|
 |
|
|
Senfonik salsa
Alman topluluğu Klazz Brothers, "Classic Meets Cuba: Symphonic Salsa" adlı CD'sinde Bach'tan Çaykovski'ye, Mozart'tan Wagner'e klasik müziğin ölümsüz eserlerini yorumluyor
MURAT BEŞER
muratbeser@muratbeser.com
Senfonik salsa da olur muymuş demeyin. Tüysüz şeftali, genetikleriyle oynanmış dört köşe domates, klonlanmış koyun oluyor da, senfonik salsa neden olmasın?
Dünya nimetlerinin dağılım istatistiklerinde herhangi bir iyileşme olmadığı halde, birileri ha bire bize, her tür sınırın kalkmakta olduğunu; üstelik de bunun küreselleşmenin bir nimeti olarak kültür, sanat ve politikada yeni açılımlar sunduğunu söylüyor. Tablodaki belirgin fakirleşmenin her alanda yansıması var. Tıpkı küreselleşmeden nasibini alan tarımdaki sunileşme, siyasetteki liberalleşme, edebiyattaki bireyselleşme, felsefe ve tarihteki popülerleşme, gazetecilikteki magazinleşme misali, müzikte de "ülke ve kıta sınırları ortadan kaldırılıyor". "Global köy" bu olsa gerek.
Ürün çok, ya kalitelisi?
Müzik dünyası akla gelebilecek her şeyin, enteresan yöntem ve niyetlerle yan yana getirilip pazarlanmaya çalışıldığı bir nevi sirk. Dükkanlardaki dünya müziği raflarında sergilenen albümlerin, sayıları arttıkça içerikleri fakirleşen kitap tezgahlarından farkı yok. Nasıl ki, eğer patron, iyi yönetici ve iyi bir ücretli olmanın sırlarını veren "iş dünyası" kitaplarıyla, fal, büyü, kehanetle ilgili yayınlarla ya da popüler bir simanın anıları ile ilgilenmiyor ve okuyacak kitap almakta zorlanıyorsanız, iyi müzik dinleyicisiyseniz başınıza aynı şey geliyor.
Peki kıtalararası kültürleri bir araya getiren bu müzikler neden bu kadar yoğun ilgi görüyor? Etnik müzik malzemesi ile yüksek kültür arasındaki ilişki hangi koşullara bağlı olarak eşitlik esasına dayandırılabilir? Neden Doğu'nun, Latin Amerika'nın ve Afrika'nın dayanışmacı kültürünün, Batı'nın bireyci ritimleri altında ezildiği örnekler çok fazla? Bu alışverişin nasıl hakkaniyet temeline dayanacağı, çözülmesi gereken sorunlar yumağının başında. Yanıtları zorlarsak Levi-Strauss'un "Yaban Düşünce" adlı başyapıtından alabilir miyiz bilmiyorum ama popüler müzikteki sentezlerin geldiği noktanın pek iç açıcı olduğunu söylemek pek zor.
İsteyene senfoni, isteyene salsa
Gelelim senfonik salsaya. Bu Klazz Brothers adlı Alman topluluğunun son projesinin adı. "Classic Meets Cuba: Symphonic Salsa" adı altında çıkan CD'de topluluk, Bach'tan Çaykovski'ye, Mozart'tan Wagner'e ölümsüz klasikleri yorumluyor. Dresden'den gelen üç papyonlu ve smokinli müzisyen; basçı Kilian Forster, piyanist Tobias Forster ve davulcu Tim Hahn'dan oluşan Klazz Brothers'ın daha önce ülkemizde de yayınlanan ve dünyada ciddi bir satışa ulaşan serisinden sonra, iki Kübalı perküsyoncu Alexis Estevez ve Elio Rodriguez'i yanlarına alarak yaptıkları yeni albüm bu.
Olay Havana'da, yani Küba'nın kalbinde gerçekleşir. Turne esnasında, kader ağlarını örer. Klazz'cılar, yeni tanıştıkları ikiliyi, klasik Avrupa müzik geleneği ile swing ve Latin cazı arasında bir bağ kurmak üzere provaya buyur eder. Kültür buluşmalarının para ettiği zamanların uyanık müzisyenleri, bunun bir albüme kapı açacağının hesapların önceden yapmışlardı bile.
Ünlülerle turneye çıkıyorlar
Üçlü, çalışmalarında klasik formları zorlamıyor; tıpkı buluştukları karşı formları zorlamadıkları gibi. Devlet güvenceli klasikçiler, filarmonik orkestranın standart işlerinin dışına taştıkları anlarda, E Music ve U Music arasına sınır çekmiyor; kendilerini sıklıkla karmaşık olmayan caz doğaçlamaları, güzel vokaller ve basit melodik soslarla besliyorlar. Fırsatını bulduklarında ünlü isimleri yanlarına alıyor; Jose Carreras ve Andrea Bocelli ile turlara çıkıyorlar.
Salsacıların cephesinde işler biraz farklı. Bize orta ve yüksek sınıf eğlencesi yüzü görünse de salsa, ilk olarak siyah kölelerin eğlencelerinde doğan bir dans ve eğlence kültürü. Sonrasında tüm lümpenlerin, işçilerin ve marjinallerin eğlence kültürünün bir parçası olarak sokaklarda büyüyen haylaz bir çocuk olmuş. Şimdi ise, dünyanın tüm "yıkılan" mekanlarının sosyetik delikanlısı. Son bir kaç 10 yılda müzik sektörünün önemli kazanç alanlarından biri.
Üçlüye eşlik eden ikili, Artura Sandoval, Tito Puente ve Bueno Vista Social Club'ın efsane gitarcısı Compay Segundo gibi eski kurtlara eşlik etmiş. Her Kübalı gibi müziklerinin eşsiz lezzetinin sırrı yaşama sevinçlerinin yüksekliği.
İçgüdünün barbarlığı
Senfonik salsanın doğuş hikayesi, biraz Fransız yazar Roland Barthes'ın 1954 yılında kaleme aldığı "Bichon Zenciler Arasında" adlı makalesini anımsatıyor. Resim yapmak amacıyla Afrika'ya giden genç öğretmen çiftin eleştirildiği, ulvi olmayan "erdemlilik" macerası, "gerçekte ak tenle kara derinin, suçsuzlukla acımasızlığın, tinsellikle büyünün göz yaşartıcı uzlaşmasına dayanır; ruhun uygarlığı, içgüdünün barbarlığını dize getirir". (Roland Barthes / "Çağdaş Söylenler", Hürriyet Vakfı Yay., s. 48.)
Albümün ne kadar yaratıcı dehaya sahip olup olmadığını Mozart'ın ünlü g-minor senfonisinin Latin versiyonuna verilen isim gösteriyor; "Mambozart". Beethoven'ın 5 no'lu senfonisi ise "Cinco Salsa" adıyla yorumlanıyor. Kültürel ve düşünsel disiplinler hoyrat ticari ellerde yoğrulduğu sürece, daha çok senfonik salsalar dinleyeceğiz.
|
|
|

|