|
 |
|
|
Güldürmeyin insanı...
"Bu iş kabak tadı verdi" diyeceksiniz ama, her gün bir yanından pis kokular yükselmeye devam ediyor.
Futbol Federasyonu önceki gün akıllara durgunluk veren bir açıklama yaptı.
"Maçta yaşanan olay şike değil, bahis şikesi girişimidir"
Okuduklarıma inanamadım. Şike değil, bahis şikesi diyor sevgili federasyonumuz.
Yahu ortada A.Sebatspor'lu futbolculara dağıtılmak üzere getirilmiş yüzbinlerce euro, vaad edilmiş trilyonlarca lira var.
"Alın bu parayı İDDAA oynayın" diye mi vermişler o futbolculara?
Yoksa kurgulanmış bir maçın sonucunu istenildiği gibi belirlesinler diye mi?
Bu açık şike teklifini nasıl olur da literatüre yeni kavramlar ekleyerek "Bahis Şikesi"ne çevirirsiniz. Kendinizi uyanık, milleti aptal mı sanıyorsunuz?
Açıkça çıkıp, "Yapamıyoruz, falanca kulübü de soruşturma kapsamına sokmaya cesaret edemiyoruz. Kapasitemiz bu, ötesine geçemiyoruz" desenize.
Başladınız bir işe, sonuna kadar gidip bu rezalete karışanlar kim olursa olsun çıkarsanıza ortaya.
Yetkimiz yok, istediğimiz bilgilere ulaşamıyoruz demeyin sakın.
Sorarlar o zaman...
"Neye yetkiniz var ki?"
Siz mi çıkardınız şikeyi ortaya, siz mi tespit ettiniz?
A.Sebatspor kulübü başkanı maçtan önce "Futbolcularıma şike teklifi var" ihbarını yapmasaydı, kaleci Hakan teknik direktör Güvenç Kurtar'ın girişimiyle şike teklifini banda kaydedip size vermeseydi, olaya adı karışan futbolcuların telefon görüşmeleriyle ilgili mahkeme kararını siz hayal bile edemezken Ankara'da bir hukukçu delikanlı gibi çıkartıp önünüze koymasaydı, Spor- Toto teşkilatı yüksek miktarda bahis oynandığını tespit edip bildirmeseydi, hanginizin haberi olacaktı bu pislikten?
Şike soruşturmasının hangi aşamasına, ne gibi katkınız oldu?
"Federasyon olarak şu önlemi aldık ya da radikal sonuca vardık" diyebileceğiniz ne var Allah aşkına bir söyleyin.
Şimdi de çıkmış "Yaygın kanaatin aksine bu iş şike değil, bahis şikesi girişimidir" diyorsunuz.
Ne demek yaygın kanaat?
Şu demek. Bu memlekette futboldan biraz anlayan insanların çoğu bu işin şike olduğunu düşünüyor.
Ama ilginçtir gerçeği bir tek siz biliyorsunuz!
Bravo valla...
Bundan sonra ne olacak ben size söyleyeyim.
Göreve geliş şekli itibarıyla sorumluluk almaktan kaçan, başı sıkıştığında topu siyasilere, TBMM'ye, meclis araştırma komisyonlarına atan federasyonumuz bu "Şike" olayını da allayıp pullayıp "centilmenlik dışı davranışa" sokacak.
Bir kaç futbolcuya 3 ay, bir yıl ceza verilecek, A.Sebatspor kulübü doktoru ömür boyu men alacak, (basit bir bahis şikesi girişimine de böyle ceza olur), şikeyi organize edenler de ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşacak, yeni planlarını nasıl ve ne zaman yürürlüğe koyacaklarının hesabını yapacak...
Futbolumuzun üzerindeki kara bulutları dağıtmak, bu oyunda temiz bir sayfa açmak, şike ve şaibeye son vermek üzere "Göreve getirilen" federasyona bakın!
Güzelaydın bir mesajdır
Bazı yöneticiler ve kuralların kişisel becerisiyle futbolda iyi işler de yapılıyordu. Bunları her zaman alkışladık.
Ama federasyonun eksileri, doğruların çok ötesine geçti. Bu tespit, yaşanan iç çekişmelerin istifa boyutuna gelmesiyle kanıtlandı. Önce Mahmut Özgener, sonra Serdar Güzelaydın görevlerinden niye istifa etti biliyor musunuz?
Federasyonda otorite boşluğu var. Kimin sözünün geçerli olduğu belli değil.
Yetki karmaşası var, kimin hangi sorumluluğa sahip olduğu belirsiz.
Eski federasyonu aratır cinsten ahbap-çavuş ilişkileri var, "yaptım oldu" mantığı rahatsız edici.
Uzatmayalım. Güzelaydın bu federasyonun kuruluş aşamasında en önemli misyonu üstlenen birkaç kişiden biridir.
İstifası kadar yönetimde kalması da çok anlamlıdır.
Eğer algılayabilirseniz, bu tavır yarın için çok önemli bir mesajdır!
Anons mu, dayak mı?
Futbolda kötü tezahürata karşı anons sistemine geri dönüldü.
Cezanın caydırıcı olacağı, en azından çirkin söylemin dozunun azalacağı kesin.
Şimdilerde federasyonda tartışılan konu, anons yetkisinin hakemden alınarak temsilciye verilmesiyle yaşanacak sıkıntının önüne nasıl geçileceği...
Merkez Hakem Kurulu, hakemi bu sorumluluktan kurtarmış olmanın rahatlığı içinde.
Gözlemci ve Temsilciler Kurulu ise temsilcinin özellikle iki ve üçüncü liglerde ciddi bir baskı altında kalacağı, hatta hayati tehlikeye maruz kalabileceği endişesinde.
Haksız da değil aslında.
Düşünsenize...
Federasyon temsilcisi protokol tribününde ev sahibi takım yöneticileri, hatta fanatik taraftarlarla yanyana oturacak ve küfürlü tezahürat başladığında stat görevlilerinden anons yapılmasını isteyecek.
Bırakın Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu...
Şükrü Saracoğlu, Ali Sami Yen'i veya İnönü Stadı'nı gözönüne getirin.
Hangi temsilci tansiyonun tavan yaptığı bir ortamda ayağa kalkıp anons yaptırabilir?
Hele bu anons saha kapatmayı gerektirecek dördüncü anons ise, kim buna cesaret edebilir..?
D şıkkı. Hiçbiri.
Anons yetkisini hakemden almak güzel de, temsilciyi ateşin içine atmak doğru değil.
Talimat değişikliği için temsilcinin kafasının yarılmasını ya da dövülmesini beklemeye gerek yok. Bu çirkinlik illa ki bir yerde yaşanacak.
Yapılacak en mantıklı iş, yetkinin dördüncü hakeme verilmesidir.
Gerekirse hakem, temsilci ve dördüncü hakem arasında bir işbirliğine gidilebilir.
Ama bu iş Türkiye gibi bir ülkede temsilcinin üzerine kalamaz.
Kalırsa temsilci bu ağırlığın altından kalkamaz...
Gözlemciler dikkat
Merkez Hakem Kurulu ile Gözlemci ve Temsilciler Kurulu arasında sezon başından bu yana soğuk savaş yaşanıyor.
MHK, hakem değerlendirmelerinde objektif davranılmadığını düşünürken, gözlemcilerin akşam televizyon karşısına geçip pozisyonları defalarca izledikten sonra rapor yazması sıkıntı yaratıyor.
Maç sonrası soyunma odasına girip hakemi kutlayan bir gözlemcinin, ertesi sabah federasyona gönderdiği raporda aynı hakeme haftanın en düşük notunu vermesi bunun en açık kanıtı!
Tribünde çekirdek çıtlayan, kaçırdığı pozisyonlar için cep telefonuyla fikir soran, yanındakiyle muhabbet etmekten doğru dürüst maç izlemeyen gözlemci profilinin, iki kurul arasında daha büyük tartışmalara yol açacağı kesin.
Eğer kurul başkanı sayın Ömer Üründül bu tehlikeli gelişmeye dur demez, medyadaki hakem yorumcularının dolaylı yoldan gözlemcileri etkilemesine gözyumarsa, seyredin patırtıyı...
Bir bakmışsınız en yüksek notu alan hakem dinlenmede, gözlemcisinin vasat dediği diğeri önemli bir görevde!
Bu tip tartışmaların önlemenin tek yolu var.
Gözlemci maçın bitiminden hemen sonra televizyon izlemeden, sağa sola fikir danışmadan hakemin notunu telefonla kurul başkanı veya yetkili üyeye bildirir. Ertesi gün de raporunu yollar ve spekülasyonların önüne geçilir.
Böylece hem gözlemcinin maçı daha ciddi izlemesi sağlanır, hem de hakem değerlendirmesi sağlıklı bir şekilde yapılır...
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|