| 09:40 | 18 Ağustos 2005 / Perşembe |
Denizde 3 gün 2 gece ölüm-kalım savaşı verdiler
Turan ARSLANOĞLU/İSTANBUL, (DHA) KUMBURGAZ sahilinden şişme botla denize açıldıktan sonra rüzgârın etkisiyle savrulan ve 3 gün, 2 gece denizde kalan 35 yaşındaki Yasemin Uzer ve 29 yaşındaki Cem Çolak, 3 gün 2 gece ölüm kalım savaşı verdikten sonra Kuzey Kore bandıralı bir gemi tarafından kurtarıldı.
Cem Çolak ve Yasemin Uzer pazar günü saat 16.00 sıralarında Cennetyuva Vilları Sitesi’nden şişme botla denize açıldı. Sertleşen rüzgâr nedeniyle sürüklenmeye başlayan bot her geçen dakika karadan uzaklaştı.
Paniğe kapılan iki Uzer ve Çolak, kürekleri kullanarak dönmeye çalıştı. Azgınlaşan dalgalarda mücadele ederek dönmeye çalışırken küreklerin takıldığı bölümler kırıldı. Yapacak bir şeyleri kalmayan Yasemin Uzer ve Cem Çolak'ın içinde bulunduğu şişme bot, daha hızla sürüklenmeye ve karadan uzaklaşmaya devam etti.
Zamanın ilerlemesine rağmen Yasemin Uzer ve Çem Çolak’tan haber alamayan endişeli yakınları durumu Jandarmaya bildirdi. İki kişiyi bulmak için başlatılan arama çalışmalarından gün boyunca sonuç alınamadı. Aramalara Sahil Güvenlik Botları ve helikopterin de katılmasına rağmen denizde herhangi bir ize rastlanamadı.
Ertesi gün sabah saatlerinde helikopter destekli başlayan aramalardan yine bir sonuç alınamadı. Kıyıdan 20 mil açıkta bulunan boş bir bot harkesi korkuttu. Yapılan incelemede bu botun Yasemin Uzer ve Cem Çolak'ın bindiği bot olmadığı anlaşılınca umutlar yeniden belirdi.
Beklenen haber, dün sabah geldi geldi. Şişme botu Marmara’da sürüklenirken farkeden ‘Korinal’ adlı Kuzey Kore bandıralı geminin personeli, iki kişi mutlak ölümden kurtardı. Yasemin Uzer ve Cem Çolak salı günü sabah erken saatlerde yeniden karaya ayak bastı.
“YANIK VE BÖBREK TEDAVİSİ GÖRÜYORLAR''
Denizde geçen 3 gün, 2 gece boyunca ne su içen, ne de bir yiyecek bir şey bulabilen Yasemin Uzer ve Cem Çolak, hastanede tedavi altına alındı. Bu süre içinde gündüzleri yakıcı bir güneşin altında aç susuz kalan Yasemin Uzer ve Cem Çolak’a yanık ve böbrek tedavisi uygulanmaya başlandı.
İki gün boyunca kızgın güneşin altında kalan Cem Çolak yanık tedavisi gördüğü hastanede DHA muhabirinin sorularını yanıtladı. Bottaki arkadaşıyla birlikte her saat ölüme biraz daha yaklaştıklarını hissettiklerini belirten Çolak, şunları anlattı:
“Denizin ortasında kurtarılmayı bekliyorduk. Uzakta bizi aradığını sandığımız botları, havadaki helikopteri, denizin ortasından geçen gemileri görüyorduk ama onlar bizi görmüyordu. Sahilde yosunlar olduğu için botla açılıp denize girecektik. Bir anda rüzgar sertleşti ve bizi açığa doğru sürüklemeye başladı. Kürek çekip karaya yanaşmak istedik ama küreklerin takıldığı bölümler kırıldı. Kürekleri ellerimizle çekmeye devam ettik, dengesiz olduğu için karaya yanaşacağımıza sürüklenmeye devam ettik. Bizi arayan Sahil Güvenlik botlarını ve helikopteri gördük ama onlar bizi görmüyordu. Bize ulaşamayacaklarını düşününce krize girdik. Birbirimize moral vermeye çalıştık. Bu arada şişme botun bölmeleri teker teker sönmeye başladı. 3 bölümde hava kalmadı. Tek bölüm bizi suyun üstünde tutuyordu. Onda da yama vardı. Pompayla boşalan havayı tamamlamaya çalıştım, arkadaşım kürek çekmeye devam etti. Ellerimiz kürek çeke çeke şişti. Hava karardı hala denizin ortasındaydık.'' Kızgın güneşin kendilerini zarar gördüklerini söyleyen Can Çoban susuzluklarını gidermek için deniz suyunu denediklerini anlatırken, “Direncimizi ayakta tutmak için deniz suyu içmeye karar verdik. Birer avuç içtik ama daha sonra içemedik, mümkün değildi, çok tuzluydu. Gündüz kızgın güneşten kaçmanın yolu yoktu, güneş vücudumuzu yaktı. Denizin ortasında her geçen dakika ölüme yaklaşıyorduk. Yakınlarından geçen gemilerdekilere kendilerimizi gösterdik. Ama yardım görmedik. Yanımızdan geçen gemilere mayomu küreğe takıp bayrak olarak kullanarak haber vermeye çalıştım, bizi gördüler ama yanımıza gelmediler'' diye konuştu.
Çoban, onları yeniden hayata döndüren anı da anlatırken, “Bu gemilerden biri yanımıza geldi. Bizi ip merdivenle yukarıya çektiler. Çok iyi davrandılar, yemek verdiler, duş aldık. Gemi personeli Arapça konuşuyordu. Bizi Ambarlı sahiline getirdiler'' dedi.
|