Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 16 Ağustos 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ben de piknik yapmak istiyorum

donatellapiatti@hotmail.com
Sahil yolunda tanık olduğum manzara hiç de adil değil. Belki ben de piknik yapmalıyım. Ama yapamam çünkü koskoca tabelalar bizi "Sahil boyunca piknik yapmak yasaktır!" diye uyarıyor!


Biz sahil yolu yürüyüşçüleri, en az 10 yıldır, bir zamanlar birilerinin bizim için yaratıp sonradan unuttuğu bu mekandan en iyi şekilde faydalanmaya çalışıyoruz! İnanın bana, bu hiç de kolay olmadı çünkü eskiden sahil yolunda hiçbir kontrol yoktu! İstikrarlı bir şekilde her küçük sorunu otoritelere ilettik. Çekirdek çitleyenlere, kabukları bacaklarımıza tükürmemelerini öğretmeye çalışırken yemediğimiz küfür kalmadı. Köpek sahiplerine, dostlarının kakalarını temizlemeleri gerektiğini hatırlattık defalarca. Yeşillik alanlarda olsalar bile, bankları sahile taşıyıp bütün gece içtikten sonra boş şişeleri yolda kırmaktan zevk alanlara her bağırışımızda, o şişelerin kafalarımıza fırlatılması riskini de göze aldık. Yolları her yıl yeniden kazmalarına, hiç sebepsiz yere ağaçları ve çiçekleri köklerinden söküp yerlerine yenilerini dikmelerine, dinlenme mekanlarının düzenini sürekli olarak değiştirmelerine Mevlana sabrıyla katlandık. Ve sonunda, zengin, yoksul, türbanlı ya da açık giyimli herkesin dilediği şekilde giyinip spor, jimnastik yapabileceği, deniz kıyısında dinlenebileceği, gitar çalıp günbatımında flört edebileceği temiz, medeni, sağlıklı ve modern bir alan elde etmeyi başardık... Tüm şehir için örnek bir alan yani!

Görevli beni son derece sevimsiz buluyor
Nihayet ekonomik, temiz, kontrollü ve herkese açık plajları hizmete açtıklarında, biz daha sevinmeye fırsat bulamadan sahil, buldukları her yeşil alana yayılıp sonu gelmez, gürültülü ve düzensiz piknikler yapabilmek için yıllardır bu anı bekleyen bir sürü insan tarafından işgal edildi... Ve hayır! Bu hiç adil değil!
O halde ben de piknik yapmak istiyorum! Ama yapamam çünkü koskoca tabelalar bizi "Sahil boyunca piknik yapmak yasaktır!" diye uyarıyor! Ben kurallara uymayı tercih eden biriyim, neme lazım.
Böylece, geçen hafta sonu, sabah dokuz civarı, bir süre ellerinde her çeşit yiyecek dolu devasa çantalarla, "uzun bir ziyafet"e başlamak için, kim bilir ne masraflarla daha yeni dikilen yeşilliklere uzanan aileleri izledikten sonra bir sahil görevlisine yaklaştım ve "Afedersiniz, sahilde piknik yapmak yasak değil mi?" diye sordum.
"Ben sahili kontrol etmek için buradayım..."
"Ama üniformanızda 'sahil görevlisi' yazıyor... Sahil yolundaki yeşil alanlar sahile dahil değil mi?"
Sessizlik... Ve hava biraz geriliyor...
"Sahil yolundaki yeşil alanlar sahile dahil mi değil mi?" diye soruyorum yeniden.
Hırçın bir tavırla, "Size hiçbir bilgi vermek zorunda değilim" diyor.
"O zaman ne yapıyorsunuz burada?"
"Sahildeki düzeni kontrol ediyorum."
"O halde neden bu devasa tabelalar yasak olduğunu söylerken piknik yapılmasına izin veriyorsunuz?"
Bakışlarından beni son derece sevimsiz bulduğunu anlıyorum, yazık... Ben her sabah koşuyorum, o da burada çalışıyor... Medeni bir şekilde selamlaşabilirdik. "İyi günler. Nasıl gidiyor?" gibi.

Sucuk kokusu deniz kokusunu bastırıyor
Uzun bir iç çekiyor ve soooon derece sabırlı bir şekilde, bana "piknik yapılabileceğini" açıklıyor, sadece mangal ve ateş yakmak yasakmış.
"Anlıyorum" diyorum yeşil alanları kaplayan o gruplara bakarak. Bir yerlerden bir sucuk kokusu havaya yayılarak deniz kokusunu bastırıyor.
"Bu sucuk ama... Kokuyu duymuyor musunuz?"
İçimden bir ses, "Elinde olsa aynı, şimdi ötede üzgün üzgün oturmuş, alışık olmadıkları bu kargaşayı izleyen aşılı, kontrollü ve ağırbaşlı sokak köpeklerini kovaladığı gibi kovalardı beni' diyor.
"Gidip polislere şikayet edin o zaman... Ben bir şey bilmiyorum!"
Sırtını dönüp beni orada şüphelerimle baş başa bırakıp gidiyor...
Ben ve konuşmaya şahit olan birkaç "yürüyüştaş", bu işi daha iyi anlayabilmek için zabıtaya ait o güzel tahta kulübeye gittik. Orada, piknik için gelen devasa çantalı insanlar, koşanlarla bisiklete binenlere ayrılmış pisti de işgal ederken, nazik bir görevliden yaklaşık 15 dakika bana "Binbir Gece Masalları"nı hatırlatan bir hikaye dinledik:
"Bir varmış bir yokmuş, bölgelerinin yönetimini paylaşamayan iki belediye başkanı varmış. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda sorumluluğu birbirlerinin üzerine atar, yöre insanlarının organizasyon bozukluğu yüzünden tüm yakınmalarına rağmen bunlar bir türlü kendi aralarında anlaşmayı beceremezlermiş. Böylece de halkı kargaşa içinde bırakırlarmış..."
Piknikle ilgili gizemin çözülmesini beklerken, deniz kenarında leziz bir makarna salatası yemeye ne dersiniz?


Makarna salatası

Malzemesi
(6 kişilik): 500 gr. kelebek ya da burgu makarna, 2 kabak, 1 kırmızı sivri biber, 2 patlıcan, sarmısak, fesleğen, kaşarpeyniri.
Yapılışı:
Makarnayı biraz diri kalacak şekilde (İtalyanca "al dente" denir) hazırlayın. Bir yandan halka halka doğranmış kabakları, dilimlediğiniz biberi ve küp küp patlıcanları zeytinyağında kızartın. Makarnanın üzerine dökün, biraz dövülmüş sarmısak da ekleyerek iyice karıştırın. Buzdolabında soğutun ve fesleğenle süsleyin. Küp küp kestiğiniz taze kaşarla servis yapın. Taze ve hafif bir beyaz şarap eşliğinde harika bir yaz lezzeti olacaktır.




CUMARTESİ
"Bu konserde ziller değil kalçalar konuşacak"
"Bu resimler için yarış otomobili bile kullandım"
"İsabetli bir rol oldu, futbol içimde ukdeydi"
Sporcu siluetleri kola kutusunda buluştu
Atlantic Records'da pişti Mor ve Ötesi'ne düştü
En moda En yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet