|
 |
|
|
"Ben yarışırken dünya duruyor"
İstanbul Park pistinde yapılan Polo Ladies Cup'ın birincisi Melis Çeker: "Yarış başladıktan sonra benim için o yarıştan başka bir şey yok. Dünya duruyor, ben sadece yarışıyorum. Konsantre oluyorum. Konuştuğum diğer arkadaşlar 'Aklıma yarışırken şu geldi, bu geldi' diyorlar. Bende öyle bir şey yok"
TUBA AKYOL
tubaakyol@milliyet.com.tr
Schumacher'e İstanbul havası yaramadı, Raikkonen "seks ve alkol tutkusuna" rağmen nasıl da birinci oldu, Alonso, Fisichella, Montoya derken... Formula 1'in İstanbul ayağı 300 küsur kilometre hızla geldi geçti. Oysa İstanbul Park'ın ilk birincisi Raikkonen değildi. İstanbul Park'ta kupa almak için podyuma ilk çıkan isim, Polo Ladies Cup'ın birincisi Melis Çeker'di.
Melis Çeker 22 yaşında. "Altı buçuk yaşında karting yapmaya başladım" diyor. Ehliyeti alır almaz da otomobile atladığı gibi...
Bu ilk birinciliğiniz, değil mi?
Evet. Daha önce üçüncü olmuştum.
Formula 1 için yapılan pistte, İstanbul Park'ta yarıştınız üstelik. Nasıldı pist?
Formula 1 pilotlarının da söylediği gibi inanılmaz güzel ve zor bir pist. Böyle yeni ve zor bir pistte birinci olmak ayrıca güzeldi. Üstelik İstanbul Park'ın ilk resmi birincisi ben oldum. Sonra Seat Cup, sonra Formula 1 yapıldı. Tarihe geçtim sayılır.
Polo Ladies Cup'ta birincilik kazanmak tamamen sürücü becerisine bağlı, değil mi? Otomobiller aynı, teknik ekip aynı... Sıralama turlarında bir aksilik olmazsa...
Otomobiller tıpatıp aynı. Doğru, iş sürücüde bitiyor. Sıralama turlarına gelince... Ben yarışta daha bir güvenirim kendime. Çünkü geçme yeteneğine sahibim. Bazısı hızlı olur ama önündekini geçemez. Bende öyle bir yetenek var. Bilmiyorum belki de korku hissim daha az öteki yarışmacılardan. Ben üçüncü sırada start aldım. İkinciyi ve birinciyi geçip birinci oldum.
"Onlar 330 yapıyor, ben 180 gördüm"
Sekizinci virajla ilgili tartışmalar var. Hatalı mı, sadece zor mu?
Tüm Formula 1 yarışlarının en zor virajı olduğu söyleniyor. Dört tane virajı arka arkaya dönüyorsun. Sürekli apex'ini doğru yakalaman gerekiyor. Apex bir virajın kapanman gereken en uç noktası. Orayı doğru yakalayamazsan Schumacher gibi yol dışına çıkıyorsun. Virajın doğru çizgisini anladığın zaman çok temiz gidebiliyorsun. Ben sevdim o virajı.
Tabii Formula 1'dekiler sizden daha hızlı...
Çok daha hızlı. Pololar 130 beygir. Formula 1 araçları 1050 beygir. Saatte 320-330 kilometre hıza kadar çıkıyorlar arka düzlüğün sonunda. Ben yarışta hız göstergesine bakmıyorum ama antrenmanda 180 gördüm. 330 ile 180 arasında tabii büyük bir uçurum var.
Hızın bir sınırı var mı?
Yarışıyorsanız yok. Ben de daha güçlü bir otomobille yarışmak isterdim tabii. İzmit Körfez Pisti'nde bunu hissetmeyebiliyorsun ama bu pist Formula 1 araçlarına göre yapıldığı için çok geniş ve düzlüğü bol bir pist. O yüzden bazen otomobilin yetmediğini, motorun yetmediğini hissediyorsun. Daha güçlü olsa, daha hızlı giderdim diye düşünüyorsun. Seat Cup'ta 230 beygir sanırım; 250 de olabilir, emin değilim. Bu yarıştan sonra "Allahım, inşallah seneye Seat Cup'ta da yarışırım" dedim içimden. İnsan istiyor yani, istemez mi?
Yarışırken neler geçiyor aklınızdan?
Canlı yayında ben birinci giderken otomobilin içine yüzüme zumlamışlar. Spiker "Böyle bir soğukkanlılık olamaz, sanki yarışta değil, boş tur atıyor" demiş benim için. O sırada benim kaputum açılmak üzereydi. İki tane çengeli yerinden çıkmıştı. Kaput açılırsa, biliyorsunuz, ön cam tuzla buz olur çarptığı anda.
Siz o sırada "Ya kaput açılırsa" diye düşünüp telaşlanıyor muydunuz?
Hayır işte, onu da düşünmüyorum o sırada. Yarış başladıktan sonra benim için o yarıştan başka bir şey yok. Dünya duruyor, ben sadece yarışıyorum. Konuştuğum diğer arkadaşlar "Aklıma yarışırken şu geldi, bu geldi" diyorlar. Bende öyle bir şey yok.
"Kimse beni o kaskın altında görmeyecek olsa bile ben her yarışta makyajlıyım"
Sıcakta tulumlarla yarışmak zor mu?
Ayakkabılar, tulum falan beş dakika kadar yanmama özelliğine sahip. Bunları giymemiz mecburi. Hava sıcak olduğunda, yarış esnasında otomobilin içi 50 dereceyi buluyor. Klimayı çalıştırma şansımız yok. Yani biraz rahatsız. Ama güvenlik için şart.
Makyaj yapıyor musunuz yarışlarda?
Yapıyorum. Psikolojik olarak kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Özel bir gün için nasıl hazırlanıyorsunuz, yarış da benim için özel bir şey. Kimse beni görmeyecek bile olsa, o kaskın altında, bakımlıyım. E kupa almak için podyuma çıktığınızda da güzel görünmek lazım. O kadar terledikten sonra makyaj falan kalmıyor, akıyor hepsi ama olsun yine de...
"Bayandan yarış otosu alma"
"Bayandan otomobil" diye bir şey vardır ilanlarda; "temiz" manasında. Yarış otomobilleri için de geçerli mi bu?
Değil. Hem de hiç! Pololar ilk iki yarıştan Seat'lara göre daha hasarlı çıktı. Bayandan yarış otosu almayın sakın.
Yarış sırasında pilotların birkaç kilo verdiği doğru mu? Eğer doğruysa, kadın pilot sayısı hızla artabilir.
Formula 1'de, 1,5 saatte üç-dört kilo veriliyordur herhalde. Polo Ladies Cup'ta biz 8 tur yaptık. Belki 1 kilo vermişimdir.
Yarış öncesi özel bir beslenme programı var mı?
Karbonhidrat almamız gerekiyor. Yarıştan iki gün önce başlamak lazım. Yağsız, tuzsuz, sossuz makarna yemen
lazım bol bol. Karbonhidrat güç veriyor, mideyi bozmuyor.
"Trafikte kaza yapmaktan korkuyorum"
Annemle babam İstanbul Park'a gelmediler. Çok heyecanlanıyorlar çünkü. Televizyon canlı yayında veriyordu. Yarışın başını izlemişler. Ben atak yapıp birinciyi geçerken, dayanamayıp TV'yi kapatıp koridorda volta atmaya başlamışlar. Sonra oyalanmak için alakasız şeyler yapmışlar. Annem bulaşık yıkamış. Babam benim bavullarımı dolaba kaldırmış. Zaman geçsin diye... TV'yi tekrar açıp kupa kaldırdığımı görünce, ağlamaya başlamışlar.
Aileniz desteklemiyorsa bu sporu yapmanız çok zor. Çünkü küçük yaşta başlamanız gerekiyor. Bir de pahalı bir spor. Aile desteği o yüzden de şart. Kendinizi kanıtlayıp bir sponsor bulana kadar cebinizden para harcıyorsunuz. Ama biz Polo Ladies Cup'ta çok şanslı 17 kadınız. Çünkü hiç para harcamıyoruz. VW bizi yarıştırıyor.
Babam 30 yıldır motor sporlarının içinde. Hiç yarışmamış. Belki de kendi yarışmadığı için benim yarışmamı hep çok istedi. 6,5 yaşındayken karting yapmaya başladım. Genellikle aileler otomobil sporlarının tehlikeli olduğunu düşündükleri için pek desteklemiyorlar.
18 yaşında safari motor sporları eğitimine gittim. Eğitimin sonunda inanılmaz büyük bir kaza yaptım. Bana hiçbir şey olmadı. İki hafta önceki rallide beş takla attım. Burnum bile kanamadı. Bu araçlar çok güvenli. Beş yerden emniyet kemeri var. Bir tek kollarınız hareket edebiliyor. Otomobilde roll bar dediğimiz, bizi koruyan demirler var. Bu yüzden kazadan korkmuyorum.
Trafikte kaza yapmaktan korkuyorum. Bu yüzden hız yapmıyorum. İnanın, sol şeridi kullanmıyorum bile. 18 yaşındayken hızlı gidiyordum. Makas atayım falan değil de, hızı seviyordum. Çünkü başka bir yerde hız yapma imkanım yoktu. Pistten sonra, trafikte hız hevesim kalmadı. Hatta geçen gün arkadan biri selektör yaktı, yavaş gidiyorum diye. "Keşke arabanın arkasında Polo Ladies Cup birincisi yazsaydı" diye düşündüm.
Benim arabam yok. Anneminkini kullanıyorum. Direksiyonda benden daha kötü kullanan biri varsa, "kötü" demeyeyim de... Panik biri varsa direksiyonda, tahammül edemiyorum. Annem, eğer birlikte bir yere gideceksek direksiyonu bana bırakır, o hep sağ koltuğa oturur.
|
|
|

|