Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Ağustos 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İki heves, bir kalas


Devlet Tiyatrosu (DT) sanatçılarını alınlarından öpmek gerek...
Tiyatro tarihinde ilk kez, ibretlik bir dayanışma örneği sergiledikleri için...
Kurumlarının geleneğine, hukukuna, onuruna sahip çıktıkları için...
Sanatçıların, siyasi iktidarın pasif oyuncusu olmadığını kanıtladıkları için...
DT'yi tanıyanlar bilir:
Birbirini seven 3 kişiyi bulmak zordur.
Lakin bu kez 2 isim üzerinde neredeyse kesin bir görüş birliği var.
Lemi Bilgin ve Mine Acar...
İlki, kurumun en sevilen genel müdürlerinden biri oldu.
İkincisinin adı bile bölge müdürlerinin topluca istifasına yetti.

Kadrolaşamayınca...
Atilla Koç, Lemi Bilgin'in gördüğü 3. bakan...
Hüseyin Çelik ve Erkan Mumcu DT'ye karışmadılar.
Atilla Koç gelince işler değişti. Biri dışında tüm genel müdürlerini değiştiren Bakan, tiyatroya da müdahale etti.
Önce başrejisörlüğe Ensar Kılıç'ın atanmasını istedi. "Sanatsal yeteneği yok. Tiyatro asla kabul etmez" yanıtını aldı.
Ardından Sivas Bölge Müdürlüğü'ne milletvekilinden torpilli birini empoze etti, kurum yine ayak diredi.
Üçüncü olarak bir AKP milletvekili, Develi'de sahnelenen bir oyundaki bazı sözleri şikâyet edince devreye girdi. "Edebi kurul var, onların yetkisinde" yanıtını alınca yine sustu.
Ama bu direnişten, "Bürokratıma söz geçiremiyorum" sonucunu çıkardı. Hemen bürokrasinin amansız kılıcı devreye girdi. Önce sahte ihbar mektupları geldi, ardından da müfettişler...
Suçlamalar komikti:
Taksim Sahnesi'nin kirasının erken ödenip devletin zarara uğratılması... Maaşların İş Bankası'ndan alınması... vs...vs...

2 hevesli
DT'nin kulisini bilenler, bu oyunda başrolü, yönetimde gözü olan ve eserlerinin daha sık oynanmasını isteyen "iki hevesli"nin oynadığını söylüyor.
Onların etki alanındaki Bakan, Genel Müdür'üyle yüz yüze konuşmadı. Sonra da ilgili müsteşar yardımcısını gönderip Lemi Bilgin'i istifaya davet etti.
Bilgin, "Şimdi ayrılırsam suçluymuşum da soruşturmadan kaçıyormuşum görüntüsü doğar. Bunu onuruma yediremem" diyerek istifa önerisini reddetti.
Hem niye istifa edecekti ki?
DT, tarihinin en uyumlu, en verimli dönemlerinden birini yaşıyordu.
Çalışanlar arasında iç barış sağlanmıştı.
Seyirci ve koltuk kapasitesi yüzde 20 artmıştı.
Bu yaz Türkiye'nin 500 noktasında perde açmışlar, tiyatroyu halkın ayağına taşımışlardı.
Özel tiyatrolarla ilişkileri ısıtmış, salon, oyuncu, yönetmen işbirliğine girişmişlerdi.
Salonları yenilemiş, altyapılarını güçlendirmişlerdi.
Bilgin istifa etmeyince görevden alındı.
Ve yerine yapılan atamayla da tiyatroda yer yerinden oynadı.

Örnek eylem
12 bölge müdürü, hiçbir mesleki yeteneği olmayan birinin Genel Müdürlük'e atanmasının DT'nin "sanatçı genel müdür" geleneğini yıktığı gerekçesiyle koltuklarından çekildi.
Ardından rejisörler provaları durdurdu. Sanatçılar ayağa kalktı.
DT'nin tam yeşerirken baltalanması açısından üzücü bir durum; lakin tiyatro çalışanlarının kurumlarına sahip çıkma bilincini sergilemesi açısından örnek bir eylem...
Köşk'ün kararnameyi onaylamaması, Bakan'ın da yanlışta ısrar etmemesi gerek...
Kalıcı çözüm ise tiyatronun özerkleşmesi ve sanatçıların, kendilerini yönetecek genel müdürü seçmesi...
O zamana kadar tiyatronun her gelenin kolayca yapıp yıktığı "iki kalas-bir heves" olarak kalması kaçınılmaz...

can.dundar@e-kolay.net








Taha AKYOL
Irak'ta dinamitler
YENİ Irak Anayasası çoktan hazırlanmış ve 15 ...
Çetin ALTAN
Her şey ne güzel çatırdaya çatırdaya sallanıyor...
Bir Emniyet müdür yardımcısının 2 Rus kadınıy...
Melih AŞIK
Federal Irak
Irak yeni anayasayla birlikte federal bir sis...
Fikret BİLA
'MGK'da sanık sandalyesinde oturmuyoruz'
Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) bildirisinde;...
Hasan CEMAL
Kürt sorunu (3)
Diyelim ki, ağzımıza biber sürüldü, tövbe ett...
Yılmaz ÇETİNER
İktidarlar gerçeği görmek, duymak istemez... Ancak soytarı söylerse!
"Sultan II. Mahmut'un çevresinde bulunan yüks...
Güneri CIVAOĞLU
Palet ve tuval
Palet üzerinde bazı renkler çiğ ve iticidir....
Can DÜNDAR
İki heves, bir kalas
Devlet Tiyatrosu (DT) sanatçılarını alınların...
Abbas GÜÇLÜ
Boş kontenjanlar ne anlama geliyor?
Anadolu liselerinde kesin kayıtlar önceki gün...
Hurşit GÜNEŞ
Ne zaman giderler?
Üç yıldır yüklü miktarda portföy yatırımı ülk...
Doğan HEPER
Odalar Birliği kimden yana?
ERDEMİR'in özelleştirilmesi Türkiye'nin bölün...
Semih İDİZ
Iraklı Kürtlerle yeni bir ilişki gerekiyor
David Lean'in 'Arabistanlı Lawrence' filmini ...
Sami KOHEN
Bu anayasa çatışmanın "anası" olur mu?
SORUN, Irak anayasasının 3 gün daha uzatılan ...
Hasan PULUR
Bülent Ersoy'u kim kurtardı?
HAYIR, bu elbise Deniz Baykal'a uymaz...
Derya SAZAK
Bülent Ersoy Meselesi
Ne düşündüğümü baştan yazayım: Sayın Baykal'a...
Yaman TÖRÜNER
Satmak kolay mı?
J. Gitomer'in Satışın Küçük Kırmızı Kitabı (L...
Güngör URAS
'Ortak Girişim' özlenen bir gelişme
Anadolu'da "Bir elin nesi var, iki elin sesi ...
Serpil YILMAZ
Eğitimde yap, işlet, devret modeli
Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin'de Anne Çocuk...
M. Ali BİRAND
Uyarı mı görüş birliği mi?
MGK toplantısından sonra açıklanan bildiri me...

© 2005 Milliyet