Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 16 Ağustos 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fatih Altaylı 2 Ruhat Mengi 1

"Cinsel cazibe", "kadın olmak" ve "iktidar olmak" birbirinden ayrılabilir mi? Bir de "tuzak kurmak" elbette...

www.ilhanuckan.com Faks: (0212) 505 63 88

Bir kadının aşkı asla tesadüfi değildir. Bir biçimde güçlü pozisyondaki kişiye ilgi duymamanız, iktidarın karizmasına kapılmamanız imkansız! Farkında olmadan basamak basamak doruğa çıkıveriyor insan sonra da. Hop bir basamak, hop beş basamak!
Yani diyeceğim o ki gocunmanın, yaralanmış gibi yapmanın ne alemi var!
Bütün bunları Fatih Altaylı ve Ruhat Mengi arasında olanları izlemeden durma imkanı olmadığı için yazdım. Basın ahlakından cinsiyet ahlakına boy boy tartışıldı, toz dumana karıştı... Tabii işin özellikle cinsiyet / iktidar gerilim hattı benim otorite alanıma giriyor!
Kontrolsüzlük maskesi, hesaplar, duygusal tuzaklar, mağduriyet oyunu, güç yanılsaması...
Maçta üstünlük şimdilik 2-1'le Fatih Altaylı'da!
Ama skor 2-2 olur gibi... Reklam bedeli için uygun bir ödemeyle elbette... Son zamanlarda reklamın kötüsü makbul. Gerilim algıyı biler, polemik tüketime kışkırtır... Yani "Kazan kazan" yamalı yanılsamasında bir "kaybet kaybet" oyunu.
Elbette beni ilgilendiren ne Altaylı-Mengi polemiği ne de işin sade suya tirit "ahlak" mevzuu... Çağrışım açık ve çook eski bir kuyuya taş atıyor: Cinsiyet ve iktidar oyunu...
"Cinsel cazibe", "kadın olmak" ve "iktidar olmak" birbirinden ayrılabilir mi? Bir de "tuzak kurmak" elbette... Bunları birbirinden ayırmaya çalışan, çelişkiler arasında yaşayacağı gelgit zamanlarında kafayı sıyırır vallahi!
Cinsel cazibemden arınmış olarak hareket etmeme imkan var mı? Yok elbette. Çekim gücü arttıkça tuzak kurma kapasitesi de, yemin etkisi de artar. Tuzağa düşen de ağlamıyor zaten. Ama başkasının parası nasıl bizim çenemizi yoruyorsa, cazibemiz de başkalarının hevesini yoruyor işte. Dön baba dönelim...
Hani mesele kadınların tekelinden çıkalı da çok oldu. Baksanıza kırıtan erkek dolu ortalık! Ama bir erkek için sınıf atlamak hiçbir zaman bir kadın için olduğu kadar kolay olmayacak. Bilumum popüler mekanlarda saçacağı dolarlar, mankenlerle fink atmalar, kendi didinmesinin zayıf reklamından başka bir şeye yaramayacak.

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:

Geçenlerde bir kız arkadaşım iş yaptığı ve işi için kilit noktalardaki bütün erkeklerle mutlaka bir ilişkisi olduğunu fark ettiğini söyledi. Bir-ikisini de hâlâ süründürüyormuş... O basamaktan hop öbürüne, inanılmaz bir "kadrolaşma" hareketi... Zaafına yenik düşen eski sevgililer iyi birer piyon olarak iş görmeye devam ediyor...
Eğlenmek için, tanıdığımız başka kadınları ve tırmandıkları erkek basamakları saymaya başladık tek tek. Muhteşem doğrusu!
Yalnız o kadar da büyütmemek lazım, kadınların ancak çok küçük bir kısmı soğukkanlılıkla basamak hesabı ve adım seçimi yapabiliyor. Gerisi imaj bombardımanından aşk harabesine dönmüş bir halde, pop şarkıcılarının yeni albüm kuyruğunda, aşkın mı yoksa mazohizmin mi tadına varmaya çalışıyor belli değil...

Bugünkü yazımın ana fikri şu:

"Güzellik ve çekicilik gerçek bir sermaye şekerim." Aman ha aramızda kalsın!
İyi oyunlar herkese...


Erkek köşesi
Bir kadının karşısında nasıl haklı olabilirsiniz?
Bir kadına haksızlık mı yaptınız? Sürüne sürüne özür dilemek zorunda kalmamak için, iyi bir nefes egzersizine ihtiyacınız olacak. "Sakin ol, nefes al, sakin ol, tuzağa uyan" gibi... Ama ne kadar çalışsanız da işe yaramayacak. O zaman başka bir yol denemek gerek... Mesela ne halt ettiyseniz, önce bir geri adım atar gibi yapıp zayıflamış hissi uyandırdıktan sonra, iki adım ileri sıçramak zorunda olduğunuzu kafanıza iyice yerleştirin. İşte size iyi bir sıçrama hamlesi: Doğru zamanda sessiz kalmasını bilin. Gözünüz kesiyorsa, söylediğiniz ilk sözü inançla vurgulayıp etkisini katlayarak yeniden söyleyin. Olacaklardan sorumlu değilim. Cesaretiniz yoksa baştan saçmalamayın.



Öptüm sizi

Demet Akalın "Seksi klip çekemezsek perişan oluruz yani. Gaz vermeyin RTÜK'e" diyormuş. İnsan sesine bu kadar güvenmezse böyle der tabii. Gülşen'in bikinili klibinden sonra biraz aklı olsa misilleme niyetine, "Ay, ne gerek var sutyen külot poz vermeye, giyinik de çıkar ortalığı çınlatırım" diye burun kıvırır gerine gerine... Yani o mankenliğe talim etmeye devam ediyor.



Haftanın "Fransız"ı!
Candan Erçetin'in konserine gittim geçen hafta. Nasıl bir duruş o öyle, nasıl yerinde ve nazikçe zıplamalar, elini kolunu düzgünce sallamalar, mimikler, gerdan kırmalar... Her şey cuk yerini buluyor. Aksayan tek bir şey yok... Diye düşünürken... Önce yanımdaki kız arkadaşımın hıçkırık sesini duydum. Bu arada Candan Erçetin'le birlikte herkes "Ağlamam artık..." diye bağırıyor hüzünlü hüzünlü, arkadaşım da ağlayarak şarkıya katılıyor, ama ne ağlamak! Ben mi duygusuzum diye düşünürken araya birden Fransızca bir parça giriyor. Sonra bir tane daha, bir tane daha... Fransızca şarkıları da nadiren severim zaten. Asıl sıkıldığım şey, ben Türkiye'de bir Türk şarkıcı dinlemeye gidiyorum... Bana ne onun Fransızca şarkıları nasıl söylediğinden!

CUMARTESİ
"Bu konserde ziller değil kalçalar konuşacak"
"Bu resimler için yarış otomobili bile kullandım"
"İsabetli bir rol oldu, futbol içimde ukdeydi"
Sporcu siluetleri kola kutusunda buluştu
Atlantic Records'da pişti Mor ve Ötesi'ne düştü
En moda En yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet