|
 |
|
|
Ne olacak bizim takımın hali
Geçen hafta yazdığım "dört büyükler durum raporu"na yoğun ilginizden cesaret alarak olayı gelenekselleştirmek istiyorum.
Çünkü bu bir arz-talep meselesi...
Dünyanın en vahim şike hadisesi, en korkunç yaralama eylemi bizde olsa da...
Bizdeki yönetici tipi Dünya'nın hiçbir yerinde de bulunmasa da...
En garip, en yakışıksız suçlamalar, komplo teorileri, hakem tartışmaları bizde yaşansa da...
Sokaktaki insanın bir tek şeye; "ne olacak bizim takımın hali"ne baktığını biliyorum.
Bu kadar galibiyete endeksli bir futbol macerasında, sadece bir takımı şampiyon yaparak buralara kadar geldiysek bravo bize yani.
Birkaç ölü, birkaç yaralı az bile...
Bu sezon sonu bazı yöneticilerin "düello"sundan korkarım ben. MHK başkanı ile yumruklaşmasından. Konuk takımın hocasına küfreden kaptanların artmasından. Yedek kulübesine demir parmaklık takılmasından...
Futbola yatırım ne kadar artarsa kalite o kadar büyür diyoruz ya... Bizde tehlike büyüyor. Neyse... "Ne olacak sizin takımın hali"ne teknik direktörlerüstü züppeliklerden arınmış ve insanlarla yapılan spora insani boyuttan bakan haftalık değerlendirmelere geçelim.
FENERBAHÇE
Daum şanslı... Gençlerbirliği avukatı Fenerbahçe'nin "ligden ihracı davasını" ortaya attı da, gündem biraz kayacak önümüzdeki günlerde.
Olayı biliyorsunuz; Deniz'in borçlu borçlu Fenerbahçe'de oynaması. Yahu böyle bir saçmalık var mı? Biz ülke olarak yıllarca yiyip içmesek ödeyemeyeceğimiz borçlarla Çikita muzdan Ferrari arabaya kadar lüks içinde yaşıyoruz... İhraç ediliyor muyuz "özgür ülkeler ligi"nden. Fenerbahçe de öder bir milyon Euro'yu en sonunda biter bu kargaşa...
Lakin, "Daum kargaşası" kolay kolay biteceğe benzemiyor. Kulübün velinimeti Aziz Yıldırım kapı gibi duruyor arkasında. Sonra da medya soruyor:
"Yazık değil mi bu başkana"?
Elbette yazık. Parasıyla, emeği ile bunalımdan kurtulamıyor başkan. Ancak "kendi düşen ağlamaz" diye bir özdeyişimiz var bizim. Her zaman tercihlerine saygı duyduk biz Aziz Bey'in.
"Yapma" deriz... "Etme" deriz... "Daum" diye diretirse saygı gösteririz.
Hatta bazılarımız yağcılık uğruna ayakta alkışlarlar başkanı. Sonra da ufak yollu şikayetlere başlarlar işte.
Hiç merak etmeyin. Bu takımın adı Fenerbahçe... Haftaya dişine göre rakibine beş atar, en azından bir aylığına herkes lafını yalar yutar. Sonra yeni bir hayal kırıklığı ve "ben dememiş miydim" klasiği...
Derken; Milli Ligde şampiyonluk ve "Bravo başkan sesleri"...
Ayıbı günahı yok... Bana "Ne olacak bizim takımın hali" diye soranlara ne diyorsam buraya da yazacağım:
"Gidin başkana sorun".
BEŞİKTAŞ
Rıza Çalımbay'ın bedbaht ifadesine karşın Beşiktaş'ın taşları yerine oturuyor yavaş yavaş. Ailton ve Kleberson işe yarar adamlar. Aslında hiçbir şey yapmasalar , başta Okan olmak üzere takımdaki "yerli yetenekleri" kırbaçlamaları bile yeter.
Bakın son maça... Takıma sanki iki Brezilyalı değil "vahiy" geldi. Ahmet Hassan yaz uykusundan uyandı. Koray coştu. Okan şahlandı. Ali Güneş, Adem, hepsi çıtayı yükseltti. Yedek kulübesinde sıra bekleyenler bile hırslandı.
Turgut Özal başbakanlığı sırasında bir türlü atama yapmadığı bir bakan koltuğu için "boş olması daha faydalı" demişti... "Herkes o koltuk için canavar gibi çalışıyor"...
Rıza Hoca da Beşiktaş'tan gönderilecek isimlerde acele etmezse, çıta daha da yükselecek gibi.
Futbolcu bolluğu iki tarafı keskin bıçaktır. İyi kullanırsan işe yarar, kötü kullanırsan elini yaralar.
GALATASARAY
Cim-Bom'da para yok, ama Gerets işi "öpücükle" götürüyor şimdilik. Bir Hasan Şaş'a sarılıyor, bir Ümit'e...
Galatasaray'da "ne olacak bu takımın hali" sorusu yerine "aman nazar değmesin" cümlesiyle tahtaya vuruluyor. Ne zamana kadar işe yarar kimse bilmiyor. Çünkü futbolun olmazsa olmazlarından ilk sıradaki unsur olan "para" yok Galatasaray'da...
Bir yandan da "yıldız" peşinde Galatasaray... İşte o zaman bozacaklar tılsımı...
Galatasaray takımında tüm dengeler alt üst olur üç-beş milyon Euroluk bir transferle. Konu "maneviyattan maddiyata" kayıverir. Dualar, yerini döviz kuru hesaplarına bırakabilir. Transfer ve taksitler gündeme gelir.
Gerets"in öpücükleri de kurtaramaz durumu.
Bırakın Galatasaray'ı şu mağduriyetin verdiği iman kuvvetiyle kazansın maçlarını. İki hafta daha kazansın, sonra tutamazsınız inanın.
Artık takımın başındaki hoca yüzünden mi Amerika'daki "hoca" sayesinde mi bilinmez, yakalanmış bir performansa, "olmayan para" ile çomak sokmayın bence.
TRABZONSPOR
Yavaş yavaş ümidi kesiyorum ben Karadeniz'den...
Bu coşkulu, heyecanlı, akıllı insanlar, futboldaki "para kazanma fırsatlarını" biraz abartmışlar. "İddaa"laşmada işi ileri götürmüşler. Akçaabat Sebatspor'dan ,Trabzonspor'un yıldızına kadar uzanan sayfa sayfa raporlar, önümüzdeki günlerde iyice "takatsız" bırakacak Karadeniz'i ve onun futboldaki temsilcisini...
Ne alakası var demeyin. Karadeniz insanının o coşkusu, heyecanı, nasıl ki bir Kıbrıs darbesinden sonra olayı kulüp içindeki yönetim hesaplaşmasına kadar getirdi... Bu müşterek bahis problemi de çok başını ağrıtacak bölgenin.
Trabzonspor etkilenecek ister istemez. Her yasal gelişmede, bölge insanı yine kabuğuna çekilecek ve altında sportif düşmanlıklar arayacak. Her türlü paranoid fikirlere gebe günler bekliyor Trabzon'u.
Gerginlik, Trabzonspor'un en büyük düşmanı olacak her zamanki gibi... En kuvvetli rakipten daha çok yıpratacak takımı. Şimdilik Başkan Aktuğ emniyet subabı. Ama ne kadar dayanır ki?
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|