Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Şu Formula'da neymiş" diyenlere

Satır Arası / Deniz Sipahi

Arşivlerime girip baktım. Formula 1'in Türkiye'de yapılmasıyla ilgili ilk yazıyı 1997'de yazmışım.
Sekiz yıl önce televizyonlar yarışlara çok ilgili değildi, Türk halkı için de Formula 1'in bu kadar popülaritesi yoktu.
Gerçeği söylemek gerekirse o dönemde kimsenin umurunda değildi bu yarışlar.
Benim dışımda birkaç kişi daha zaman zaman köşelerinde bu konuya yer veriyordu.
Televizyonlar güçlendikçe, yarışlar naklen yayınlanmaya başlanınca izleyicimizin ilgisi de artmaya başladı.
Özellikle gençler, yarış günleri özel partiler yapmaya; büyük mekanlarda ve dev ekranlarda yarışlar izlenmeye başladı.
2000'in başında bu sefer daha güçlü bir sesle bu önerimizi yeniledik.
Yine çok kişi değildik ama yazılarımız destek bulmaya başlamıştı.
Biz yazdıkça; "Evet Türkiye'de de yapılabilir" denmeye başlandı.
Hayal gördüğümüzü söyleyenler de vardı ama işe önce hayal kurmakla başlanacağını unutuyorlardı.
Türkiye rallisi, Avrupa rallisi derken; F1 için Türkiye de aday gösterilmeye başlandı.
Sonraki mücadelemizi biliyorsunuz.
İzmir'de mi yapılsın, İstanbul'da mı?..
Yapabilir miyiz, yapamaz mıyız?..
Elimize yüzümüze bulaştırır mıyız, hakkından gelebilir miyiz?..
* * *

İlk sözüm; "Şu Formula'da neymiş" diyenlere.
Motor sporlarını seversiniz ya da sevmezsiniz; ama kabul etmeniz gereken bir tek şey var ki Formula 1 bugün dünyanın en fazla takip edilen spor organizasyonudur.
F1 İstanbul komitesi hesaplamış.
Formula 1 ile Türkiye tarihinin en büyük tanıtımını yapacakmış. Üç gün boyunca 203 televizyon kanalından tam 2.5 milyar kişi yarışları izleyecekmiş.
Uluslararası reklam tarifelerine göre bu tanıtımın değeri 10 milyar dolar.
Bu da yıllık tanıtım bütçesi 100 milyon dolar olan Türkiye için 100 yıllık tanıtıma bedel bir rakamı ifade ediyormuş.
Türkiye Eurovision, Şampiyonlar Ligi Finali ve Formula 1 ile bir yılda 17 milyar dolara bedel bir uluslararası tanıtım yapmış olacakmış.
Formula 1'in Türkiye'de 7 yıllık bir kontratı var; bunun anlamı 70 milyar dolar demek.
Ben bu yarışlara bayıldığımdan değil; bu gerçeği çok önceden fark ettiğim için ısrarla bu yarışları mutlaka yapmalıyız diyordum.
Belki maliyetlerden dolayı biraz zorlandık ama pekala da böylesine büyük bir organizasyonun altından kalkabileceğimizi görmüş olduk.
Benzer kaygıları UNIVERSIADE için taşıyanlar da görmüş oldu.
Efendim "UNIVERSIADE popüler değilmiş, paralar boşa gitmiş" falan da filan.
* * *

Ben gördüklerime, hissettiklerime inanırım.
İzmirliler, Egeliler, Türkiye'nin her yerinden yarışlara gelenler büyük bir heyecan yaşadılar mı, futbol dışında diğer spor karşılaşmaları doldu mu ben buna bakarım.
İzmir, Üniversite Oyunları'na katılımı bir görev olarak kabul etti ve bunun gereğini yaptı.
Yıllardan sonra İzmir farklı bir kimliğe büründü.
Olimpiyatlardan sonra dünyanın ikinci büyük organizasyonunu çok az hatayla yapabildi.
Benim için önemli olan budur.
Şimdi daha büyüklerini hayal etmeliyiz.


BİR BAŞKA GÖZLE

Mevlana bugün yaşasaydı, koyu bir Atatürkçü olurdu
UNIVERSIADE açılış törenindeki gösterilerde Atatürk'ün yer almaması bir hayli tartışıldı. Programı savunanlar olimpiyat gibi uluslararası organizasyonlarda yerel kahramanlara ve savaşı çağrıştıracak görüntülere yer verilmediğini öne sürdüler. Programı eleştirenlerse Atatürk'ün yerel askeri başarılar kazanan bir komutan olmayıp, emperyalist güçleri durdurarak birçok gelişmekte olan ülkeye örnek olduğunu; daha önemlisi getirdiği Cumhuriyet ve devrimlerle modern ve çağdaş Türkiye'yi kurduğunu; "Güneşin doğduğu yer: Anadolu" konulu bir gösteride Samsun'dan doğan en parlak güneşin yer almamasının affedilemeyeceğini dile getirdiler.
Hangi tarafın haklı olduğuna karar verebilmek için yabancıların Atatürk için neler söylediklerine bir bakalım.
"Atatürk, yalnız Türk Milleti'nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletlerin önderiydi. O'nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk." (Sucheta Kripalani Hint Parlamento Heyeti Başkanı)
"Atatürk öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık evrende barışı kimse garanti edemez. Nitekim Avrupalı devlet adamları; O'nun 1930'da yaptığı uyarı ve tavsiyeleri dinlememiş ve dünyayı 1939 yılında ikinci büyük savaş felaketinin içine sürüklemişlerdir." (Sanerwin Gazetesi)
* * *

Atatürk'ün dehasını anlatan en güzel söz 1922'de İngiltere Başbakanı Lloyd George tarafından söylenmiş.
"Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu."
Belki de en doğrusunu Fransız Edebiyatçısı Claude Farrer söylemiş.
"O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için, O'na çok uzaklardan bakmak gerekir."
Açılış programındaki Mevlana gösterisi muhteşemdi; ancak Mevlana bugün bazı kesimlerce Atatürk'e alternatif olarak öne sürülerek toplumu bölmek amacıyla kullanılmaya çalışılıyor. Oysa Talat Halman'ın enfes Türkçe ve İngilizcesiyle bakın Mevlana ne diyor.
"Birleştirmek - bunun için geldik biz/Bölmek - biz böyle amaç gütmeyiz. (To unite-that is why we came/To divide-That is not our aim.)
* * *

Atatürk yaşadığı dönemde nasıl Mevlana'ya saygı duymuş ve onun düşüncelerinden etkilenmişse, Mevlana da bugün yaşasaydı koyu bir Atatürkçü olurdu ve UNIVERSIAEDE açılışında Atatürk'ün yokluğuna hayli üzülürdü.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden)


dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Emeklilik hakkında her şey
"Şu Formula'da neymiş" diyenlere
İzmir'e övgüler yağdı





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2005 Milliyet