|
 |
|
|
Hülya'nın göbeği
Sarıkız'ın Anıları
Yeteeer! Bu bağırtı benden değil, sizden çıkan ses. Benim bağırmak şöyle dursun, fısıltıya bile takatim yok sevgili dostlar. Bu hafta beni idare edeceksiniz.
Konumuz madem göbek, önce erkek okurları bilgilendirmek isterim. Çünkü biz kadınlar bu meret et parçalarını nasıl durursak saklayabiliriz, ne yaparsak plof diye dışarı çıkarabiliriz, biliriz. Hele hele yan devrilip yattığımızda öyle bir sarkışı vardır ki döşeklere, görseniz inanamazsınız. Allah'tan siz o ara telaşlı olduğunuzdan fark edemezsiniz.
Önce şunun bilinmesi gerekir ki, göbek dediğin sabah saatlerinde ortalarda görünmez. Gün içinde yemekle-içmekle ve stresle şişer. (Eminim sizin için önemli bir not: Büyük ihtimalle Hülya Avşar'ın teknedeki filmi sabah saatlerinde çekilmiştir.) İkincisi, bir yaştan sonra ölsek gebersek karnımız olacaktır. Olmayanda liposakşın delikleri aramak gerekir. Peki korse fazlalıkları alır mı? Asla! Çünkü bu kez göbek gider ama beraberinde popo da dümdüz olur ki, biz kadınlar malum böyle bir şeye asla katlanamayız. Karnı içine çekmek de çözüm değildir. O bölgede garip bir çukur-çizgi belirir, bu kez de insan midesini aldırmış gibi durur. Ayrıca içimize çektiğimiz et parçası bu kez kasıklarımıza yakın bir yerden dışarı fırlar. Hadi bakalım "idrar kesesi şişmesi" görüntüsü. Hiç hoş değil yani. Bu yüzden bir hanımın vücudu hakkında bilgi edinmek isteniyorsa, kadın yan yatırılıp bir divana salınacak. Göbek yerçekimine direniyorsa iyi, en azından kaslar sağlamdır. (Ki bu karın kasları "ilişkinizin devamında da işe yarayacak" şeklinde, haddimi-yaşımı-hafızamı aşan bir detay verebileceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.) Ayrıca, seçtiğiniz kadını bol bol oturtacak ve yan tarafa geçip profilden bakacaksınız (hanımın önünde durup profilden bakabiliyorsanız daha iyi tabii). Öyle dik durmasına da izin vermeyin. Ara ara yanına varıp, bastırın omzundan ki çöksün, kendini salsın. Şayet bu şartlarda bile karnı dümdüz ise, bu kez eğilip yüzüne bakın. Çünkü kadın sizinki değil, balerin Hülya Aksular. Karıştırmışsınız yani. Demem o ki beyler, böyle gergin bir bel bölgesi ancak günde 8 saat jimnastik yapan balerinlerde olur. (Böylece Petek Dinçöz'ün plaj fotoğrafının altına, "Kendisi de yakalandı göbeği ile" diye yazan gazeteci arkadaşa bir ön bilgi mahiyetinde duyurulur.)
"Şunları görmemiş gibi yapıp vücudumu bir göstereyim"
Şimdi biraz ara veriyorum. Az ötemde kıyamet kopuyor çünkü. İlgilenmezsek olmaz. Hazır magazine kaptırmış giderken... Star TV'de kayınvalide Semra'nın eşi, Yasemin isimli bir kızla evlenecekmiş, adamla birbirlerini paralıyorlar. Yasemin'i biliyorum. Yıllar önce dostum Ümit Zileli ile kısa bir süre flört eden Nilüfer'in ayrılma nedeni. ATV'de program yaptığım sıralarda sıkça gelip giderdi kanala. Medyada görünmek için tüm ünlü erkeklerin yanında poz veren bir kızdı. Bir gece kulübü çıkışı benim salak Ümit'imin de yanına yanaşıp elini tutmuştu da magazin sayfalarına düşmüşlerdi böylece. Sonuçta ne söylesek Nilüfer'i ikna edememiştik ve ilişkileri noktalanmıştı. Yasemin'i kadın programlarından da tanır halkımız, kara gözlükler takıp ağlarken görmüştür mutlaka. Aslında bir kadın olarak böyle şeylere acırım ve düşünürüm, belki de bu insanların başka seçeneği yoktur, kim bilebilir?
Hülya'nın göbeğine de son noktayı koyalım. Bunun tek ispatı vardır, sanatçımız derhal jarse ve dar (siyah olmayan) bir tuvaletle sahneye çıkıp, canlı, iki saat boyunca şarkı söyleyecektir! Karnını içeri çekerse şarkıyı unutacağı, serbest bırakırsa Gülben Ergen'in ağzına düşeceği için işi biraz zordur. Ama imkansız da değildir. Sonuçta, güzelliği ile öne çıkan her sanatçı, ister yakalanmış gibi yapar, ister çıkar poz verir, buna kimse karışamaz. Benim esas merak ettiğim başka bir şey. Hülya gazetecilerin orada olduğunu fark etti diyelim. Ki yürüyüşü, bacağını uzatışı, sırtının dikliği ve özellikle yüzünün ifadesi ile biraz öyle görünüyor, bunu teknedeki yakınları ile paylaştı mı? Yani "Şimdi ben şu adamlara onları görmemiş gibi yapıp vücudumu bir göstereyim de baksınlar bakalım" dedi mi? Yoksa bu küçük kompleksi en yakınlarından bile gizleyecek kadar hesapçı biri mi? Merak ettim işte!
Bu arada, İlke'nin yeni doğan bebeği vesilesiyle hepinize önemli bir şey hatırlatıyorum: Çocuğunuzu göğsünüzde uyutun. Ve oradan hiç ayırmayın. 1.80 boyuna gelince, "Anne saçmalama ya" dediğinde de duymazlıktan gelin, devam edin. Biraz arbede yaşanıyor ama olsun, sonunda pes ediyorlar.
Yazara e-mail
|
|
|

|