|
Kürt meselesi ve CHP
1998 yılının 5 Ağustos günü... CHP, üç bin kişinin katıldığı muazzam bir kapalı salon toplantısı yapıyor. Toplantıda öne çıkarılan mesaj şu:
"Kürt sorununu CHP çözecek!" (Cumhuriyet, 6 Ağustos 1998)
CHP bu toplantıyı nerede yapıyor? Diyarbakır'da! Ve işte CHP raporundan cümleler:
"Terör ve Kürt sorunları çözümlenmeden demokrasi kökleşemez...
CHP, bölgede, demokratikleşmeyi ve bölgesel sosyo-ekonomik gelişmeyi yaşama geçirerek Kürt sorununu çözmeye kararlıdır..."
CHP'nin raporu devam ediyor:
"Etnik duyarlıklara demokratik çözüm ilkesi, çoğulcu demokrasinin özüdür. Bu anlayışla Kürt kimliği tanınmalı, Kürt kökenli yurttaşlarımız da dil, kültür, folklor ve kimliklerini koruma, kendi anadillerinde yayın yapabilme, özel okullarda anadille eğitim yapabilme, Kürt kültürü üzerine araştırma yapacak kurumları kurabilme haklarına kavuşmalıdır."
Raporu Baykal'ın sağ kolu Algan Hacaloğlu açıklıyor... CHP'nin bu toplantısının amacı "Kürt sorununa dikkat çekmek ve çözüm önerileri geliştirmek"ti; toplantıya "20 CHP Parti Meclisi üyesi, 25 CHP milletvekili ve 10 yabancı misyon temsilcisi" katılmıştı. (Milliyet 5 Ağustos 1998)
***
CHP ve ondan önce daha 'cesur' biçimde SHP, Kürt meselesi konusunda hiçbir partinin yapmadığı açılımları yaptılar; İnönü, PKK'ya yakınlığı bilinen isimleri Meclis'e taşıdı, bir uzlaşma sürecini başlatmak gibi bir iyi niyetle... CHP'nin söz konusu raporu da benzer bir yaklaşımı ifade ediyordu. Fakat, SHP eridi gitti, CHP bu raporuna rağmen Güneydoğu'dan oy alamadı, ilk seçimde ülke genelinde barajdan düştü!
Bu gerçek, bir ders gibi şunu öğretiyor bize: "Kürt meselesi... Demokratik çözüm... Etnik duyarlık... Kimlik... Eğitim..." gibi vaatler, Kürt milliyetçiliğinin tabanında hiçbir etki yaratmıyor, çünkü bunları çözüm saymıyorlar! Çözüm saysalar, 'çözüm burada' diye CHP'ye oy verirlerdi mesela...
Bugün, bölge oylarından umudunu kesen CHP ve Baykal, adeta u-dönüşü yaparak "Kürt meselesi" terimine bile karşı çıkıyor! Oyu, başka yerlerde arıyor. Baykal'ın değişen söyleminin asıl sebebi budur. 'Dün Kürtçe yasağı vardı, sorunun adı Kürt meselesi idi, bugün dil ve yayın serbest, öyleyse Kürt meselesi değil' türünden savunmaların hiçbir mantıki tutarlığı yoktur.
Erdoğan'a bu açıdan yaptığı eleştiri de 'ilkesel' değil 'siyasal'dır.
***
PARTİLER arasındaki çekişmeler bir yana... SHP ve CHP'nin 1990'lı yıllarda Kürt meselesinin çözümü için çok büyük açılımlar yaptığı bir gerçektir, ama bir gerçek daha vardır: Meselenin çözümü için neredeyse radikal denilebilecek bu demokratik açılımlar SHP'ye ve CHP'ye hiçbir oy getirmemiştir! Kürt milliyetçiliğine giden oylar "burada demokrasi var" diye bu partilere yönelmemiştir! Çünkü onların amacı demokrasi değil, etnik milliyetçilik.
Öyleyse bu mesele "demokrasi ile" nasıl çözülebilir?!
Dahası, SHP'nin erimesinde ve CHP'nin barajdan düşmesinde Kürt meselesine yönelik bu açılımların ülke genelinde yarattığı tedirginlikler büyük rol oynamıştır; zaten Baykal bunu bildiği için şimdi bu 'sorun'dan uzak duruyor, hatta karşı tavır takınıyor.
Ve öyleyse, seçilmiş hükümetler bu meseleyi çözemeyecek mi?! Diktatörlük de asla düşünülemeyeceğine göre...
Çıkmaza mı sürükleniyoruz?
Yarın devam edeceğim.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|