Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Ağustos 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hangisi gazetecilik yanlışı

Kazım Kanat'ın Sabah'taki köşesinde bir okur şikayeti: Kleberson'un Türkiye'ye geldiği gün, 2 genç havaalanında Brezilyalı'nın telefonunu bulur. Kulübü ararlar. Sportif Direktör Erdil Arpacı getirmelerini rica eder. Çocuklar getirir. Erdil Arpacı onlara 20 milyon verir. Çocuklar "Ama taksi daha fazla tuttu" der. Arpacı da ne yapayım bu kadar kaldı" diye kesip atar. Kazım Abi de kararı verir. Yazıklar olsun!
Bunu okuyunca inanamadım. Yazıklar hakikaten olsun da, bunu Erdil Arpacı yapmaz ki. Arayıp sordum. Şimdi bir de ondan dinleyelim:
Telefon gelir. Erdil Arpacı, Jose'nin buna çok sevineceğini, hastanede olduklarını, akşamüstü telefonu Kleberson'un kaldığı Ceylan Otel'e getirmelerini, böylece Brezilyalı'yla tanışabileceklerini söyler. Gençler gelir. Jose onları imzalı formayla ödüllendirir. Öpüşür koklaşırlar. Fotoğraf çektirirler. Ayrılma vakti geldiğinde gençler Arpacı'ya "Abi Gültepe'ye gideceğiz" derler. Arpacı da çıkarıp ceplerine 20 milyon TL. koyar. Yani taksimetrenin yazacağı paranın 2 katından fazla.
Kleberson'un Türkiye'ye gelmesi için 1 senedir uğraşan, onu tüm Avrupa'yı şaşkınlık içinde bırakan bir maliyete getiren Erdil Arpacı'yı hiç araştırmadan böyle mahkum etmek hak mı? Kitlelerin gözünde aşağılık bir taraftar düşmanı yapmak. Halbuki bir telefon edip her şeyi öğrenmek kolay. Arpacı'yı arayıp ulaşamayan var mı? Oldu mu şimdi Kazım Abi!

Küçük kalacağız
Aynı yazıda Bilgin Gökberk'in alameti farikası olan siyah tişörtünü plaj kıyafeti, onu sürekli yorumcu yapan TRT'yi de futbol dünyasına hakaret etmekle suçlamak da ayıp değil mi? Bir gazetecinin giydiği kıyafet mi onun değerini belirler yoksa bir haberi yayınlamadan önce arayıp sormamak, araştırma yapmamak mı?
Biliyorum, Erdil Arpacı'nın temsil ettiği okumuş, işin bilimine hakim profesyonel portresi futbol dünyasını fazlasıyla rahatsız ediyor. Çünkü alaylıların büyük bölümü kendi dünyasında yaşarken, gerçek profesoneller Ailton ve Kleberson gibi işler bitirince rahatsızlık yaratıyor. Arpacı olmasaydı bugün Beşiktaş çapa olarak Tayfur'u, forvet olarak da Ersen Martin'i kullanıyordu. Bunu hepimiz, özellikle de Kazım Abi biliyor! Bu mu istenen?
Ama bu dünya değişiyor, daha da değişecek ve biz gelişeceğiz. Çünkü bu bir zorunluluk. Ya da İngiltere'de futbol idaresi okumuş Arpacı gibi değerleri böyle kolay idam edeceğiz, bıktıracağız ve küçük kalacağız.
Karar vermemiz gereken bu Kazım Abi.
Yahu, nelerle uğraşıyoruz!

Hakan Şükür'ün milli macerası

Hakan Şükür'ün Bulgaristan maçında varlığının tek yararı, Fatih Tekke'nin ne kadar alternatifsiz bir santrfor olduğunu ortaya çıkarmasıdır. Hepsi bu. Fatih Tekke'nin Anortosis'e, Bulgaristan'a ve Ankaragücü'ne attığı her golün sonrasında bunu bilerek yapmış olamaz diye düşünüyorsunuz. Ama Fatih "Sultan" Tekke sürekliliğiyle bunu yalanlıyor. Biz de kafacı arıyoruz. Hakan ise Necati, Ümit Karan, Tuncay ve Serhat'ın varlığında ancak yedeği zorlayabilecek bir performansta. Yedek kalsa hiç kuşkusuz 40 yaşına kadar takımda yeri var. Ama kalamaz. Mümkün değil!
Ben Bulgaristan'a gidemedim. Şimdi giden muhabir arkadaşlara soruyorum. Hakan'la diğer oyuncuların arası nasıldı? Arkadaşları onun varlığından memnun mu? Hakan o takıma seçilmezken ona destek olmayanlara karşı nasıl davrandı? Bir bilen vardır mutlaka.

Konvertibilite sorunu

Rizespor-Fenerbahçe maçını merakla bekliyordum. Rizespor'u görmek için. Çünkü 2 haftadır, "Çok iyi oynuyoruz, ama kaybediyoruz" diyorlardı ve biz maçları seyredemiyorduk. Bu tip bir açıklama önemlidir. Çünkü 2 haftadır çok iyi oynayan bir takım kaybediyorsa, durum ülke futbolu için parlak demektir. Belli ki rakip daha iyidir, rakiplerin hocaları daha esnek planlar üretmektedir.
Maçın 20. dakikasına geldiğimizde Fenerbahçe, ilk 2 haftada girdiği pozisyon kadar şans yakalamıştı, ben de 'Allah Allah bu hafta ne kadar kötüler' diye düşünür oldum. Sonra maç bitti ve gerçek ortaya çıktı.
Oyuncular, teknik heyet, başkan yine çok iyi oynadıklarını ve yenilgiyi hak etmediklerini söylüyorlardı. Çok iyi oynamak bu olabilir mi? Belli ki, Türk futbolunu teknik ve idari anlamda yönetenlerde ve sahada olanlarda çok ciddi bir analiz problemi var. Eğer Rize iyi oynuyorsa, Chelsea nasıl oynuyor?
Sonra Galatasaray - Malatya maçında da aynı terane. Rakip evinde kanatlarını da çıkararak, savunmasını orta sahaya çekerek tek çapayla oynuyor. Ve ortalama bir deplasman takımının en çok isteyeceği bu oyunda Malatya savunması kevgire dönüyor. 5 yiyor, 15 yemesi işten değil. Bu futbol iyi olabilir mi? Mümkün mü?

Takıntı mı ?
Trabzonspor'da Yattara muhteşem, oynadığı futbol değil, yumuşacık, uçuyor ve Ankaragücü onu en iyi karşıladığı zaman karşısında bir oyuncu var. Bu futbol iyi olabilir mi? Bu iyiyse Anorthosis'in oynadığı ne?
Beşiktaş'ın modern futbolla açıklanamayacak kadrosu ve oyununu eleştirince ben takıntılı oluyorum. 4 tane adam adamayla savunma yapıyorlar. Bizzat Ailton ve Kleberson bu kadar geniş alanda, böyle bir pas trafiğiyle futbol oynanmaz diye kameraların karşısında haykırıyor, ama ben takıntılı oluyorum. Benim Rıza takıntım varmış, mail yağıyor. Ah be abicim! Takıntılı olan ben değilim, bizzat Çalımbay. Bugün Beşiktaş'a maç kazandıran, Beşiktaş'ı takıma benzeten Ailton'u bugün bile istemeyen, Kleberson'u istemdışı olarak kucağında bulan Çalımbay. Eğer Çalımbay istediği transferleri yapsa, bugün takım 5'li bir adam adamayla, Kleberson'un yerine Tayfur, Ailton'un yerine Ersen Martin'le oynuyor olacaktı beyler. Bu bilgidir, hissiyat değil. Ve bunları bilerek konuşan ben takıntılı oluyorum.
Bu basit ve sorunlu oyunu Ziya Doğan çözemeyince, bak gördün mü oluyor? Yanlış yorum yapıyorsun! Ne yazık.
Türkiye'de hakim olan bu futbol mantalitesi dünya futboluna konvertibl değildir. O yüzden Türkiye'de rahat şampiyonluk getirir ama bu futbolu İngiltere'de bozdurduğunuzda 6 yersiniz, Kıbrıs'ta 3. Liechtenstein'da bile 5 net pozisyon verirsiniz.
Ve işte bu yüzden Danimarka'yı yenebilmemiz ancak evrensel anlamda futbol oynamayı bilen Yıldıray, Emre ve Nihat'ın oynayabilmesiyle mümkündür.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Kıran kırana pazarlık
Kartal'da gerilim
Hedef Heinz
Buyrun, ne alırdınız!
Taşlar nihayet yerini buldu!
Gökdeniz bekleyişi
Dört dörtlük
8.viraj tartışması
Neden pilotumuz yok?
Dünya bizi konuştu
Ribery'nin laneti
'Sıra bizde'
Eller ve diller
Haber turu...
Hangisi gazetecilik yanlışı
Para, inanç ve seks
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Hangisi gazetecilik yanlışı
Kazım Kanat'ın Sabah'taki köşesinde bir okur ...
Ercan GÜVEN
Para, inanç ve seks
"Dört başı mamur" Fenerbahçe'nin lige "geri g...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet