Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Araba tutkusu nereden geliyor?

donatellapiatti@hotmail.com
Uzun zaman sonra yeniden karşılaştığım arkadaşım İhsan her zaman sportif bir kadın olmuştur. Tenis, yüzme, ralli ve otomobil

sporları ilgi alanları arasındaydı...

Onunla yeniden karşılaşmak gerçekten çok hoş oldu! "İhsan?" "Donatella? Seni yeniden görmek ne güzel! Nasılsın? Neler yapıyorsun? Görüşelim mutlaka. Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki!"
Böylece, birbirimizi yeniden kaybetmemek için ertesi akşam onun evinde buluşmaya karar verdik.
Doğrudan bahçeye açılan, gerçekten çok güzel bir dairesi var.
"Ne kadar zaman oldu görüşmeyeli?" diye soruyorum merakla.
"Kim bilir? Ama çok zaman oldu gerçekten! Gir hadi! Karışık bir şey hazırlamadım, bu sıcaklarda hafif şeyler yemeyi tercih ediyorum. Güzel bir salata sana da uyar mı? Benimle mutfağa gel de bir yandan salatayı hazırlayayım."
Evinin dekorasyonuna ve sıcak renklerine bakıyorum hayranlıkla. "Sonuçta o bir dekoratör" diyorum kendime, arkasından mutfağa doğru giderken. Tam da benim sevdiğim gibi, "yaşayan" türden bir mutfağı var; soğuk çelikten, minimalist tarzda değil, ahşaptan yapılma, tıka basa tencere, tava, kavanoz, kutu vs. dolu. Gerçek bir mutfak yani!
"Yardım ister misin?" diye soruyorum bir süre etrafa göz attıktan sonra.
"Hayır teşekkür ederim, bu sefer sen misafirsin... Ama istersen şarabı buzdolabına koy."
"Yeni bir şarap bu, bakalım nasılmış..."
Malzemeleri hazırlarken dikkatle izliyorum onu. Oldum olası çok güzel bir kadındı. Muhteşem formunu korumaya da devam ediyor. Aslında şaşılacak bir tarafı yok bunun; her zaman sportif bir insan olmuştur. Tenis, yüzme, ralli ve otomobil sporları... Türkiye'de bu işlerin sadece erkekler tarafından yapıldığı zamanlardan beri!
Aklımdan geçenleri okumuş gibi gülümseyerek, "Eeee Donatella, hakkında gazete ve dergilerde bir sürü şey okuyorum. Ama hâlâ merak ediyorum; sen sonunda ehliyet aldın mı almadın mı?" diye sordu bana.
Bu durumda okuyucularıma da bir açıklama yapmam gerekiyor: Hayır, bir ehliyet almadım, hatta bir kere bile merak edip direksiyon başına geçmedim... Çünkü arabalar hiçbir zaman ilgimi çekmedi benim!
"Hayır almadım" diyorum gülerek, çünkü nesli tükenmekte olan bir hayvana bakar gibi merakla bakıp kemirmem için bir salata yaprağı uzatıyor bana.
"İnanılmaz bir şeysin!"
"Asıl sen inanılmazsın" diyorum. "Nereden geliyor sendeki bu araba tutkusu?"
"Nereden bileyim? Genetik olsa gerek... Düşünsene, annem 1932'de ilk Ariel sepetli motosikletlerden birini kullanıyormuş... Gözünün önüne geliyor mu? Ekse isimli koca buldog köpeğini Ariel'in sepetine oturtup şehrin sokaklarında fırtına gibi esiyormuş! Ben de, dediklerine göre üç yaşlarında, araba kullanırken babamın yanına oturup 'Daha hızlı, daha hızlı!' diye bağırıyormuşum!"
"Eh, ben de üç yaşımda deli gibi koşardım... Ama çıplak ayak; kimse yetişip ayakkabılarımı giydiremezmiş bana..."
"Sen de hâlâ koşuyorsun! Ama hep kendi ayaklarınla!" diyor bana. Sabahları sahil yolunda kargalar eşliğinde koşmaktan ne kadar hoşlandığımı o da biliyor.
"Peki sonra?" diye soruyorum merakla, anlattıkları yarım kalsın istemiyorum.
"Sonrasını biliyorsun işte; önce kocam Mehmet Berkel'le rallilere katıldık. Renç Koçibey'de yardımcı pilotu oldum ve onunla birçok yarışlar kazandık. Derken Renault takımında pilot oldum. Renault Turbo ile tırmanma yarışlarında oldukça iyi derecelere ulaştım."
Heyecandan yüzünün aydınlandığını fark ediyorum, bütün bu şeyler konusunda bu kadar cahil olduğum için heyecanını derinlemesine paylaşamıyor olmam ne yazık!
"Bir televizyon programı da yapıyordun, değil mi? Yanılıyor muyum?"
"Evet, birkaç yıl yaptım. Yeni model arabalardan, yarışlardan, trafik kurallarından bahsediliyordu. Düşünsene, farların gündüz de kullanılmasını tavsiye eden bendim... Ama boş ver şimdi bunları!" diyor, artık anlattıklarını takip etmekte zorlandığımı ve salatanın üstüne yerleştirdiği burgu makarnalarla daha çok ilgilendiğimi fark ederek...
"Gel hadi, salata hazır" diyor. Peyniri ve şarabı da al, terasa gidelim! Akşam serinliği harika oluyor!"


İhsoş salatası

Malzemesi:
Kıvırcık salata, göbek salata, çarliston biber, salatalık, reyhan, mercanköşkü, taze nane, dereotu, hindi göğsü, bir avuç makarna, soya sosu, limon, zeytinyağı, tuz.

Hazırlanışı:
Hindi göğsünü biraz su ve soya sosu ile pişirip reyhan ve mercanköşküyle tatlandırdıktan sonra dilimleyin ve diğer malzemelerle birlikte bir çanağa koyun. Soğuk makarnaları, zeytinyağı ve limonu da ekleyip özenle karıştırın! İyi bir şarap eşliğinde (bilginiz olsun, bu yeni Kayra Buzbağ hiç de fena değil!) gerçekten hafif ve leziz bir yaz yemeği. Afiyet olsun!


Formula 1 ile ilgili bir yemek dedikodusu
Wurstel ve kızarmış patates tutkunu Michael Schumacher, Hint fizyoterapisti Balbil Singh ve Ferrari'nin muhteşem mutfağı sayesinde ağız tadını değiştirmiş! Bol bol meyve, sebze ve tahılın yanı sıra özellikle makarna düşkünü olmuş! En sevdiği yemekse patlıcanlı maccheroni! Eeeeee işte Ferrari'nin gücü.

CUMARTESİ
"Kutlamayı zirveden indiğimizde yaptık"
"Bu konser müzikal gibi"
"Bienalin kazandırdıkları Formula 1'den fazladır"
Dünyanın en iyi 10 su parkından biri
İki günde 100 saat müzik
En moda En yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet