|
Hükm-ü Karakuşi...
ZAMAN zaman bazılarının tepesi atar:
"Sallandıracaksın herifi!" diye parlarlar...
Her olay için ayrı çözüm bulanlar da vardır.
Mesela ters yola giren, kurallara uymayan sürücülere iyi cezalar düşünürler:
"Dört lastiği birden indireceksin, görsün gününü!"
Adam meyhanede kafayı çekip azdı mı, ceza hazır:
"Bindir arabaya, gece yarısı Kilyos'a bırak, gel!"
Hırsızı yakaladın mı, sağ elini kes!
Uzar gider bu cezalar...
* * *
BUNLAR teklif, öneri, ya da bazı kararlar...
Bunlara "Hükm-ü Karakuşi" diyorlar. Mantıksız, ipe sapa gelmez kararlar.
Kimmiş bu "Karakuş", niye verdiği kararlara "Karakuşi" denirmiş...
Birkaç örnek...
* * *
BİR gün hizmetkârları onun gömleğini yıkamışlar ve kuruması için ipe asmışlar, derken bir rüzgâr çıkmış, gömlek uçup gitmiş.
Karakuş bunu görünce hem Allah'ına dua etmiş, hem de sadaka dağıtmış; soranlara da "Ya içinde ben olsaydım!" demiş...
* * *
BİR adam Karakuş'a çıkıp birinden şikâyetçi olmuş:
"Bu adam, hem beni hem karımı dövdü, karım dokuz aylık hamileydi, çocuğunu düşürdü..."
Karakuş, döven adama dönmüş:
"Al bu kadını, git, yedir, içir, yat; hamile kalınca dokuz ay sonra kocasına teslim edersin!"
Koca, davasından vazgeçmiş, karısını alıp gitmiş...
* * *
BİR adam Karakuş'a gitmiş, ona borçlu olan adamı şikâyet etmiş, Karakuş borçluyu çağırmış:
"Evet buna borcum olduğu doğru, ben fakir bir adamım, borcumu ödemek için para biriktiririm, ama bu ortadan kaybolur, ben de borcumu ödeyemem, parayı yerim. Birkaç gün sonra da çıkagelir, borcunu öde diye yakama yapışır..."
Karakuş hükmünü vermiş:
"Alacaklıyı hapsedin, borçlu onun nerede olduğunu bilsin ki parayı biriktirince gidip versin!"
* * *
KARAKUŞ hikâyeleri çok, okudukça insanın aklına ne çağdaş olaylar geliyor bir bilseniz, demek soya çekim gerçek...
Yoksa bu hükümler nereden çıkıyor?
* * *
KARAKUŞ'un huzuruna iki adam gelmiş, biri şikâyetçi:
"Bu adam benim kulağımı ısırıp kopardı."
Öbürü itiraz etmiş:
"Hayır, asıl ben şikâyetçiyim... Bu adam, kendi kulağını kendisi ısırıp kopardı, beni de şikâyet ediyor."
Karakuş arkadaki odaya girmiş, bir sandalyenin üzerine çıkıp, kendi kulağını ısırmaya çalışırken düşmüş kolunu kırmış...
O hırsla içeri dönüp "Ben onun kulağını ısırmadım!" diyen adamı gösterip "Atın bunu içeri!" demiş:
"Adamın kulağını sen ısırdın, beni de aldattın, kulağımı ısırayım derken düşüp kolumu kırdım!"
* * *
BİR adamı öldüren katili yakalayıp getirmişler, Karakuş "Asın!" demiş, uyarmışlar:
"Efendim, bu adam çok iyi bir nalbanttır, onu asarsak, sizin atları nallayacak kimse kalmaz!"
Karakuş'un aklı yatmış:
"Kale kapısının yanındaki kafesçiyle bir alışverişimiz var mı?"
"Hayır efendim!"
"O halde nalbant kalsın, kafesçiyi asın!"
* * *
NASIL beğendiniz mi?
Kim bilir, kaçınızın içinden "Aferin adama!" diyesi gelmiştir.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|