|
Ordunun toplumsal rolü:
Penguenler ve devrim
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, önceki gün bir açıklama yaptı. Özkök'ün söyledikleri içinde en merak uyandıranı, en azından benim açımdan en ilginç olanı, "ordunun toplumsal rolü" konusuydu. Hakikaten Türk Silahlı Kuvvetleri'nin toplumsal rolü hakkında ya da Türkiye'ye ifade ettikleri hakkında ne biliyoruz?
Yapılan bir araştırmada ülkenin en güvenilir kurumu olduğunun ortaya çıkmasının dışında, ordunun bu ülkede hakikaten ne demek olduğuna dair herhangi bir veri var mı elimizde? Orduyu, sivilleşmenin ve demokrasinin önündeki tek engel sayanlarla, Türkiye Cumhuriyeti'nin tek güvencesi sayanlar arasındaki kutuplaşma bu denli derinleşmişken acaba hangi taraf gerçek bilgiye sahip? Ya da ordunun kendisi gerçek, bilimsel bir bilgiye sahip mi, somut koşullardaki, güncel toplumsal işlev konusunda? Bu işlevin ne olması gerektiği konusunda değil, bilfiil ne olduğu konusunda bir araştırma var mı örneğin?
Çünkü hepimiz öğrendik ki, bu topluma ilişkin kabullerimizin, kanaatlerimizin çoğu, yapılan ulusal çaptaki araştırmalarla sarsıldı, değişti, hatta bazen yıkıldı. Sayılar ve bilimsel veriler konuşmaya başlayınca ağız dolusu konuşanların çoğu susmak zorunda kaldı.
Tabii bu gerçek bilgiye ulaşmanın önünde, Türkiye'de orduya ilişkin bir kutsallık algısının varlığı ve bu algı sebebiyle verilecek cevapların samimiyetsiz "resmi açıklamalar" olma olasılığı da var.
Öyle ki, şimdiye kadar ciddi anlamda tartışılamayan vicdani ret müessesesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre mümkün olabileceği ancak geçtiğimiz hafta ilk kez söz konusu edildi. Böyle bir yazının şimdiye kadar yazılmamış olması düşünce paslaşmasına ayrılan alanın ne kadar dar olduğunun göstergesiydi.
Penguenli ordular
Geçtiğimiz günlerde, televizyonlardan birinde, Norveç'ten bir görüntü vardı. Mayın aramada kullanılan bir penguene albay rütbesi verilişinin töreni yapılıyordu. Penguen önde, askerler arkada yürüyordu. Tören alayını denetler gibi hareketler yapan penguen yanlış yöne saptıkça arkasındaki subaylar gülüyor, onu yakalamaya çalışıyordu.
İnsan dertsiz olunca tabii penguen menguen, eğleniyor. Demek ki Norveç toplumunun orduyla kurduğu ilişki böyle olabiliyor. İngiliz ordusunun Irak sahillerinde, Queen'in bir şarkısı eşliğinde çektiği klibi gördünüz mü? Savaş gemisindeki bütün askerler şarkıya playback yapıyor, makineli tüfeklerini gitar gibi kullanıyor. Böyle ordulara sahip olan Avrupa Birliği ülkelerinin buralarda bambaşka olan ordu imgesini ve resmini anlaması zorlaşıyor.
Daha yeni Venezüella'dan geldim. Venezüella'da "devrim" diye adlandırdıkları süreci ordu başlatıyor, sürdürüyor. Ordu mensupları gecekondu mahallelerine girip okuma-yazma, sağlık, eğitim seferberliği başlatıyor.
Ben, 80 darbesi çocuğu olduğum içindir muhakkak, elinde makineli tüfekli üniformalı biri gördüğümde refleks olarak irkilirim; onlar irkilmiyor, bilakis rahatlıyor. Ülkenin entelektüelleri bunu, ordunun yoksul aile çocuklarından oluşmasına, tarihi boyunca toplumun üst sınıfına mesafeli durmasına ve subayların sivil üniversitelerde okuyup sol siyasete yakın olmalarına bağlıyor.
Venezüellalı yoksullar bu yüzden en çok orduyu seviyor. Çünkü şimdi sivil bir devlet başkanı olan Chavez, devrimden, neo-liberalizmin rezaletinden, IMF'ye direnebileceklerinden, kooperatifler halinde örgütlenip komünler kurmaları gerektiğinden bahsediyor. Orduları penguen eğlenceleri yapabilen, klip çekebilen Avrupa Birliği ülkelerinin bizim ordumuzu anlaması nasıl zorsa, bizim de Venezüella gibi bir orduyu anlamamız zor olabilir.
Ama mesele bu değil. Mesele, bizim kendi ordumuzu anlamamız. Mesele, bizim ordumuzun kendisini anlaması. Bu ordu 1960'daki ordu mu? 1980'de bu orduya ve topluma ifade ettiklerine ne oldu? 90'larda yaşananlardan sonra insanların aklına ordu deyince ne geliyor? 2000'lerde ordunun toplumsal rolü ne? Sanırım sivillerin ve askerlerin birbirlerine ne ifade ettiklerini, ön kabullerle, kanaatlerle değil, bilimsel bilgilerle artık bilmeleri gerekiyor.
ecetem@hotmail.com
|
|