Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Ağustos 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Sahipsiz kaldık'

Türk basketbol hakemliğini Almanya'da başarıyla temsil eden Murat Biricik, Türkiye şartlarında maç yönetmenin zorluklarını anlattı, ülkemizde hakemlerin üvey evlat muamelesi gördüğünü söyleyerek nedenlerini bir bir sıraladı

ÖZEL RÖPORTAJ / GÖKHAN TÜRE


Coachların, idarecilerin, oyuncuların, kulüp başkanlarının, hatta medyanın bile "günah keçisi", seyircilerin de "stres topu"durlar oldum olası...
Tıpkı futbolda olduğu gibi basketbolda da çoğunlukla; kaybeden antrenörlerin, kolayına kaçıp yenilgiden sorumlu tuttuğu, iyi gününde olmayan oyuncuların hedef gösterdiği, seyircilerin de kötü oynayan takımı yerine bağırıp çağırmayı, üzerine yürümeyi, küfür etmeyi alışkanlık haline getirdiği "çaresizler"dir onlar...
Hatta bazen her iki takım da köpürür çaldıkları düdüklere; ağızlarıyla kuş tutsalar yaranamazlar...
Onlara göre; istisnalar hariç, hakemler hep yanlış, hep haksız, hep suçludurlar...
Avrupa'daki meslektaşlarına oranla Türkiye'de çok daha zor bir misyonu yerine getirmeye çabalayan hakemlerimizin durumu, aslında yukarıda anlattığımız bu ortamın yarattığı kaosun bir ürünü... Aslında onlar, en az Avrupalı hakemler kadar başarılı, kararlı ve doğrular... Hatta artıları da var; hepsi Türkiye'deki tecrübelerinden ötürü baskıya, strese, kuru gürültüye alışıklar...
Ve bu artı, onları Avrupa'da - tabii şans verildiği taktirde - diğer meslektaşlarına göre ön plana bile çıkarabiliyor...
Tıpkı Murat Biricik örneğinde olduğu gibi...
2001 Avrupa Şampiyonası'nın sonunda Almanya'ya yerleşen Biricik, geçen dört yıl içinde Almanya'nın "en gözde" hakemlerinden biri haline geldi. Alman Ligi finallerinde boy gösteren, Türkiye'de edindiği tecrübeyi başarılı bir şekilde yansıtan 35 yaşındaki Biricik, aynı zamanda Euroleague'de de düdük çalan üç Türk hakeminden biri oldu, "Türkiye'de hakem yetişmiyor" diyenlere en güzel yanıtı verdi.
Alman Ligi'nde Bamberg'in şampiyonluğuyla sona eren son final serisinde ise beş maçın üçünde görev yaparak en çok düdük çalan iki hakemden biri oldu. İşte, İzmir'deki Universiad'da da "Alman kontenjanından" boy gösteren Biricik'in Almanya macerası ve Türk hakemliği üzerine düşünceleri:
"Gizli - saklı yok"
"Herkes birbirine çok açık. Bir hatan varsa maçın gözlemcisi hatanı hemen söylüyor ve hemen cezan geliyor. Kafasında kötü intiba oluşturmuyor, sana, ona göre davranmıyor. Klasmandan çıkarsan nedenleri açıklanıyor. Kimsenin kafasında soru işareti kalmıyor. Otokontrol sistemi var. Ödüllendirmeyi ve cezalandırmayı buna göre yapıyorlar. Takımların hakemler hakkında eleştiride bulunması yasak. Aynı NBA'de olduğu gibi."
"Türkiye'de sorun çok"
"Türkiye'de hakemler ne yazık ki önce sorunlarla boğuşup öyle maça çıkıyorlar. Bunlar ortadan kaldırılsa sonuçta hakemin performansı da artar. Almanya'da bu böyle. Bu yüzden yakın zamanda Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyorum. Huzurluyum, mutluyum, kendime küçük bir Dünya kurdum, o Dünya'da da aradığım her şeyi buluyorum. Tabii ki yakınlarıma ve arkadaşlarıma bir özlem var, onun dışında başka bir sıkıntım yok."
"Standart farklı"
"Kendini işinle kabul ettireceksin. Kişiliğin de uygunsa insanlar seni belli bir yere koyuyorlar. Uluslararası arenada da bu böyle. Türkiye'de kabuğumuzu kıramamışız herhalde. Çıktığımızda heyecanı ve çekingenliği atamıyoruz. Ama bunun aksinin en güzel örneği Recep Ankaralı. Geçen sene final - four yönetti. Türkiye'de Türkiye şartlarına göre maç yönetiliyor, Avrupa'ya çıkınca bocalanıyor. Türkiye şartlarındaki hakemlik kriterleriyle, Avrupa'daki farklı. O zaman da bocalamadan kaynaklanan sorunlar yaşanıyor. Türkiye'de hakemlere verilen eğitim farklı. Bizde yapılan yorumlarla Avrupa'daki yorumlar farklılık gösterebiliyor. Türkiye'de maç içinde maçtan hariç birçok olayla boğuştuğun için, oyuncu, idareci, antrenörle uğraşmaktan, kuralı uygulamak yerine idarecilik vasfına soyunuyorsun. Almanya'da ise kimse işine karışmıyor. Kural neyse onu uyguluyor. Bizde ise hakemin notu, maçın sonunda olay olmuşsa kötü, olmamışsa iyi diye geçiştiriliyor. Türkiye'de biraz fazla adamına göre muamele yapılıyor. Gözde isimler, maçı kötü bile yönetmiş olsa, hatalar göze batmıyor. Ama daha genç biri kötü yönetse daha başka davranışlara ve değerlendirmelere maruz kalabiliyor."
"Almanlar şanslı"
"Türk hakeminin mağduriyetinin açığa çıktığı bir diğer kulvar da uluslararası organizasyonlar. Milli takımla giden görevli hakem, tam anlamıyla üvey evlat muamelesi görüyor. Türkiye ile Almanya arasında bu anlamda da uçurum var. Türkiye'de, yurt dışına turnuvalara gittiğinde kendini yalnız hissediyorsun. İhtiyaçlarını karşılayacak bir şahıs bulamıyorsun. Almanya'da ise herşey farklı. Örneğin, Alman kafilesi ile geldiğim Universiade Oyunları'nda bu farklılığı hissettim. İlk gün Alman konsolosluğu bütün Alman kafilesini gemi gezisine çıkardı. Sürekli yemek verildi, herkes birbirine haber verdi, davet ettiler. Burada hiç yalnız kalmadım diyebilirim. Bir sorunun olsa hemen telefon açıyorsun, hallediyorlar. Ama Türk kafilesiyle gittiğinde otelde sorun olur, kimseyi bulamazsın. Para dağıtılır, hakemlerin parası hep kesilir. Türkiye'ye dönerken sorunlarla karşılaşırsın."
"Türk hakemi sahipsiz"
Türk hakemlerine yurt dışında üst düzey maçların verilmeyişinin en büyük sebebi, onları bu düzeyde temsil edecek, savunacak bir ağabeylerinin olmaması. Uluslararası düzeyde onların haklarını savunacak ve vitrine sürebilecek bir kişi yok. O yüzden hakemler maça gidiyor ve geliyor. Diğer ülkelere bakınca eskiden hakemlik yapmış, kendi hakemleriyle ilgilenen birçok eski hakem var. Sonuçta hakem ne kadar çok orada gözükürse bir sorunu olduğunda onlar birebir olayın içine girip çözebiliyorlar. Türkiye'de ise hakemleri kimse sahiplenmiyor. Türk hakemi sahipsiz."

Arda Vekiloğlu yuvaya döndü

Basketbol Ligi'nin iddialı takımlarından Pınar Karşıyaka, eski oyuncusu Arda Vekiloğlu'nu yeniden renklerine bağladı. Pınar Karşıyaka'dan 6 yıl önce Efes Pilsen'e transfer olan, bir süre Galatasaray'da da forma giyen 2.06 boyunda ve 26 yaşındaki milli oyuncu eski kulübü ile iki yıllığına yeniden anlaştı. Yetiştiği kulübe döndüğü için mutlu olduğunu açıklayan Arda, "Pınar Karşıyaka, son 2 sezonda kazandığı başarılarla çıtayı yükseltti. Ben de bu sezon takıma sağlayacağım katkıyla yeni başarılarda payımın bulunmasını istiyorum" dedi.




SPOR
Dokunma yanarsın: 5-1
Fener'in önü açık
Olsen: Şanslarımız eşit
Ailton'un büyük jesti
Heinz bilmecesi
Güneş'ten son nokta
Gözler Monaco'da
Kemik sesleri geliyor
'Sahipsiz kaldık'
Ole futbol
Şahin'in mesajı
Sadece adları kaldı
Serhat Akın'a şok
Artık yeter! Lütfen!
Bu grup fırsattır
En yakın yol bildiğin yol
İstanbul ve Formula 1
Korku kültürünün sonu
'Yamuk yapmayın'
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Bu grup fırsattır
Chelsea, Barça, Juventus, Bayern gibi sadece ...
Rıdvan DİLMEN
En yakın yol bildiğin yol
Ben ve birçok kişi arabamızla bir yere giderk...
Bilgin GÖKBERK
İstanbul ve Formula 1
Şu Formula 1...
Atilla GÖKÇE
Korku kültürünün sonu
Beşiktaş için Avrupa Kupaları tam anlamıyla b...
Ercan GÜVEN
'Yamuk yapmayın'
Affettiler olmadı... Yardım ettiler olmadı......



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet