, gençlik ateşlerini, ütopyalarını gerici faşist propagandayla, cezaevleri, açlık ve eğitimsizlikle çalmışlardı."
Oysa onlar, Atilla Keskin ve yoldaşları, "Saf süzülmüş bir ütopyaya sahiplerdi. Onlar insan sevgisini, yurt sevgisini, paylaşmacılığı, sosyalizme olan inançlarını, duyguların en üst noktasında, katıksız, hilesiz, dosdoğru yaşadılar."
***
ATİLLA Keskin, "Garson Ayhan" kimliğiyle kaçak yaşadığı günlerde "Şevki Ağabey"le tanışır, o da solcudur ama, farklı eylem türlerini savunuyorlardı, ayrı kutuplardandılar.
Keskin şöyle der:
"Sosyalist mücadeleye tüm ömrünü vermiş bu insanlara yeterince saygı bile duymuyorduk. Bizim için onlar revizyonist, oportünist, yaşlı, kavga azmini yitirmiş insanlardı."
Atilla Keskin, aradan yirmi beş yıl geçtikten sonra ne büyük hata ettiklerini anlar, hele Avrupa'da örgütüyle ters düştüğü için tek başına bırakılmış devrimcilerin halini gördükçe...
Atilla Keskin'in dileği şudur:
"Umarım bizden sonraki kuşaklar, sosyalizme yeniden Şevki Ağabey'lerimizin inceliği ve duyarlılığı ile yaklaşma becerisini gösterir."
***
"KÖR Mehmet" liseden arkadaşıdır Atilla Keskin'in...
İkisi de ODTÜ'yü kazandı, aynı evi, aynı odayı paylaştıkları oldu ama, "Kör Mehmet" onların eylemlerine katılmadı, desteklese bile... Ama dostlukları hep sürdü, Atilla Keskin başı sıkıştığında ona gidiyor, kapısını çalıyor, o da hiçbir şeyini esirgemiyordu.
Atilla Keskin cezaevindeyken, tel örgülerin arkasında onu ziyarete gelen "Kör Mehmet"ti; ağlamaklı "Nasılsın?" diye soruyordu. Büyük bir riski göze alıyordu; ziyarete geliyor, salt arkadaşlığın, salt köklü bir dostluğun nasıl olması gerektiğini gösteriyordu.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|