Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 27 Ağustos 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ABD: 'Kandil'i bombalamak sorunu çözmez'


ABD'nin Ankara Başkonsolosu Nancy Mc Eldowney, dün verdiği öğle yemeğinde, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza ile gazete ve televizyonların temsilcilerini bir araya getirdi.
Yemekte öne çıkan iki konu vardı: PKK ve ABD'nin Diyanet İşleri Başkanlığı'na ilgisi...
Bryza'nın sorularımıza verdiği yanıtlar, ABD'nin PKK konusundaki tutumunda bir değişiklik olmadığını gösteriyordu. "PKK ile mücadelede askeri olmayan yolların denenmesi, suçluların yakalanıp yargıya teslim edilmesi" biçiminde özetlenecek bu politika, ABD'nin temel bakış açısını oluşturuyor.

'Bomba, sorunu çözmez'
Türkiye'nin, ABD'den PKK konusundaki beklentisi, hemen her ABD'li yetkiliye olduğu gibi Bryza'ya anımsatılınca, yanıtı şu oldu:
"Kandil'i bombalamak PKK sorununu çözmez. PKK tabii, Türkiye ile Irak'ın birlikte ele alacakları bir konu. Egemen Türkiye, egemen Irak ve egemen ABD birlikte çalışacaklar. Biz, PKK'nın mali kaynaklarının kurutulması, suçluların yakalanıp yargıya teslim edilmesi için uğraşıyoruz. Bunun altyapısı hazırlanıyor. Ama tabii, diğer devletler Türkiye için PKK sorununu çözecek değil. Türkiye ile Irak çözecek.
Ayrıca, bir askeri müdahale, bugün birliğini kurmaya, Anayasası'nı yapmaya çalışan Irak'ın birliğini bozabilir. ABD, Türkiye ve Irak'ın üzerinde anlaştıkları hedef, Irak'ın birleşik ve demokratik, egemen bir ülke olması ve öyle korunmasıdır. PKK sorununda Türkiye'nin sorumluluğu nedir? Bunu da sormak gerekir. PKK sorununu Kandil Dağı'nı bombalayarak çözemeyiz. Bize göre bu sorunun üç düzlemi var:
Avrupa, Türkiye ve Irak. Hepsinde mücadele etmek gerekiyor."
Bryza'nın sözlerine Başkonsolos Mc Eldowney de şu eklemeyi yaptı:
"Dünyada PKK konusunda Türkiye'ye yardım eden, onu anlayan tek ülke ABD'dedir. ABD, bu sorunda Türkiye'ye sırtını dönmüş değil. Tabii, askeri operasyon olmadan PKK sorununun çözülmesi herkes için en iyi yol olur."

Diyanet'e ilgi
Bryza, Diyanet İşleri Başkanlığı'na gösterdikleri ilgiyle ilgili soruları yanıtlamadan önce, Türkiye ile ilgili düşüncelerini şöyle özetledi:
"Türkiye, çoğunluğu Müslüman olan, demokratik, laik tek ülke. Biricik örnek. 150 yıldan beri reformlar yapan bir ülke. Atatürk'ün yaptığı reformlar, Özal'ın reformlarıyla başka bir aşamaya geçti. Bir tane Atatürk var. İkinci bir Atatürk yok. Biz Türkiye'nin bir model olarak değil ama bir örnek ülke, bir esin kaynağı olarak görülebileceğini düşünüyoruz."
Bryza, bu yaklaşımının, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nde Türkiye'nin Ortadoğu ülkeleri için model olarak görülmesini mi yansıtıyor, biçimindeki sorulara, "hayır" yanıtını verdi.

'Türkiye'nin deneyimi var'
Bu aşamada Avrupa'daki Türkler açısından Diyanet'in işlevini araştırdıklarını, sistemin nasıl işlediğini öğrenmeye çabaladıklarını söyledi. Bryza, bunun amacını ise şöyle açıkladı:
"Avrupa'dan bize radikal imamlar konusunda şikâyet geliyor. Biz, Blair'in ortaya attığı görüşü paylaşıyoruz. İslam konusunda bizim de rolümüz olabilir diye düşünüyoruz. Biz de bir şey yapmalıyız diye düşünüyoruz. Türkiye'nin derin deneyimi var. O nedenle Diyanet'le ilgilendik. Öğrenmeye çalıştık. Avrupa'da dışardan gelen insanların tümüyle kendilerini yabancılaşmış hissetmemeleri için, soyutlanmamaları için ne yapılabilir diye araştırıyoruz. İnancınızın hoşgörüsüyle bu sorunlar nasıl çözülür diye bakıyoruz."

Pilot bölge Avrupa
Bryza'nın sözlerinden, bu ilginin Avrupa'da radikal İslam'a kayışın Türkiye örneğiyle önlenip önlenemeyeceği, Diyanet'in bu konuda katkısı olup olamayacağının araştırıldığını anlıyoruz. Pilot bölge olarak da Avrupa'nın seçildiği sonucuna varıyoruz. Avrupa'da görev yapacak imamların Diyanet tarafından eğitilip eğitilemeyeceği veya Avrupa ve ABD'de imamlara, Türkiye örneğindeki gibi eğitim verilip verilemeyeceğinin yoklandığını anlıyoruz.
Avrupa'daki göçmenler için incelenen Türkiye örneğinin, ileride Ortadoğu için geçerli olup olamayacağının da tümüyle göz ardı edilmiş bir yaklaşım olmadığı, Bryza'nın sözlerinden çıkan bir diğer sonuç.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kocatepe gururu
KAMU çalışanları hükümetle toplu görüşme yapı...
Çetin ALTAN
Para mı politikayı yavruluyor, politika mı parayı?
Parayla politika arasındaki ilişki; İran'daki...
Melih AŞIK
Irak'ı seyrederken!
Irak'ta yeni anayasanın yazımı, birkaç itiraz...
Fikret BİLA
ABD: 'Kandil'i bombalamak sorunu çözmez'
ABD'nin Ankara Başkonsolosu Nancy Mc Eldowney...
Hasan CEMAL
Kürt sorunu (5)
Diyarbakır'ın önde gelen siyasi şahsiyetlerin...
Güneri CIVAOĞLU
Mercedes'in şoförü
Sardunya Adası bir Akdeniz cennetidir. "Zümrü...
Can DÜNDAR
Hafıza
11 Temmuz 1978 Salı... Ankara Gaziosmanpaşa, ...
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul Üniversitesi'nde kıyım!
İstanbul Üniversitesi'nden sürekli kıyım habe...
Semih İDİZ
AB'yi istiyoruz, ama olmazsa batmayız
AB ile ilişkilerde heyecanlı bir döneme giriy...
Sami KOHEN
Mantık evliliği mi, zoraki izdivaç mı?
FEDERALİZM, oluşum aşamasında, bir ülkeyi dur...
Hasan PULUR
"Akile Hanım"ın işleri...
"Akile Hanım" her sabah olduğu gibi, o sabah ...
Derya SAZAK
Hasankeyf treni
Hasankeyf'e sadakat treni Haydarpaşa'dan hare...
Yaman TÖRÜNER
İsteyen ders çıkarabilir
E. Barrett'in Just Curious About History isim...
Güngör URAS
Kefiri evde yapmak çok kolay
Kefir konusunda bir yazı yazdım. Okuyucularım...
M. Ali BİRAND
Konferansı ertelemeye hiç gerek yoktu
Boğaziçi Üniversitesinin Ermeni Konferansının...

© 2005 Milliyet