Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 17 Ağustos 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Depremdem sonra gece uykularım bitti'

Depreme Gölcük'te yakalandı. 27 saat enkaz altında kaldı. 3 er onu çıkardığında öldü sanılıp ceset torbasına konuldu. Torbaları "son bir kez" kontrol eden Bandırmalı Erol sayesinde bugün hayatta Sami Dündar...

Ali Eyüboğlu

17 Ağustos'ta depremi organizatör olarak bulunduğu Gölcük'teki Donanma Komutanlığı'nda yaşadı. Fay hattının içine alıp yok ettiği orduevinin enkazı içinde gözlerini bile açamadan 27 saat kaldı. Yıllardır adlarını dahi öğrenemediği 3 asker, onu kurtarmak için enkazın içinde metrelerce tünel açtı. Artçılar sürerken komutanlarının "Hepiniz dışarı çıkın" emrini dinlemeyen askerler, onu enkazdan alıp çıkardı. Çok geçmeden şoka girince "öldü" sanılıp ceset torbasına konuldu, gemiyle Bandırma'ya gönderildi. Torbaları son bir kez kontrol eden Bandırmalı Erol, fermuvarı açınca küçük bir göz kırpması onu tekrar yaşama döndürdü.
Amerikan Hastanesi'nde günlerce yoğun bakımda kaldı. Doktorlar birçok kez yaşamından ümit kesti ama o, "Yaşama hakkını kullanmaya" kararlıydı. Sami Dündar, 17 Ağustos depreminden sonra yaşadıklarını "Her Şeyin Bittiği Yerden" adlı kitapta topladı. Dündar'la kitabın öyküsünü konuştuk.

Depremde yaşadıklarınızı film yapmayı planlıyordunuz ama filmden önce kitap geldi.
Çok eski dostum Okan Bayülgen'le bu konunun kitabını yazmaya değil de filmini çekme kararı almıştık. Okan, 'Sen çok önemli bir şey yaşadın ama bunu yakın çevrenden başka kimse bilmiyor. Sen, yaşama hakkını kullandın. Bunları başka insanların da bilmesi lazım ki, onlar da başlarına bir şey geldiklerinde yaşama haklarını nasıl kullanacaklarını algılasınlar. Belki en azından bir kişiyi kurtarırsın. Bu seni ilgilendirmiyor mu?' deyince işe koyulduk. Senaryo toplantıları yapmaya başladık. Okan birkaç senarist buldu fakat memnun olmadık. Sonunda Okan, 'Bu kitabı yaz ki senaristler kitabından yola çıkarak doğru dürüst senaryolar çıkarsınlar' dedi. Kitabı yazmaya başladım fakat, bir türlü o anı yazamıyorum. Her yer sallanıyormuş gibi geliyor bana. Aldım laptop'ı Antalya'da bir otele yerleştim.

Otel işinizi kolaylaştırdı mı?
Hayır. Otele tam girdim, yazmaya başlıyorum ve gündüz olmasına rağmen yine aynı şey oldu. Havuz başına indim, iniş o iniş 15 gün boyunca, şezlongların üstünde yatmak suretiyle o bölümü yazdım. Sonra İstanbul'a geldim ve devam ettim. Yüzde 80'i tamamlandı. Ama laptop'ım çalındı. Böylece kitap gitti. Aradım Okan'ı 'Kitap gitti, bir daha oturup o kitabı yazamam, filme devam edelim' dedim. Beni Okuyan Us'tan Cem Mumcu ile tanıştırdı. Editörler sordu, anlattım. O anı konuşup kaydettik. 'Sadece orayı yapmam gerekirse, diğer tarafları yazarım' diye bir başladım o kitaba, başlayış o başlayış, 3 ayda kitabı bitirdim.

'Benim artık iki doğum günüm var'

Doğum gününüz ne zaman?
2 doğum günüm var artık; biri 16 Kasım 1963, diğeri 18 Ağustos 1999 sabaha karşı 5 sıraları...

Deprem sizden neler götürdü?
Artık hiperaktif bir insan değilim. Hafif aksayan bir adam görüntüm var ama zor yürüyorum. Sol ayağım, sağ ayağımın yarısı kadar. Kasları yok, Sinirleri çalışmıyor. Ciddi çaba sarf ederek, düşünerek yürüyorum. 'Bu adımı buraya atmalıyım' diye yürüyorum. çok yoruyor. Gece uykusu diye bir şey kalmadı artık. Mutlaka sabah ışığını göreceğim. Sabah 6 - 7 gibi uyuyabiliyorum. 09.00 gibi de telefonlarım çalmaya başlıyor. O yüzden en fazla 3 saat uyuyabiliyorum.
Dostlarımın hazırladığı sürpriz partilerle 17 Ağustos'u 2. doğum günüm gibi kutluyorum ama her deprem yıldönümü geldiğinde 3 günlük uykusuzluk ve eve girememe dönemine giriyorum. Olaydan bu yana 16, 17 ve 18 Ağustos'u hep dışarıda ve hiç uyumadan geçiriyorum.

Hayatta kaç kez "Her şey bitti" dediniz?
Hayatımda ilk kez her şey bitti dediğim olay 1978'de oldu. Vapur kaçırma eyleminin ardından bütün devrimci örgütler birleşerek geniş kampanya yapmıştık. Bir gece 4 örgüt ortaklaşa afişleme yapıyorduk. Ekibin güvenliğinden sorumluydum. Şehremini'nden Topkapı'ya çıkarken tuzağa düştük. Kurtuluş örgütüne mensup Tayfun adlı arkadaşım yanımda 2 kaşının ortasına bir G3 mermisi aldı, küt diye yere düştü. Mermiler arasında kaldık, 8 arkadaşımız orada can verdi.

Sizi göçükten kurtaran 3 askere ulaşamadınız ama sizi ceset torbasından çıkaran Bandırmalı Erol var, onu bulabildiniz mi?
Buldum, görüşüyoruz. İlginç bir çocuk. Ev, otomobil almak istedim maddi yardım yapmak istedim. 'O zaman yaptığım şeyi boşuna yapmış olurum' diye kabul etmedi.

Dündar kimdir?
SAMİ DÜNDAR... 1963 yılında İstanbul'da doğdu. Dedesi ünlü kunduracı Mahir Dündar'ın yanında çalışan Dündar, henüz 7 yaşındayken tiyatroya başladı. Ardından da çocuk orkestrasında görev yaptı. Bahariye İlkokulu ve Kadıköy Ortaokulu'nun ardından birincilikle Sultanahmet Meslek Lisesi'ne girdi. Lisenin üçüncü günü devrimci olmaya karar verdi... 6 Kasım 1980'de yakalandı ve kimseyi öldürmediği halde idam cezasına mahkûm oldu. İşkenceler altında geçen 6.5 yıllık hapis hayatı ve 1.5 senelik zor şartlarda geçen askerlik sürecinin ardından 1988'de yeniden hayata 'Merhaba' dedi. 5. Boyut isimli organizasyon şirketi kurup birçok televizyon için sayısız programlar yaptı. 17 Ağustos depreminin de 'vurduğu' Dündar, enkaz altında geçen 27 saatini kitaplaştırdı.




GÜNCEL
Gölcük'te eski tas eski hamam
Hacıbektaş'ta gergin saatler
'Depremdem sonra gece uykularım bitti'
'Korsan'da rekor kırdık
Camide doğum günü
Fen ve Anadolu liseleri doldu
Araştırmacı Türkyılmaz mahkemede bırakıldı
Üniversite harcı 458 YTL'ye kadar
Yaralı ABD'liyi TSK kurtardı
İngiliz'i 'Ginger' buldu
Diyanet'ten 'kızları okutalım' hutbesi
Diyanet: Yıkık altında ölen de şehit sayılır






Hasan PULUR
Güneşin doğduğu yerde Cumhuriyet yok!
MİLLİYET, Ege ekinin pazartesi günkü manşeti ...
Çetin ALTAN
Gece uykusu kaçanlar, neleri hiç düşünmez...
Yatak odasında baskılı sıcak bir gece... Yorg...


 2003 yılında neler oldu
 2004 yılında neler oldu

© 2005 Milliyet