Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Ağustos 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Memurun temel sorunu ve denge tazminatı


Memur sendikaları ile Kamu İşveren Kurulu arasındaki "toplugörüşme"ler sürüyor.
Memurun gözü, kulağı bu görüşmelerde...
"Sendika ve toplugörüşme" sistemine geçilmeden önce de memur, her altı ayda bir belirlenen katsayılarla maaşına yapılacak zammı bekler, bu süreçte, bağlı oldukları bakanlık ve meslek örgütleri eliyle taleplerini gündemde tutmaya çalışırdı.
"Toplugörüşme" sistemi hükümetle iletişimi daha derli toplu hale getirmekle birlikte, sistem tam anlamıyla bir "sendika" sistemi değil.

Sistemin eleştirisi
Memur sendikaları, Kamu İşveren Kurulu'yla sadece "toplugörüşme" yapabiliyor. Bu bir toplusözleşme niteliği taşımıyor. Grev hakkı da olmadığı için, sistem daha çok hükümetin "memurun nabzını yoklaması" niteliğine dönüşüyor. Yetkili memur konfederasyonları, görüşmeleri mümkün olduğunca grevli-toplusözleşmeli sendika anlayışına yakın yürütüyor ama süreç "Uzlaştırma Kurulu"nun vereceği kararların "hükümet takdirine" bırakılmasıyla sonuçlanıyor. Hükümet, Uzlaştırma Kurulu'nun kararlarını "tavsiye" olarak niteliyor ve kendi takdirine göre uygulamayı belirliyor. Sonuçta, memurun ne alabileceği yeni yıl bütçesi şekillenirken ortaya çıkıyor. Kuşkusuz bu süreçte memur sendikalarının "görüşme taktikleri" ve kamuoyuyla birlikte yarattıkları baskı bir faktör oluyor.
Memurun grevli-toplusözleşmeli sendika hakkı yaşama geçmedikçe, mevcut sistemin tatmin edici bir mekanizma üretmesi ve sonuç vermesi mümkün değil.

Temel sorun
Şunu peşinen ifade etmek gerekir ki, memurların temel sorunu personel rejiminin iflas etmiş olmasıdır. 1970'lerde "modern personel rejimi" olarak sisteme giren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, ihtiyacı on yıl bile zor karşılamış ve tıkanmıştır. Bu tıkanıklık sonraki süreçte ek düzenlemeler, yan desteklerle aşılmaya çalışılmışsa da personel rejiminin sorunlarını çözmek bir yana tam bir arapsaçına dönüştürmüştür. Bugün bir memur maaşını oluşturan unsurları izlemek bile çok zor hale gelmiştir. Onları bulan hatta aşan sayıda kalemden oluşan memur maaşlarının dayandığı mantık ve ölçüler çökmüştür.
Memurların içine sürüklendiği bu karmaşayı ne sözleşmeli sistem ne kamu görevlisi yaklaşımı çözmüştür. Sisteme sokulan her yeni düzenleme, işi daha da karıştırmaktan başka sonuç vermemiştir. Bu karışıklığa yüksek enflasyon dönemlerinin yol açtığı erozyon da eklenince ve telafi edici ciddi bir düzenleme yapılmayınca, her düzeyde memur büyük sıkıntı içine düşmüştür.

Denge tazminatı
İflas etmiş personel rejimini yürütebilmek için "yan ödeme" başlığı altında yapılan ek ödemeler, özel tazminatlar, memur maaşları arasındaki dikey ve yatay adaletsizliği daha da artırmış ve önemli uçurumlar yaratmıştır. Öyle ki, aynı eğitime ve kıdeme sahip, aynı işi yapan ama farklı kurumlarda çalışan memurlar arasındaki maaş dengesizliği, meslekler arası çekişmeyi artık kurumlar arası çekişmeye dönüştürmüştür. Akla da, vicdana da sığmayan maaş farkları oluşmuştur.
Şimdi son birkaç yıldır, ana maaşları da aşan miktar ve unsurlar haline gelen "yan ödeme" kargaşasının yarattığı dengesizlikler için "iyileştirme", "temel maaş", "denge tazminatı" gibi isimler altında bu dengesizliği giderecek ödeme türleri devreye sokulmuştur.
Memurlar arasındaki dengesizliği gidermek elbette önemli bir ihtiyaçtır. Ancak, sistem artık "yama" anlayışıyla düzen tutacak halde değildir.
Her hükümetin söz verdiği gibi bir personel reformu yapılması, ancak bunun reformdan da öte bir devrim niteliğinde olması gerekiyor. Kamu hizmeti ve memur ihtiyacının, iyi tanımlamaya ve iyi bir ayıklamaya ihtiyacı var. Eğer böyle bir çalışma gerçeklere uygun şekilde yapılır ve gerçekten bir sendikal düzene geçilirse, bu yönde en büyük adım atılmış olur.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yine Türkler ve Kürtler
ANADOLU medeniyetleri çok daha eskiye gider a...
Melih AŞIK
Sınavda eşitlik!
Ankaralı genç bir öğrenci... Üniversite sınav...
Fikret BİLA
Memurun temel sorunu ve denge tazminatı
Memur sendikaları ile Kamu İşveren Kurulu ara...
Hasan CEMAL
Kürt sorunu (1)
Üç haftalık bir tatil... Bir haftası mavi yol...
Güneri CIVAOĞLU
Otomobil ve siyasetçi
3 Ekim'de Türkiye ile tam üyelik görüşmelerin...
Can DÜNDAR
Acul ile aheste
"Formula 1'de her şey iyiydi, tek sorun trafi...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de de puanlar yükseldi
Üniversite adaylarının merakla beklediği 2005...
Hurşit GÜNEŞ
Formula 1: Ne getirdi, ne götürdü?
Ekonomi biliminde doğrudan ve dolaylı getiril...
Sami KOHEN
Barış uvertürü
Sahne, Ramallah kentindeki yeni Kültür Merkez...
Derya SAZAK
Formula 1 başarısı
İstanbul'da ilk kez düzenlenen Formula 1 Türk...
Güngör URAS
Bankadaki para, hem sistemde hem kayıt içinde
Son zamanlarda "Banka hesaplarına büyük gözal...
Serpil YILMAZ
Çiller 44 bedenin altına nasıl inecek?
Aydınlar buluşması ve ardından Başbakan Tayyi...
M. Ali BİRAND
PKK fırsat mı kollayacak?
PKK , 3ekim'e kadar "eylemsizlik" kararı verd...

© 2005 Milliyet