Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Ağustos 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sivil ve asker


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, bir "tabu"yu yıktı: "Günümüzde ordu üzerinde sivil denetim, evrensel bir değer olarak kabul edilir."
Türkiye'de dokunulmaz, konuşulmaz bir çağdaş gerçeklik, askerin zirvesinde -bu söylem kalıbıyla- ilk kez seslendiriliyor.
.....................
Sivilin fazla askerleşeni, askeri, siyaset için kullanır. Ülke savunmasına, siyaset güveleri sokar. Buna karşılık askerin gereğinden çok fazla sivilleşeni de zararlıdır.
Asker ocağında özgüveni çürütür.
.....................
Orgeneral Özkök'ün söylemi, bunların çok ötesinde ve üstündedir.
"Güvenlik bürokrasisi" için günümüzün teorik yaklaşımlarını, ciddi araştırmaları yansıtmaktadır.
"Güvenlik sektöründe demokrasi" gibi entelektüel yaklaşımların alanına giriyor.
.....................
Askerin sivil denetime tabi olması, "atanmışın, seçilmiş emrinde olması" gibi "sığ" yorumların ötesinde "demokratik sivil denetim" evrensel yaklaşımların başlığı... Askeri kesimle sivil kesim arasındaki ilişkinin niteliği artık değişim sürecinde.
"Askeri bürokratik" kesimin "sivil" kesime; yasama ve yürütmeye basitçe tabiyet ilişkisi değil bu.
Ya nedir?
"Askeri savunma ve strateji, güvenlik, tehdit ve dış politika gibi kritik kararların alınmasında askeri ve sivil kesimler arasında bilgi aktarımı, müzakere, diyalog, işbirliği, sorumlulukların paylaşılması anlayışına dayanan yeni bir denetim anlayışı."
Hatta teoride "denetim" sözcüğünü bile reddedenler var.
Kings College'den Antony Forster, "denetim" sözcüğü yerine "demokratik yönetim" sözcüğünü öneriyor.
ABD'de "sivil-asker" ilişkileri araştırmacısı Douglas Blund, iki kesim arasındaki yeni ilişki modeline "sorumlulukların paylaşımı" adını veriyor.
Survival dergisinde Jeffrey Simmons, "parlamento ve yürütmenin güvenlik bürokrasisini (bu deyim subay ve astsubaylar yerine kullanılıyor. G.C.) denetiminde en önemli ölçütün savunma ve güvenlik bürokrasisinin itibar ve prestijinin korunması olduğunu" yazıyor.
Sonuç:
İşbirliğine, uzlaşmaya, diyaloğa dayanan bir denetim bu.
"Tehditlerin tespiti, derecelendirilmesi, öncelik sıralaması yapılması süreci böyle ve birlikte gerçekleşir" diyor.
....................
Sivil kesimin yasaları, öngördüğü bütçe, harcama denetimi, hükümet kararları elbette asker (güvenlik bürokrasisi) için bağlayıcıdır.
Anlatmak istediğim...
Sivil kesim tarafından, güvenlik bürokrasisi denetiminin kuru bir hukuk dosyası olmaktan ibaret sanılmamasıdır. Sivil kesimin bunu "bilek güreşi" gösterisine çevirme yanlışlığıdır.
Yukarıda yansıttığım Douglas Blund'un "sivil denetimin" en önemli ölçütünün "savunma ve güvenlik bürokrasisinin itibar ve prestijinin korunması olduğu" görüşü, altı çizilerek vurgulanmalıdır.
Hele Türkiye gibi belalı bir coğrafyada, bu yaklaşım çok daha büyük zorunluluktur.
Saydamlık/şeffaflık, hesap verilebilirlik, parlamentonun üstünlüğü gibi ilkeler zaten demokrasi alfabesinin ilk harfleri.
O harflere takılıp kalmak, diğer harflere geçememek, evrensel dili konuşamamak yanlışını yapanlar ne yazık ki az değil.
Avrupa Birliği üyeleri arasında İspanya, Portekiz, Yunanistan gibi ihtilal yönetimleri sürecinden geçmiş ülkeler var. Askerleri, sopa gibi kullanmış komünist yönetim sürecinden geçmiş eski Sovyet uyduları da var.
Bu nedenlerle AB'nin, üye ülkelerin demokratik yapılanmasında askere bakış daha katıydı. Şimdi de askerin yönetimde ağırlığına hoşgörülü bakmayan AB tavırlarında bir değişim yok. Ama... Askerin sivil kesim tarafından denetimi daha esnek ve yeni şablonlara kaymakta.
"Sorumluluk paylaşımı" gibi deyimlerin "sivil denetimin" yerini alması önerilmekte.
....................
Özkök'ün konuşması bana bunları düşündürdü.
....................
Bu yazı için, Doç. Dr. Ümit Cizre'nin "Güvenlik Sektöründe Demokratik Atılımlar" (TESEV) konuşmasından da yararlandım.
İlgilenenler için... Gerçekten ufuklar açıyor. G.C.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kimlik ve terör
CHP Grup Başkan Vekili Ali Topuz, MGK bildiri...
Çetin ALTAN
Kuyumcular ve manavlar...
Kuyumcuların ışıklı vitrinlerindeki; kalın ve...
Melih AŞIK
Tiyatronun direnişi
Kültür Bakanı Atilla Koç'un tiyatroya saygısı...
Fikret BİLA
Baykal: Bülent Ersoy'un anlattıkları senaryo
CHP Lideri Deniz Baykal, sanatçı Bülent Ersoy...
Hasan CEMAL
Kürt sorunu (4)
Diyarbakır, 1991 yılı Aralık ayının ilk hafta...
Güneri CIVAOĞLU
Sivil ve asker
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, bir "tab...
Abbas GÜÇLÜ
Önkayıt ile öğrenci alan fakülteler
Önkayıt ve yetenek sınavı ile öğrenci alan fa...
Hurşit GÜNEŞ
Vatandaş Nuri
Vatandaş Nuri, hep haklarından bahseder: Ülke...
Sami KOHEN
Irak farkı...
IRAK yeni bir İran olabilir mi? Yani komşu ül...
Faik ÖZTRAK
Kamu borçlanmasında yeni eğilimler
Temmuz sonunda konsolide bütçenin toplam borç...
Hasan PULUR
Haliç Konferansı, Boğaziçi Konferansı...
ERTELENEN Ermeni soykırımı konusunun tartışıl...
Derya SAZAK
Postmodern uyarı
CHP yönetimi, Başbakan Erdoğan'ın 'Kürt sorun...
Ece TEMELKURAN
Penguenler ve devrim
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, önceki gün b...
Güngör URAS
Eylül iyi geçecek (Sonrası 'Allah Kerim')
Eylül ayında "kriz çıkar" diye korkanlar, rah...
M. Ali BİRAND
Bağcıyı mı dövmek, üzüm mü yemek...
3 Ekim'de Türkiye ile Avrupa Birliği arasında...

© 2005 Milliyet