|
 |
|
|
Hakkınızı yedirmeyin!
Fenerbahçe taraftarı isyan ediyor. "Milyarlarca lirayı bastırdık biletimiz aldık. Tatilimizi, işlerimizi lige göre ayarladık. Memleketten erken döndük. 13 Ağustos'ta Saracoğlu'nda yerimize kurulmanın hayaliyle bekliyorduk ki, federasyonun kararı geldi. Olmaz böyle bir şey!" Haklılar hem de çok. Ama vardıkları sonuçta bir sorun var. Tamamen kavramların birbirine karışmasından kaynaklanan bir sorun.
Biliyorum, futbolsever, endüstriyel futbol, şirketleşen kulüpler, müşterileşen taraftar gibi kavramlardan hoşlanmıyor. Doğası gereği daha romantik bir tür bu homo-partizanus. "Damarımı kessen eflatun sarı akar" deyişi, "Pantolunumu indirsen Eyüpspor donu çıkar"a yerini bırakmış değil. Ammaaa.
Alan-satan ilişkisi
Ama istemeseniz de, eğer 5 milyar TL verip kombineyi alıyorsanız, artık siz biraz da olsa müşterisiniz ve kulüp de, kusura bakmayın ama biraz hizmetveren oluyor. Ve bu ilişki sizi alan-satan rollerine sokuyor mecburen. Sizin muhatabınız, kulüptür. Size hizmeti tam olarak vermek zorunda olan, hizmette bir kusur olduğunda sorumlu olan da. Kulüp size bir hizmet vaat edip bilet satıyor. Böyle bir takımım var, stadım da böyle, rakipler şunlar olacak. Emniyetinizi şöyle, ihtiyaçlarınızı böyle karşılayacağım. Siz de bu vaatten memnun kalırsanız, biletinizi alıyorsunuz. Sonra size düşeni yapıyorsunuz. Sorumluluk ve haklarınız çerçevesinde.
Ancak sonra kulüp size bilet satmasına rağmen, bir kısım insanı da bedava stada alıyor ve olay çıkıyor. Federasyon da cezayı veriyor. UEFA'nın yani en üst kanunkoyucunun kuralları çerçevesinde. Ve siz, size hizmet satıp sorumluluğunu yerine getirmeyene değil de onu cezalandırana kızıyorsunuz. Siz para vermişsiniz, ama hizmeti alamıyorsunuz. Haklısınız ama suçlu kim? Federasyon mu? Hayır. Kulüp ve emniyet. Sorumluluklarını yerine getirmeyip sizi mağdur eden onlar.
Dava edeceksiniz
O zaman yapmanız gereken belli. 25 bin kişisiniz! Bir avukat tutacaksınız, kulüp ve emniyeti dava edeceksiniz. Bakın bakalım bir daha yapabiliyorlar mı?
Biliyorum taraftar olarak kalmak, müşteri olmamak istiyorsunuz. Ama üzülerek söylüyorum. Bu artık mümkün değil. Kendinizi enayi yerine koydurmayın. Giden sizin paranız. Kulüp yönetenlerin keyfi gıcır. Onların CEO'ları, Fenerium'ları, alın giyin, ödeyin, her sene 4 forma alın, donunuz bile sarı lacivert olsun yaygaraları var. Onlar sizi müşteri yerine koyuyor. O zaman siz de en azından hakkınızı arayın.
Geçen sezon da 2-0'dı
Farzedin pazar günü İstanbul'u ağır bir yaz yağmuru esir aldı. Durmak bilmedi rahmet. İnönü'de topu yere atsan kaybolur bir hale geldi. Ve Özgür Türkalp maçı iptal etti. Evvelki günden bu yana Beşiktaş hakkında ne konuşulurdu? Erciyes ve Vaduz oyunlarından sonra özellikle. Öyle olmadı. Beşiktaş pazar akşamı Denizli'yi yendi ve bir anda takım Ümit Kayıhan'ın yorumuyla 'mükemmel', Erman Toroğlu'nunkiyle 'en hazır takım' oluverdi.
Halbuki geçen sene olduğu gibi rakibi 2-0'la geçmişlerdi. Farkı geçen yıl 9 kişiyle yenmiş olmaları. Bir de geçen yılki Denizli'nin, Timuçin ve Ersen gibi oyuncularının bu yıl olmayışı. Yani bu yıl Horozlar'ın daha zayıf oluşu.
Beşiktaş'ın böyle hırslı ve baskılı oynaması sürpriz değil. Çünkü takımın karekteri bu. Sorun maharet eksikliğindeydi. Ailton'un gol yönünde bunu çözeceği de ortadaydı. Sorun forvet arkası ve savunmadaydı. Forvet arkasında Ahmed Hassan oyunun kilidini çözen harika bir futbol oynadı. Savunmadaki sorun ise bizzat Giray Bulak tarafından çözüldü. Bu kadar sorunlu bir savunmayı dar alana itmek, bu kadar uzun bir savunmayı havadan geçmeye çalışmak, anlaşılır iş değil. Beşiktaş hep böyle ısıran bir takım olacak. Ama böyle oyundan düşecek 2. yarılarda. Ve eğer her maç bir Ahmed Hassan çıkaramazsa ve ilk golü atamazsa sorun büyük olacak.
Beşiktaşlılar haklı
Eğer bıçaklamanın cezası 3 maçsa, tabancayla adam vurma nerden baksan yarım sezonluk kapamayı gerektirir. İstifalar, soruşturmalar, görevden almaları peşinden getirir. Eğer Fenerbahçe Spor Kulübü'nün suçu sabitse, 1 maç seyircisiz oynama komikten de ötedir. Rezalettir. Ama gerçekten ortada ispatlanmış, şahitli bir suç yoksa verilen ceza daha da komiktir. Federasyon bu cezayı Allah aşkına neden verdi? Siz bir açıklama duydunuz mu?
Esinlenme diyelim
Turkcell Süper Lig hayırlı olsun. Para artsın, pazar büyüsün ne mutlu. Ancak bu ligin logosunda bir sorun var sanki. Mayıs'ta İstanbul'da oynanan Şampiyonlar Ligi finali logosunu pek andırmıyor mu sizce de?
Bülent'i, Yanal çağırsaydı
Fatih Terim'in, Bülent Korkmaz'ı uğurlamak için kadroya çağırışı nasıl mutlu etti hepimizi. Bu büyük oyuncuya hepimiz saygıyla baktığımızdan bu tavırdan çok hoşlandık. Terim'i kutlamak gerekir. Söylenecek tek şey şu: Keşke bunu Türkiye'deki bir maçta yapabilseydik. Ama işte şeytan dürtüyor. Ya bu işi Ersun Yanal yapsaydı. Kaptan Galatasaray yönetimiyle kavgalı. Taraftarla, yönetimin arası açılmış. Ve Yanal, ki asıl işi Galatasaray' karıştırmaktır biliyorsunuz, evinde oturan Bülent'i kadroya çağırıyor. Oy, oy, oy! Ne yaygara kopardı be kardeşim!
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|