|
Tecahül-ü arifane bir sanattır...
Adalet Bakanı Cemil Çiçek haklı; bu kadar gizli kapaklı, üstü örtülü konuşulmaz ki!
Sayın Bakan, arkadaşımız Fikret Bila ile yaptığı görüşmede Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün "kısıtlanmış yetkiler" diyerek neyi kastettiğini bilemediğini söylemiş...
Doğru!
Her gün şehit verirken, Genelkurmay Başkanı'nın bu sözleriyle neyi kastettiği belli olmuyor ki!
***
NE demiş Sayın Orgeneral:
"Türk Silahlı Kuvvetleri, halkı eski acılı günlere götürmeyi amaçlayan bölücü terör örgütüne karşı mücadelesini, kısıtlanmış yetkilerine rağmen, özveriyle sürdürmektedir."
Sayın Adalet Bakanı, Genelkurmay Başkanı'nın "Kısıtlanmış yetkilere rağmen, ordu görevini özveriyle sürdürmektedir ve sürdürecektir" derken neyi kastettiğini bilmiyor, ya da anlamıyor...
Haklı!
Bu kadar da gizli kapaklı söylenmez ki!
***
SAYIN Bakan, Osmanlıcada "tecahül-ü arifane" diye bir deyim vardır, sanırız bilirsiniz...
Ne demektir bu deyim?
"Bilinen bir şeyi, bir nükteyle bilinmiyormuş gibi gösterme sanatı."
El-hakk, Sayın Bakan bu sanatın hakkını veriyor.
Bir deyim daha vardır, Sayın Bakan acaba onu da bilir mi?
"Men çe guyem, tamburem çe guyed?
Ben ne söylerim, tamburum ne söyler?"
***
SAYIN Bakan'ın ilginç bir yaklaşımı daha var, lafı biraz yuvarlasa da, askerlerden bir talep gelmediğini söylüyor.
Ya da Genelkurmay Başkanı'nın "kısıtlanmış yetki" demesinin bir talep olduğunu anlamıyor...
Bunda haklı; belki bir usul hatası vardır!
Mesela dilekçe yazmak gibi. Eskiden olsaydı, 16 kuruşluk pul yapıştırılmadığı için dilekçe geri dönerdi.
Yapmayın Sayın Bakan, yapmayın.
Zaman "Anlamadım, ne demek istedi?!" denilecek zaman değildir. Yirmi beş yıl önce de bazıları "Bu muhtıra bana değil!" demişlerdi, dokuz ay, on iki gün sonra ne geldi bilirsiniz! Siz de ondan sonra milletvekili, hatta bakan oldunuz ama...
***
GENELKURMAY Başkanı Sayın Org. Hilmi Özkök'e de bir çift sözümüz var.
"Kısıtlanmış yetkiler!" diyorsunuz...
Bu yetkiler, Avrupalı olmak uğruna kısıtlanırken, kuşa çevrilirken, siz elbette, kapalı kapılar arkasında buna karşı çıkmışsınızdır, bundan şüphemiz yok...
Keşke bunu açıkça yapsaydınız, kaynağını Türk milletinden alan ordu adına, "Bunu yapmayın, sonra biz görev yapamaz hale düşeriz" deseydiniz.
***
BİR İngiltere lafıdır dolaşıyor.
Demokrasinin beşiklerinden -ne kadar da çok beşik var- İngiltere'nin Başbakanı "Sınır dışı işlemlerini kolaylaştırmak için gerekirse insan hakları yasasını değiştireceğiz" dedi ya, bazıları hemen İngiltere'yi örnek alıyor. İngilizler terörü haklı gösteren ya da öven konuşmaları suç sayacaklarmış...
Sakın ha!
Aşırılığı savunan internet sitelerine, kitabevlerine tedbir getirilecekmiş...
Zinhar!
Terör şüphelerine karşı daha fazla denetim getireceklermiş...
Asla!
Sakın böyle şeylere teşebbüs etmeyin, bırakın teşebbüs etmeyi, düşünmeyin bile...
Ne o yani, İngiltere "faşist" oluyor diye, biz gül gibi demokrasimizden vaz mı geçeceğiz?!
Hele, tam Avrupa kapılarında bekleşirken...
Onun için, bunlardan vazgeçin...
"Ya ne yapalım?" derseniz... Yıllardan beri yapılanı yapın!
Şehide tabut, kalana zabıt, maktul derdest, katil firar, asayiş berkemal...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|