Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 16 Ağustos 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çözüm


Turgut Özal ile bir söyleşimizde, "ULUS DEVLET olamadık. Bu bir hakikat. Bu coğrafyada yaşayanları bir arada bütün halinde tutabilmek için DİN hâlâ en tesirli faktör" demişti. "Kürt sorunu" tartışmalarında Özal'ın -diğer çözüm arayışlarını da sürdürmekle beraber- eşitler arasında birinciliği DİN'e verdiği anlaşılıyordu.
Bu -laisizmden sapmak- gibi algılanmasın.
Özal, laisizmde sakardı ama bu makas değiştirmeye -takiyeli- uzanış değildi.
"ULUS DEVLET"in boşluklarında dolgu gibi görüyordu "DİN"i.
Kendine özgü pragmatizmin yansımalarından biriydi.
Bölücülük ateşlerinin yansımasını DİN birleştiricisi ile önlemek istiyordu.
Irak örneği de gösteriyor ki, artık DİN, aynı coğrafyada yaşayanları bir arada tutamıyor... Irak'ı geçiniz bir kalem... Abdülhamit, bu kartı halife olarak oynamıştı. İslam coğrafyasında kopmaları önleyebildi mi?

Milliyetçilik alevleri
Gerçekten ekonomik gelişme, sınıflar arası farklılıklardan doğan çatışma, risk oranını aşağılara çekmekte... Tolere edilebilir çizgiye indirmekte.
Ama...
Milliyetçilik kökenli ayrılıkçı ateşler ekonomi rüzgârıyla sönmüyor.
Ekonomide kalkınmanın yan unsuru olan kültürel gelişme ve demokratik bilinçle, o alevlerin yaygınlaşma olasılığı da artıyor.
Yani, "DİN" birleştiricisi yetersiz...
Ekonomik gelişme ve Avrupa standardında demokrasi elbette hedeftir, fakat tek başına çözüm sanılmamalı.

Yeni koşullar
Türkiye'nin yanı başında artık bir Kürt devleti ve Kürt yönetimi var.
Tarihte İran'ın bir bölümünde kurulan ve sonra haritadan silinen Sovyetler Birliği destekli MAHABAT CUMHURİYETİ'nden sonra ilk kez bir Kürt devleti bu. Sadece adı "Federe..."
Değil Bağdat tarafından yönetilmek, Bağdat bile Kürt lideri Talabani tarafından yönetilmekte.
Yetmiyor...
Gündemde "KÜRT KONFEDERASYONU" var.
İran, Irak, Suriye, Türkiye Kürtlerini kapsayan bir konfederasyon konuşuluyor.
Diyarbakır'da "Federasyon" için toplanan imzaların mesajı, sadece sınırların içine değil, sınırın ötesine de...
Üstelik bu kez o oluşum ABD'nin koruyuculuğu altında... Rusya ise karşısında görünmüyor.

2'li denge
O halde Türkiye -bütünlüğünü- nasıl koruyacak?
Türkiye insanı TC üst kimliği ötesinde "Avrupalı" şemsiyesi altında da toplanmalıdır.
Türkiye -haklı kuşkular duysa bile- gene de AB ile bütünleşerek karşı ağırlık oluşturabilir.
Ayrılıkçıların önüne konacak "çekim alanı" seçeneği, "Avrupa Yurttaşı" olabilmektir.
Şoven milliyetçi küçük bir çevrenin dışında, Kürt yurttaşlar Ortadoğu'nun yeni oluşan bir macera devletinde vatandaşlığı, AB pasaportuna tercih etmez.
Özellikle genç nüfus...
Ve çocuklarını, torunlarını düşünen çoğunluk...
Zaten evliliklerle, göçlerle, çocuklarla, torunlarla bu topraklarda Türk ve Kürt milyonlar birlikte harmanlanmışlar.
Ancak, her şeye rağmen, bir işaret...
Şoven milliyetçi eski KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın torununun bile AB pasaportu alışı, sosyopsikolojik laboratuvar deneyi gibidir. Türkiye coğrafyası içindeki olası eğilimi de belirler.
Öte yandan AB'ye tam üyelik hedefine yürüyüş, beraberinde ekonomik kalkınma, demokrasi standartları, kültür ve yaşam kalitesi getirecektir.
Ve bütün bunlar için önümüzde takvim yığınları yok. Sadece 7.5 yıl kaldı. Çünkü -süreç aksamazsa- tam üyelik kabul prosesi 2013'te başlar. 2014 ise, üyeliğin resmiyet kazanması için törenler vs. gibi ritüeldir.
7.5 yıl, sabır, bilgelik, yurttaşlık bilinci, kararlılık, cesaret, hoşgörü ve demokrasi gerektiriyor.
Fert başına milli gelir çıtasını 10 bin dolara dayamak da bu oyunun kuralı.
......................
Elbette Türkiye, kendi topraklarını, hukukunu, kutsal yaşam hakkını güvenlik güçleriyle koruyacaktır ama bu arada ayağı kan batağına kaymamalı.
"AB'ye zaten giremeyiz" söylemi ve tavrı, bilmeyerek bölücülerin ekmeğine yağ sürüyor galiba...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransa'nın Türkiye karşıtlığı
DİYARBAKIR dönüşü uçakta Dışişleri Bakanı Abd...
Fikret BİLA
'Bu süreç İmralı'yla pazarlığa gider'
CHP Lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın ...
Güneri CIVAOĞLU
Çözüm
Turgut Özal ile bir söyleşimizde, "ULUS DEVLE...
Can DÜNDAR
'İrlanda gibi' mi?
Güneydoğu'da ilk bomba 21 yıl önce 15 Ağustos...
Abbas GÜÇLÜ
Parası olmayan zor okur
Eğitimde paranın gücü hiç bu kadar etkili olm...
Hurşit GÜNEŞ
Elveda meyhaneci
Eski bir şarkı vardır: "Elveda meyhaneci artı...
Sami KOHEN
Önce Gazze... Sonra?
Filistinlilerin zafer kutlamaları, Yahudi yer...
Derya SAZAK
PKK referansı
Başbakan Erdoğan'ın 'Kürt sorununun demokrasi...
Meral TAMER
Çubukçu: Seçmen, kadın adaya oy vermiyor
Önceki hafta pazar sabahı, birkaç köşe yazarı...
Güngör URAS
Dövizde fiyatı yerli talebi belirleyecek
Patatesin, domatesin fiyatı nasıl arz ve tale...
M. Ali BİRAND
Kürt sorununu kimse çözemez
Bizim anladığımız, tabulaştırdığımız, sloganl...

© 2005 Milliyet