Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Ağustos 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul ve Formula 1

Şu Formula 1...
Kim ne derse desin, az.
Büyük iş başardılar.
Formula 1'in İstanbul'a getirilmesinde kimin ne kadar payı varsa hepsine milyonlarca helal olsun.
Yazılabilecek her türlü övgü yazıldı.
Uzatmayalım.
İstanbul'a Formula 1'in neler kazandıracağını hep beraber göreceğiz.
Formula 1'e de İstanbul'un neler kazandıracağını göreceğiz ama.
* * *
Şu İstanbul'u, turizmini bugüne kadar yönetenler mesela Michael Schumacher ve eşinin İstanbul'un bir köşesinde bir yemek bile yemelerini sağlayamamışlarsa...
Yani Formula 1 İstanbul'a gelmeden önce...
Kimi Raikkonen'i, annesi ve babasıyla 3 - 5 günlüğüne de olsa İstanbul'da ağırlayamamışlarsa...
Yani Formula 1, İstanbul'a gelmeden önce...
Formula 1 patronlarına sevgilileriyle birkaç küçük İstanbul kaçamağı yaptıramamışlarsa...
Yani Formula 1, İstanbul'a gelmeden önce...
Ne işi yaparlar ki...
İstanbul'u tanıtmak için Formula 1'e muhtaç bırakanların kulaklarını çınlatıyoruz bol bol.
* * *
Burası İstanbul ya...
Formula'nın 1'i, 2'si, 3'ü yokken...
Formula'nın F'si yokken...
Yarış, marış, araba, maraba yokken...
Radyo televizyon, telefon, hatta su, elektrik yokken...
İstanbul vardı.
Ayıptır ya...
Evet İstanbul'u Formula 1'e muhtaç edenlerin kulaklarını çınlatıyoruz.
Ona ihtiyacımız yok mu?
Var tabii.
Ama Formula 1'in İstanbul'a daha çok ihtiyacı var.
Tuhaf bir milletiz!
Çoğumuz dünyadan bihaberiz...
Ama kendi ülkemizden de bihaberiz.
Türkiye'nin tanınmak için ne Hasan Şaş'ın, Dünya Kupası'nda attığı gole ihtiyacı var...
Ne Kapadokya'nın, Asmalı Konak'a...
Ne de İstanbul'un Formula 1'e...
İstanbul'u bunlarla tanıyacak olanlara da bizim ihtiyacımız yok.
Onlar gelse ne olur, gelmese ne olur.
İçinde bir Roma (Beyoğlu), bir Monaco (Moda), bir Milano (Nişantaşı) birer tane Nice, Cannes, St.Tropez (Eski Kalamış) olan İstanbul'un her bir köşesinde her 15'te bir Formula 1 yapılırdı.
Tabii İstanbul'u yönetenler, bu şehri pazarlayabilselerdi.
Mesela Avrupa'nın en karakteristik, en sıcak, en heyecanlı caddesi Bağdat Caddesi'nde doğduğum günden beri bir Çinli görmedim merak edip de gelen.
Finli de...
Alman, İngiliz, filan, falan da...
Mesela Moda'da bugüne kadar gördüğüm tek tük Alman'ın ve İngiliz'in de yarısı Türk'tü.
Ya anaları ya babaları.
Bilmem anlatabildim mi?
Ve...
"Şu Formula 1'e bu kadar para harcandı. Yazık günah değil mi?" diyenler yok mu?
Onlara hiç lafım yok.
Psikologlarına bir görünsünler.

Şu siyah tişörtüm

Önce...
TRT'ye tişörtle çıkmıyorum.
Siyah tişörtle çıkıyorum.
Sonra...
Bence de tişörtle çıkılmaz TRT'ye.
Bir hafta yeşil, bir hafta kırmızı, bir hafta gri vs. tişörtle çıkarsam...
Tişörtle çıkmış olurum.
Her hafta siyah tişörtle çıkarsam...
Bu bir ekran kıyafetidir.
Ve tişört değildir.
Giorgio Armani 40 yıldır lacivert ve beyaz tişört giyiyor.
Bilmiyor mu?
Herkesi giydiren adam o.
Tarzı o.
Yeter mi?
Yetmezse...
Hayatının yarısı o senenin modasının ilk sunulduğu yer Floransa ve Roma'da geçen birinin (ben) nerede ne giyeceğini bilmemesi söz konusu bile olabilir mi sizce...
Olur mu böyle bir şey.
Olmaz.
Kimseden öğrenecek halim de yok.
Hani ayıp oluyor biraz.
Bir TRT karışabilirdi siyah tişörtüme.
Patron onlar.
Sordum...
"Bizce mahzuru yok" dediler.
Size ne.
Alan memnun, veren memnun.

Şu 'turist' rehberliğim

Rehberliğim de herkesin dilinde.
Başına 'turist'i de koyuyorlar.
Aşağılamak için.
Hani oradan basketbol yazarlığına atlamışım. Oradan da futbol yazarlığına.
Atlamak...
Öyle rahatsız edici bir kelime ki!
Üstelik atlamadım.
Tüm hayatımda kendimi en iyi hissettiğim dönemdi.
Bir günde futbol yorumcusu olunabilir, ya da basketbol yorumcusu ya da yazar, ya da filan falan.
Ama rehber olunmaz.
En az 2 dil bilmek gerekir.
Bir de ana dil tabii.
Rehberi herhalde mihmandarla, tercümanla karıştırıyorlar.
Ve...
Şu "turist rehberleri" diyenlerin çoğu turist olduklarında, su bile içemezlerdi yanlarında rehberleri olmasa.
Laf, istemeden İtalya'daki işime gelmişken.
Ya da ben isteyerek lafı getirmişken.
Devam edelim.
Hem İtalyanca hem Almanca hem İngilizce hem de Türkçe bilen azdı oralarda.
Hatta çok azdı.
Hatta belki yoktu.
İtalyanca, Almanca bilen Türkçe bilmiyordu.
İtalyanca, Almanca, Türkçe bilen İngilizce bilmiyordu.
Hepsini bilen İtalya'yı bilmiyordu.
İtalya'yı da bilen mesela İstanbul'dan, Anadolu'dan gelmiyordu, oraları biliyordu da buraları bilmiyordu.
Onun için işimde en iyilerden biriydim.
Ve...
Üç büyük medeniyetin (Roma, Anadolu, Helen) üçte ikisinde, ömrümün üçte ikisini geçirdiğim için...
Şanslıyım.

TRT ve ben

Bugüne kadar söylenmedik şey kalmadı hakkımda, eleştirilmedik yönüm de.
İtalya'dayken "İtalyanca bilmiyor" diyorlardı bir kısım arkadaşlarım.
Hani laf olsun da...
CNN Türk'te "Pivot"u yaparken basketboldan anlamıyordum, bir kısım basketbol adamına göre.
Milliyet'te futbol yazarken de, futbolu bilmiyordum, bir kısım futbol büyüğüne göre.
Mucize adamım demekki.
İtalya'da İtalyanca bilmeden rehberlik yapıyorsam, CNN Türk'te basketbolu bilmeden 250 program yapmışsam (kaç defa en iyi program seçildi) Milliyet gibi seçkin ve spor deyince akla ilk gelen bir gazetede futbol bilmeden futbolu yorumluyorsam...
Hâlâ ne vıdı vıdı yapıyorsunuz.
Gelin omuzlarınıza alın beni.
Az şey mi yaptıklarım.
Ben bu eleştirilerle yaşamaya alıştım.
Daha doğrusu öyle zannediyordum.
Ama birine takıldım ben de.
Hani diyorlar "Bilgin ve TRT nasıl yanyana gelir?"
Ne TRT'yi tanıyorlar, ne de beni.
Sallayıp, duruyorlar.
Oh be ne güzel.
TRT ülkemin televizyonu.
Ben de bu ülkenin averajının üstünde okuyan, gören, gezen, yaşayan bir vatandaşıyım.
İtalya'da önüme oturma müsadesi, çalışma müsadesi, İtalyan vatandaşlığı, pasaportu sunulduğu halde...
Buralardayım...
* * *
Ben ve TRT yanyana olur.
Hem de iyi olur...
Ne sabıkam var ne mabıkam, ne hırsızlık yaptım, ne el alemin bilmemnesine sulandım.
Ne oluyor yani.
Altı üstü futbolu bilmeden futbol yorumluyorum!
Takmayın kafanıza.
Bu ülkede Turizm Bakanı hanıma, bakan olduğunda, "Daha önce turizmin içinde bulundunuz mu?" diye sormuşlardı.
"Sadece turist olarak bulundum" demişti.
O zaman nerelerdeydiniz?

Bilgin'den
Hey sen!
Cumartesi (yarın) bir Radikal al.
İlavesini oku.
Siz de...
Yarın bir Radikal alın.
İlavesini okuyun.
Beni daha iyi tanıyacaksınız.

SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi



bilgingokberk@mail.com




SPOR
Dokunma yanarsın: 5-1
Fener'in önü açık
Olsen: Şanslarımız eşit
Ailton'un büyük jesti
Heinz bilmecesi
Güneş'ten son nokta
Gözler Monaco'da
Kemik sesleri geliyor
'Sahipsiz kaldık'
Ole futbol
Şahin'in mesajı
Sadece adları kaldı
Serhat Akın'a şok
Artık yeter! Lütfen!
Bu grup fırsattır
En yakın yol bildiğin yol
İstanbul ve Formula 1
Korku kültürünün sonu
'Yamuk yapmayın'
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Bu grup fırsattır
Chelsea, Barça, Juventus, Bayern gibi sadece ...
Rıdvan DİLMEN
En yakın yol bildiğin yol
Ben ve birçok kişi arabamızla bir yere giderk...
Bilgin GÖKBERK
İstanbul ve Formula 1
Şu Formula 1...
Atilla GÖKÇE
Korku kültürünün sonu
Beşiktaş için Avrupa Kupaları tam anlamıyla b...
Ercan GÜVEN
'Yamuk yapmayın'
Affettiler olmadı... Yardım ettiler olmadı......



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet