Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Ağustos 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kürt sorunu (4)


Diyarbakır, 1991 yılı Aralık ayının ilk haftası. Devlet Tiyatrosu'nun da bulunduğu Kültür Evi'nin en üst katındaki Konuk Evi'nde üç dört gazeteci Başbakan Demirel'le gece yarısı sohbeti yapıyoruz.
DYP-SHP koalisyonu yeni kurulmuş.
Demirel-İnönü ikilisi, ilk yurt gezileri için Diyarbakır'dalar. "Paris Şartı'na, insan haklarına uygun yeni bir anayasa yapacağız" diyor Demirel.
Sonra da bombayı patlatıyor:
"Kürt kimliğine karşı çıkılamaz. Kürt realitesini artık tanımalıyız."
Üstelik bunları yazılmak kaydıyla söylüyor Başbakan... Bir gün sonra Erdal İnönü'yle birlikte çıktığı meydan kürsüsünden de yineliyor bu sözlerini.
Ortalık birbirine giriyor.
Büyük bir iyimserlik dalgası esiyor.
Koalisyon protokolüyle hükümet programında yer alan demokratikleşme bölümleri Dışişleri tarafından İngilizce'ye çevriliyor, baş tarafına Demirel'in Kürt realitesi lafı konduktan sonra Brüksel'de, Avrupa Birliği başkentlerinde, Avrupa Konseyi'nde dağıtılıyor.
Dört beş ay sonra Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin'in Avrupa Konseyi ziyaretini izliyorum Strasbourg'da. Hava son derece umutlu. Diplomatların ağzı kulaklarında...
Ama arkası gelmiyor!
Vaatler kâğıt üstünde kalıyor. Ne Paris Şartı'na, ne insan haklarına uygun anayasa yapılıyor. Demirel, Kürt realitesi deyişini bir daha ağzına hiç almıyor. Büyük beklentiler bir anda büyük hayal kırıklıklarına dönüşüyor, hem içeride, hem dışarıda...
O zaman düşünmüştüm:
Acaba Başbakan Demirel'in Kürt realitesi çıkışı, bizim devletin de sıkıştığı dönemlerde, zaman kazanmak ve nefes almak için kullandığı 'gri yalanlar politikası'nın bir parçası mıydı diye...
Özellikle Kürt sorunu konusunda Ankara'nın bu siyasete ara sıra başvurduğunu biliyordum.
Onun için aklıma takılıyor:
Başbakan Erdoğan'ın, sorunun adını apaçık koyarak, Kürt sorunu diyerek yapmış olduğu son çıkış da böyle bir politikanın parçası olabilir mi?
Sanmıyorum.
Erdoğan hükümeti bugüne kadar hiçbir siyasal iktidarın atamadığı yürekli adımlar attı bu alanda. Onun için bundan sonra da siyasal irade ve kararlılığını sürdürmesi bana daha yakın ihtimal geliyor.
Bu nedenle Başbakan Erdoğan'ın, daha çok demokrasi, daha çok vatandaşlık hukuku, daha çok refah diyerek yola çıkmasını önemsiyorum.
Ama şu da bir gerçek:
Önümüzdeki yol öyle dümdüz değil.
Çünkü sorun, dallı budaklı ve çetrefil.
Çünkü sorunun kesinlikle göz ardı edilemeyecek uluslararası boyutları da var.
Demek istediğim şu:
Daha çok demokrasiyi, daha çok vatandaşlık hukukunu, daha çok refahı, yani aş ve işi gerçekleştirsen bile sorun, yani Kürt sorunu tümüyle çözülmeyebilir. Terör ve şiddet, bunları ne kadar yensen, ne kadar marjinalize etsen de, yine devam edebilir.
Buna da hazır olman lazım.
Bu bakımdan belki en anlamlı örnek olarak İspanya'daki Bask sorunu verilebilir. Demokrasiyse demokrasi, vatandaşlık hukukuysa vatandaşlık hukuku, refahsa 20 küsur bin dolarlık kişi başına milli geliriyle refah...
Hepsinin daniskası var.
Ama Bask sorunu da sürüyor.
Hala bağımsızlık isteyenler var. ETA hala şiddet eylemleri koyuyor.
Bizde bazı aklı evveller ise, bu Bask örneğinden hareketle Türkiye'de Kürt sorunuyla ilgili olarak daha çok demokrasi ve hukuka karşı çıkıyorlar.
Bu anlayış çıkmaz sokaktır!
Kürt sorunu konusunda demokrasi yolundan sapan bir Türkiye kendini güvenlikte olsun, siyasette olsun, ekonomide olsun, gittikçe derinleşen bir istikrarsızlığın içinde bulur. Dış ilişkilerinde yeniden bunalmaya başlar.
İspanya, Bask sorunu açısından demokrasinin gereğini yaptığı için çıkmazdan kurtuldu. Böylece, Avrupa yoluna oturduğu için de ekonomik ve siyasal bakımdan önü açıldı.
Türkiye'nin yolu da budur.
Evet, Kürt milliyetçiliği ve ayrılıkçılığının tümüyle sahneden çekileceğini beklemek hayaldir. Ama bunu İspanya'da olduğu gibi demokrasi oyunu çerçevesine sokmak, barışçı yollardan daha az etkili kılmak mümkündür. AB'ye sırtını dönen, kerameti kendinden menkul 'Yeni Turancı' ideologların peşinden Rusya'yla, İran'la, hatta Çin'le Orta Asyalara açılan bir Türkiye kendini bir anda bir cehennemin içinde bulabilir.
Bask örneği yolu şaşırtmasın.
İspanya'da Bask ve Katalan ayrılıkçılığı bir türlü Bask ve Katalanların büyük çoğunluğunu ikna edemiyor. Kendi kimliklerini koruyarak, İspanya'nın bir parçası olarak yaşama iradesini her seçimde belli ediyorlar.
İspanya'nın içinde bulunduğu Avrupa Birliği'nin ulusüstü yapıları da bu ülkedeki ayrılıkçılığın belli bir çerçeve içinde kalmasını sağlıyor.
ETA şiddeti ise çok büyük çoğunluk tarafından reddedildiği için gitgide tecrit oluyor, marjinalleşiyor.
İşte bu nedenle Türkiye'nin yolu da, şiddet ve terörle kararlı mücadele sürerken, daha çok demokrasi, hukuk ve refahtan geçiyor.
Yan yollara sapmayın, sonu çıkmazdır!
Beşinci yazı yarın...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kimlik ve terör
CHP Grup Başkan Vekili Ali Topuz, MGK bildiri...
Çetin ALTAN
Kuyumcular ve manavlar...
Kuyumcuların ışıklı vitrinlerindeki; kalın ve...
Melih AŞIK
Tiyatronun direnişi
Kültür Bakanı Atilla Koç'un tiyatroya saygısı...
Fikret BİLA
Baykal: Bülent Ersoy'un anlattıkları senaryo
CHP Lideri Deniz Baykal, sanatçı Bülent Ersoy...
Hasan CEMAL
Kürt sorunu (4)
Diyarbakır, 1991 yılı Aralık ayının ilk hafta...
Güneri CIVAOĞLU
Sivil ve asker
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, bir "tab...
Abbas GÜÇLÜ
Önkayıt ile öğrenci alan fakülteler
Önkayıt ve yetenek sınavı ile öğrenci alan fa...
Hurşit GÜNEŞ
Vatandaş Nuri
Vatandaş Nuri, hep haklarından bahseder: Ülke...
Sami KOHEN
Irak farkı...
IRAK yeni bir İran olabilir mi? Yani komşu ül...
Faik ÖZTRAK
Kamu borçlanmasında yeni eğilimler
Temmuz sonunda konsolide bütçenin toplam borç...
Hasan PULUR
Haliç Konferansı, Boğaziçi Konferansı...
ERTELENEN Ermeni soykırımı konusunun tartışıl...
Derya SAZAK
Postmodern uyarı
CHP yönetimi, Başbakan Erdoğan'ın 'Kürt sorun...
Ece TEMELKURAN
Penguenler ve devrim
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, önceki gün b...
Güngör URAS
Eylül iyi geçecek (Sonrası 'Allah Kerim')
Eylül ayında "kriz çıkar" diye korkanlar, rah...
M. Ali BİRAND
Bağcıyı mı dövmek, üzüm mü yemek...
3 Ekim'de Türkiye ile Avrupa Birliği arasında...

© 2005 Milliyet