|
 |
|
|
Dövizde 'al gülüm, ver gülüm' hesabı
Bankaların gecelik, haftalık vade ile Merkez Bankası'na yatırdıkları para 9.4 milyar YTL'yi buldu.
Konuyu yabancı olanlara anlatayım. Merkez Bankası genelde bankalara kısa vade ile kredi verir. Bankalar kısa vadeli para ihtiyaçlarını Merkez Bankası'ndan temin eder.
Ama şimdilerde bankalarımızda o kadar çok para var ki... Ne yapabileceklerini bilemiyorlar. Veya... Daha da önemlisi alternatif yatırım alanlarının getirisi ile karşılaştırıldığında Merkez Bankası'nın faizi çok çok iyi. Bu nedenle bankalar ellerindeki parayı kredi olarak kullandıracak veya bu para ile döviz, bono satın alacak yerde, parayı her akşam Merkez Bankası'na götürüyor,bir gecelik, bir haftalık "kuluçkaya" yatırıyor.
Merkez Bankası'na "gecelik" yüksek faiz için yatırılan bu 9.4 milyar YTL'nin (yaklaşık 7 milyar doların) kaynağı genelde bankaların ve de az miktarda halkın ve şirketlerin dövizleridir.
Dövizi yüzde 1.5 - 2.0 faiz ile tutmak yerine Türk parasına çevirerek Merkez Bankası'nda "gecelik faize" yatırmak çok çok kârlı. Devalüasyon riski veya kur riski denilen şey de söz konusu değil.
Devalüasyon garantisi
Merkez Bankası'nda 41 milyar dolar döviz ne için duruyor? Döviz fiyatı yükselmeye başlar ise parasını "gecelik" olarak Merkez Bankası'na emanet edenler ertesi sabah Türk liralarını çeker, dövize çevirirler.
Dikkat buyurunuz... Bankalarımız yurt dışından devamlı olarak kısa vadeli döviz kredisi alıyor? Bu dövizler ne oluyor?
Bankalarımız dövizleri Merkez Bankası'na satıyor. Böylece Merkez Bankası'nın döviz rezervi 41 milyar dolarlara tırmanıyor.
Dövizin bozdurulması ile Merkez Bankası'nın ödediği Türk liraları gene Merkez Bankası'nda "gecelik" yüksek faizli hesaplara yatırılıyor.
Ama "Allah'tan" bankalar sadece "Hazine Bonosu"nun faizi ve de Merkez Bankası'nın gecelik faizi ile yetinmiyor. Kredi de veriyor.
Mayıs sonu rakamlarına göre banka kredileri 116 milyar YTL'ye yükseldi. Banka kredileri geçen yılın mayıs ayı sonunda 83 milyar YTL, yıl sonunda 99 milyar YTL idi.
(1) Bankalara "paranız var ise neden kredi verecek yerde, götürerek Merkez Bankası'na 'gecelik' faize yatırıyorsunuz?" diyemezsiniz. (2) Bankalar kaynaklarının bir kısmını "likit" olarak tutmayı isteyebilirler. Bu bankaların hakkıdır. (3) Eğer ekonomide kredi talebi yetersiz ise veya kredi kullanacaklar bankalara yeterli teminat veremiyor ise bankalar istemedikleri halde likidite fazlası ile karşılaşabilirler. Ve de bu durumda ellerinde kalan parayı mecburen Merkez Bankası'nda değerlendirirler.
Ucuz döviz, yüksek faiz
Burada ilgi çeken tablo şudur:
(1) Bankaların kasasında Türk lirası fazlası var. Bankalar döviz satın almak istediklerinde bu Türk liraları ile piyasadan ucuz döviz toplayabilirler.
(2) Ama bankalar bunu yapmıyor. Yurtdışından döviz kredisi buluyor. Faiz ile borçlanıyor. Dövizi Türkiye'ye getirerek Merkez Bankası'na satıyor. Merkez Bankası'ndan Türk lirası alıyor. Zaten Türk lirası fazlaları var iken Türk liraları daha da çoğalıyor.
(3) Bankalar bu Türk liralarını her akşam Merkez Bankası'na yatırarak Merkez Bankası'ndan faiz alıyor.
İşte bunun sonucu Merkez Bankası'nın döviz rezervi 41 milyar dolara, Merkez Bankası'na bankaların gecelik faiz için yatırdıkları para 7 milyar dolara ulaştı.
Bu "al gülüm ver gülüm" oyununun nedeni "ucuz döviz - yüksek faiz" politikasıdır.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|