Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Ağustos 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Iraklı Kürtlerle yeni bir ilişki gerekiyor


David Lean'in 'Arabistanlı Lawrence' filmini seyredenler son sahneleri anımsayacaklardır. Türkler yenilerek 'Arabistan'dan atılmıştır. Sıra 'bağımsız' Arapların 'vatanlarını' kurmaya gelir. Ancak, Arapların bu aşamada tek yapabildikleri şey kavga etmektir.
Lean burada sanki, 'Arap ayaklanması' hakkında özellikle İngiltere'de var olan 'romantizmi' silmeye çalışmaktadır. Zira, Osmanlı'ya başkaldırmalarından bu filmin yapımına kadar geçen 50 yıl zarfında Arapların modern bir devlet kuramadıklarını bilmektedir.
Irak'ta tanık olduğumuz anayasa karmaşası insana bu filmin sonunu anımsatıyor. Bırakın - federal olsa dahi - işlevsel bir cumhuriyet için çaba sarf etmeyi, taraflar bariz bir şekilde kendi avantajlarını artırma yarışı içindeler. Ne Kürtlerin, ne Şiilerin, ne de Sünnilerin 'Yeni Irak' için fedakârlıkta bulunmaya razı oldukları söylenebilir.
Şimdiye kadar kazançlı çıkan tarafların Kürtlerle Şiilerin olması ise normal sayılmalı. Sünni Baas rejimi altında çektikleri acılar bunu adeta kaçınılmaz kılıyor. Özetle, hem Kürtler hem de Şiiler 'tarihi bir fırsat'ı ellerine geçirdiklerini bilerek davranıyorlar. Azınlıkta olmalarına karşın daha önce ülkenin efendisi olan Sünniler ise 'tarihi bir hezimet' ile karşı karşıya olduklarını hissediyorlar.

Testi kırılınca
Onun için, Amerikan işgaliyle testi kırılınca, Türkiye'nin arzuladığı bir Irak'ın ortaya çıkmasına zaten imkân yoktu. Türkiye açısından gelişmeleri özetlemek gerekirse şunlar söylenebilir: 'En iyi hal senaryosuna' göre Irak 'zayıf merkezli federal bir ülke' olacak. Bu yapı içinde Şiilerle Kürtler ülkenin ağırlıklı kesimlerini oluşturacaklar.
Anayasa taslağına göre 'mevcut' petrol rezervleri 'ortak' olacak. Yani, yeni rezervler kimin bölgesinde bulunursa ona kalacak. Bu arada, peşmergeler kalacak. Bu durumda Şiilerin de kendi milis güçlerine resmi statü isteyecekleri belli. Ne güçleri ne de destekçileri kalmış olan ve ortaya çıkan anayasa taslağını reddeden Sünnilere kalan tek seçenek ise 'direniş' kisvesi altında terörizm.
Bu arada işler tabii ki ABD açısından da ters gidiyor. Bush yönetiminin, daha önce hararetle karşı çıkmasına karşın, Irak anayasasının şeriata referansta bulunmasını şimdi kabul etmesi bile bunu gösteriyor.

Kerkük belirsiz
Türkiye için en önemli konulardan biri olan Kerkük'ün statüsü ise belirsizliğini korumaya devam ediyor. Anayasa çalışmalarını daha fazla sekteye uğratmaması için bu konu şimdilik arka plana itilmiş görünüyor. Ancak, Kerkük'ün 'Kürtleştirilmesi'nin, sadece Türkiye ve Türkmenler değil Araplar tarafından da reddedilmesi, bu sorunun patlamaya hazır bir barut fıçısı olarak ortada durmaya devam edeceğini gösteriyor.
Anayasa çalışmaları, ABD baskısıyla şu veya bu şekilde tamamlanacak. Ardından 15 Ekim'de referanduma sunulacak. Ancak taslakta o kadar çok açık var ki, referandumda kabul edilse bile, ciddi sorunların devam edeceği anlaşılıyor. Peki bu gelişmeler karşısında Türkiye ne yapmalı?
Fırtına anında öznel tercihlere yer olmadığı için, Ankara'nın gerçekleri gözeten soğukkanlı bir politika oluşturması gerekiyor. Bu durumda, öncelikli olarak, Iraklı Kürtlerle iyi komşuluk ve içişlerine karışmama esasına dayalı, iki tarafa hizmet eden bir ilişki geliştirmenin zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Irak'ta dinamitler
YENİ Irak Anayasası çoktan hazırlanmış ve 15 ...
Çetin ALTAN
Her şey ne güzel çatırdaya çatırdaya sallanıyor...
Bir Emniyet müdür yardımcısının 2 Rus kadınıy...
Melih AŞIK
Federal Irak
Irak yeni anayasayla birlikte federal bir sis...
Fikret BİLA
'MGK'da sanık sandalyesinde oturmuyoruz'
Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) bildirisinde;...
Hasan CEMAL
Kürt sorunu (3)
Diyelim ki, ağzımıza biber sürüldü, tövbe ett...
Yılmaz ÇETİNER
İktidarlar gerçeği görmek, duymak istemez... Ancak soytarı söylerse!
"Sultan II. Mahmut'un çevresinde bulunan yüks...
Güneri CIVAOĞLU
Palet ve tuval
Palet üzerinde bazı renkler çiğ ve iticidir....
Can DÜNDAR
İki heves, bir kalas
Devlet Tiyatrosu (DT) sanatçılarını alınların...
Abbas GÜÇLÜ
Boş kontenjanlar ne anlama geliyor?
Anadolu liselerinde kesin kayıtlar önceki gün...
Hurşit GÜNEŞ
Ne zaman giderler?
Üç yıldır yüklü miktarda portföy yatırımı ülk...
Doğan HEPER
Odalar Birliği kimden yana?
ERDEMİR'in özelleştirilmesi Türkiye'nin bölün...
Semih İDİZ
Iraklı Kürtlerle yeni bir ilişki gerekiyor
David Lean'in 'Arabistanlı Lawrence' filmini ...
Sami KOHEN
Bu anayasa çatışmanın "anası" olur mu?
SORUN, Irak anayasasının 3 gün daha uzatılan ...
Hasan PULUR
Bülent Ersoy'u kim kurtardı?
HAYIR, bu elbise Deniz Baykal'a uymaz...
Derya SAZAK
Bülent Ersoy Meselesi
Ne düşündüğümü baştan yazayım: Sayın Baykal'a...
Yaman TÖRÜNER
Satmak kolay mı?
J. Gitomer'in Satışın Küçük Kırmızı Kitabı (L...
Güngör URAS
'Ortak Girişim' özlenen bir gelişme
Anadolu'da "Bir elin nesi var, iki elin sesi ...
Serpil YILMAZ
Eğitimde yap, işlet, devret modeli
Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin'de Anne Çocuk...
M. Ali BİRAND
Uyarı mı görüş birliği mi?
MGK toplantısından sonra açıklanan bildiri me...

© 2005 Milliyet