|
 |
|
|
Ertelenen bizim yaşamımız
Satır Arası / Deniz Sipahi
Birkaç hafta önce Hürriyet'te Ayşe Arman'ın köşesinde dikkatimi çekmişti. Arman'ın bir okuru kendisine şu notu geçmişti.
"26 yıl önceydi... Genç bir kadındım, sırt çantamı yüklenip bir çalışma kampına gittim. Yurtdışına ilk çıkışımdı. Ve şimdi, yine aynı şeyi yapmaya hazırlanıyorum. Bu defa yol arkadaşım, kızım Elifsu. Güya, ben alışığım ama ikimiz de heyecan içindeyiz. Korkuyla karışık endişe de yok değil ama gidiyoruz işte. Zaten benim içimde hep bir 'git' duygusu vardı, hala ölmemiş demek ki... İnsan evlendikten ve çocuk yaptıktan sonra gerçekten hayatın akışı değişiyor ve birey olarak yapacağı her şeyi bir yana bırakıyor. Özellikle de Türkiye'de yaşıyorsan, seyahat etmeyi, başını alıp uzaklara gitmeyi unutuyorsun... Bundan birkaç yıl önce içimdeki 'git' duygusunun şehvetiyle, Marmaris'e yerleşmiş, kariyerimden vazgeçip, hayatımı tamamen değiştirmiştim. O maceradan bana kalan en önemli kazanç şimdi okul çağlarına gelen kızım Elifsu oldu. Doğurduğumda 39.5 yaşındaydım, iyi ki yapmışım. Şimdi İzmir'de yaşıyoruz. Geçen aylarda kuzenimin çocuğu için bir çalışma kampı ararken, birden 'Neden ben de gitmeyeyim?' dedim.
Şimdilerde herkes bir yerlere seyahate gidiyor, bunda belki şaşıracak bir şey yok ama benim altını çizmek istediğim iki şey var bu konuda: 1) Çoluk çocuğa karışmak, insanın içinin derinliklerinden gelen sese kulak vermesine engel değil. İsteklerimizi göz ardı etmememiz gerekiyor. Bazen çok imkansız görünen şey, işte benim örneğimde olduğu gibi, bir anda 'olur' a dönüşebiliyor. 2) Seyahat etmek, çocuklardan dolayı ertelenecek bir şey değil veya lüks bir eylem değil."
* * *
Ben çok çift tanıyorum ki; çocukları dünyaya geldikten sonra kendi yaşamlarını bir kenara bırakıyorlar.
Yani çocuktan önce, çocuktan sonra...
Aslında biraz daha geriye çekmek lazım.
Evlilikten önce, evlilikten sonra...
Eğer kafanızda bir milat koyuyorsanız kendinizi de şartlandırmış oluyorsunuz. Şartlandırma hem monotonluğu, hem de hayata daha dar bir pencereden bakmanızı sağlıyor.
Bence evlilikleri de bitiren, mutsuzlar listesini kabartan asıl gerçek de burada yatıyor.
Ayşe Arman'a gönderilen bu not; benim dünya görüşümü de çok güzel yansıtıyor.
İnsanlar yaptıkları hiçbir şeyi unutmamalı, ertelememeli.
Bu neden çocukları olsa bile...
* * *
Kim olursa olsun; hayatı dilediği gibi, hayal ettiği gibi yaşamalı.
İnsan evliyken de eşiyle özgürlüğün tadını çıkarabilir; çocuğunu da bu mutluluğa dahil edebilir.
Engelleri beynimiz koyuyor, başkaları değil.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|