Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Türkiye böyle bir yarış görmedi"

Sipahi Ocağı Binicilik Kulübü'nün 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda düzenleyeceği "Atların Dansı"nda özel bir gösteri sunulacak. Küçük binicilerin maharetlerini sergileyeceği etkinlikte Türkiye'nin bu spordaki en önemli dört ismi de birbirlerinin atlarıyla yarışacak

YAPRAK ARAS

yapraka@milliyet.com.tr

Sencer Can söyledi. Eski atçıların bir lafı varmış, "Atın üzerine bir kez çıkan bunu hayatı boyunca unutamaz" diye. Ben de bunu tecrübe etmek için Sipahi Ocağı'nda Eko'ya bindim, tabii binmek denebilirse. Türkiye'nin en iyi dört binicisinin karşısında atın üzerinde zor durabildim!
Türkiye'nin binicilik konusundaki medarı iftiharı bu dört binici yani Ata Zorlu, Hulki Karagülle, Mert Alıcıoğlu ve Sencer Can, "daha önce hiç denenmemiş" olduğunu söyledikleri bir şeye hazırlanıyor. 30 Ağustos günü Türkiye'nin ilk binicilik gösterisinde yarışacaklar. Ama ne yarış! Milli takım formasını da giyen biniciler, engelleri birbirlerinin atı üzerinde atlamaya çalışacak.
Hepsi bunun çok zor bir şey olduğunu anlatıyor: "Başkasının atına bindiğiniz zaman onun huyunu bilemiyorsunuz. Biniciler bir ata hakim olabilmek için bir, bir buçuk yıllarını veriyorlar. Oysa biz hiç tanımadığımız atlara yarıştan birkaç dakika önce binerek parkur koşacağız."
Mert Alıcıoğlu'nun anlattığına göre atlar engelleri saygı duyarak atlarmış. Eğer onları canları yanacak şekilde atlatmaya çalışırlarsa tepki gösterebilir, yarışmaktan kaçabilirlermiş. Zaten bu yüzden biniciler, Sipahi Ocağı'ndan gelen teklife başta sıcak bakmamış. Kimin hangi atı yarıştıracağı sorgulandıktan sonra kabul etmişler.

Gelir, Bedensel Engelliler Vakfı'na bağışlanacak
Maslak'taki Sipahi Ocağı Binicilik Kulübü'nde gerçekleşecek ve tüm geliri Bedensel Engelliler Vakfı'na bağışlanacak "Atların Dansı" isimli organizasyonda yaşları 12 ile 17 arasında değişen yıldız biniciler de bir gösteri yapacak. Ayrıca o gün kulübe gelen çocuklar da ücretsiz olarak at binme deneyimi yaşayacak. Sipahi Ocağı Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Başoğlu, bu gibi etkinliklerle artık biniciliği halkla buluşturmak istediklerini söylüyor.
"Türkiye'de bütün sporlar futbolun etkisinde kalmış durumda" diyen Başoğlu şunları söylüyor: "Burada 2-4 Eylül tarihlerinde bir Balkan Şampiyonası düzenlenecek ama kimsenin haberi yok. Bu binici arkadaşlar Akdeniz Oyunları'na katıldı, duyulsun isterdik. Oysa hepsi uluslararası arenada tanınan isimler. Yetenek ve tecrübe olarak da eksikleri yok."



Hayri Yalçın

"14 yaşındayım. İki buçuk yıldır at biniyorum. Bu binici abilerim gibi olmak istiyorum ama onları geçebilmem çok zor. Okul yokken günde sekiz saat biniyorum."

Sim Halulu

"12 yaşındayım. Beş yıldır at biniyorum. Hisar Eğitim Vakfı'nda okuyorum, orta ikiye geçtim. Yarışmalara katılıyorum ve bazen kazanıyorum. Her gün mutlaka at biniyorum."

Atahan Deliormanlı

"15 yaşındayım. 12 Eylül İlköğretim Okulu'nda lise bire geçtim. Üç yıldır, günde iki saat çalışıyorum. Umarım ben de bir gün binici abilerim gibi başarılı olurum."

Can Seviloğlu

"17 yaşındayım. Bu yıl Işık Üniversitesi'ne girdim. 6 yıldır at biniyorum. Prenses isimli bir atım var.Aramız çok iyi. Adını söylediğim
zaman kişniyor."


"İki kez köprücük kemiğimi kırdım ama ameliyattan bir hafta sonra yarışıyordum"
Sencer Can

Babam eski milli binicilerden. Ben de 1986'dan beri at biniyorum. Yarışlardan para kazanıyorum. İki hafta önce Başbakanlık Kupası'nın ödülü bir arabaydı mesela, onu kazandım. Onun dışında da birçok insana nasip olmayacak kadar çok derecem var. Üç Balkan şampiyonluğu, üç Türkiye şampiyonluğu, altı Başbakanlık, beş Cumhurbaşkanlığı ve üç Atatürk Kupası kazandım. 2004'ün sonuna kadar beş yıl boyunca yurtdışında yarışmalara katıldım. Avrupa Şampiyonası'nı koşmak Türkiye'den ilk kez bana nasip oldu. Yurtdışında çok enteresan şeyler yaşadım. Kimse Türk olduğuma inanmadı. "Başka ülkenin vatandaşıydın. Şimdi Türkiye adına yarışıyorsun" dediler.
At binmek yaşam tarzım. Pazartesi hariç her gün en geç on buçukta başlar, akşam sekize kadar at binerim. İki kez köprücük kemiğimi kırdım. Ameliyat oldum ama bir hafta sonra hemen tekrar yarışmaya katıldım. Bu, bağımlılık gibi bir şey.



"36 yıldır at biniyorum, 27 yıldır da milli takıma girip çıkıyorum"
Ata Zorlu

Babam sayesinde biniciliğe 8 yaşında başladım ve aralıksız 36 senedir biniyorum. 27 senedir de milli takıma girip çıkıyorum. Bir ara serbest ticaretle uğraştım, şimdi de Kemer Country'de binicilik antrenörlüğü yapıyorum. 10'un üzerinde Türkiye şampiyonluğum var. 10 yıl önce üç-dört dünya kupasının ayaklarını kazandık. Ferdi ve takım Balkan şampiyonluklarım var. Eskiden Türk atları uluslararası müsabakalara kabul edilmiyordu, artık kan alınmak suretiyle kabul ediliyorlar. En son İspanya'da Akdeniz Oyunları'na katıldık. Her gün yaklaşık üç-dört saat at biniyorum. Daha önce hiçbirimiz birbirimizin atıyla yarışmadık. Hem onların bize hem de bizim atlara adaptasyonumuz son anda olacak. Tanımadığınız bir atla parkuru tamamlayamayabilirsiniz de, kötü bir derece alabilirsiniz de.


"Atlarla duygusal bağ kurulamaz, inek gibidirler"
Hulki Karagülle

Abim at biniyordu. Ondan etkilendim ve 7 yaşından beri, yani 35 yıldır at biniyorum. Bu sürede ferdi ve takım olarak Balkan şampiyonu olduk. Ankara'da bir otomobil bayim var. Orada yaşıyorum ve biniciliğin merkezi İstanbul olduğu için sürekli gidip gelmek zorunda kalıyorum. Her gün iki saat mutlaka at binerim. Çok önemli işim olsa bile arada kaçar, atları çalıştırır dönerim.
Federasyon yönetim kurulundayım. Amacımız biniciliği tabana yaymak ve Anadolu'daki kulüplere hareket getirmek.
"Atlar çok duygusaldır" diye genel bir kanı vardır ama bu yanlış. Bunu kime söylesem şaşırıyor ama atlar inekler gibi bir nevi. At ancak binişinizden acemi olup olmadığınızı anlayabilir. Yani atla duygusal bir bağ kurmanız mümkün değil.



"Dört yaşımdayken ağlayıp aileme bir at tablosu aldırtmışım"
Mert Alıcıoğlu

Ailemde kimse binmiyor ama benim atlara çocukluğumdan beri büyük bir sevgim var. Daha dört yaşındayken Nişantaşı'nda tablo satan bir mağazanın önünde yere oturup ağlamışım ve atların denizde koşan bir tablosunu aldırtmışım aileme. Babam çözümü beni kulübe getirmekte bulmuş. Şu anda 30 yaşındayım ve
9 yaşından beri at biniyorum. Aynı zamanda profesyonel binici antrenörlüğü de yapıyorum. Bu sene ustalar kategorisinde Türkiye şampiyonu oldum ve Atatürk Kupası'nı kazandım.
Binicilik için çok özveride bulunmanız gerekiyor. Bir kere ailemden çok zaman çaldım. Biz cumartesi-pazar nedir bilmeyiz. Tatiller de aynı şekilde. Çünkü at bir canlı. Motosiklet değil ki kontağını kapayıp garaja kaldırayım, her gün en az bir saat çalışması gerek. Ama bir daha dünyaya gelsem yine binici olurdum.

CUMARTESİ
"Ben yarışırken dünya duruyor"
"Türkiye böyle bir yarış görmedi"
"Zirve boş. Ben de o zirveye doğru gidiyorum"
"Konsolosla düşümde tanıştım"
"Türkiye'de 130'dan fazla peynir türü var"
Nişantaşı'nda sihirli günler
En moda En yeni
Tuvallerde onkoloji
MİNİKLERİN DÜNYASI
77 fotoğrafla dünyayı keşif turu





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet