Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Niye okula sadece erkekler gidecekmiş da?

tubaakyol@milliyet.com.tr

Sadece Doğu'da değil, Türkiye'nin batısında bile bu işler böyledir. Önce "evin erkeğinin" tabağına yemek konur. Etin çoğu, tavuğun budu erkeklere verilir. Kız çocuğa yatağını toplaması, odasını toplaması, oyuncaklarını toplaması, yemekten sonra tabağını mutfağa götürmesi öğretilir. Ne güzel!
Fakat kız çocuktan abisinin ya da erkek kardeşinin de yatağını, odasını toplaması, onun tabağını da mutfağa götürmesi istenir.
Eğitime önem veren aileler bile önce erkek çocuğun eğitimini düşünür. Erkeğin bir meslek sahibi olması mühimdir. Kız çocuğu ise okutma zahmetine değmez! Kız "emanet"tir. Nasılsa evlenip gidecektir.
İşte bu yüzden Türkiye'de her dört kadından biri okuma-yazma bilmiyor.
Milliyet'in "Baba Beni Okula Gönder" kampanyasına destek veren Anne Çocuk Eğitim Vakfı'nın (AÇEV) düzenlediği seminerlerden biri de Van'da yapıldı.
"Seminer" denince, semineri verecek olan Hasan Deniz'e "Çok mu sıkıcı?" diye sordum ben. Normal olarak "Hayır" dedi. Normal olarak hiç inanmadım. Ama sıkıcı değildi. Öyle sahneye çıkıp mikrofonla falan ha bire bir şeyler anlatmadı Hasan. Sohbet edildi.
Bir kadın söz alıp "Kaynanam bize geldiğinde hep 'Oğluma biraz daha et koy, oğluma biraz daha et koy' diyor. Ben onu hiç dinlemiyorum" dedi. "Niye etlerin hepsini oğlu yiyecekmiş da?"
Tüm erkek çocuklar okuyor demek değil bu. Van'da mesela, ilkokula gitmeyen 30 bin çocuk var. Bunların 3 bini de erkek.
O üç bin erkek çocuk da okula gitsin.
Ama 27 bin kız çocuk da okula gitsin. Niye okula sadece erkekler gidecekmiş da?



Tarkan'ın bir bildiği var. Göl nemlendirici krem gibi

Van'a kadar gidip de, Van Gölü'nde yüzmeden geri dönmek olur mu? Birinden de duymuşum, plajlar var göl kenarında. Tabii ki yüzeceğim!
Akdamar Adası'na doğru yola çıktık. Göl kenarından gidiyoruz. Kıyıda cart mavi tente gibi bir şey var. Bu ne? Biraz ileride, yine aynı mavi şey. Bu ne? Üç yanı mavi muşambayla kapatılmış, göle doğru uzanan bu şeyler... Ne?
Güneşlenmek, yüzmek isteyen kadınlar için yapılan bölmeler bunlar. "Plaj" denince ben sanmıştım ki...
Ne sandım? Van'dayım. Birkaç saat daha gitsem İran'a varacağım.
Elbette ben muşambaların ardından suya girmek zorunda değilim. İstediğim yerden girerim. Ama galiba girmeyeceğim.
Akdamar Adası'nda, arka taraftan kadınlı-erkekli bir grubun sesi geliyor. Yüzüyorlar. Almanlar. Ben de yüzdüm. Van Gölü'nde yüzdüm. Gölün sodalı suyu kaygan, yağlı gibi... Yağlı da değil de, hah, nemlendirici krem gibi. Acayip iyi geliyor cilde. Kadınlar gölden şişeyle su alıp evde yüzlerini bu suyla yıkıyorlarmış. Tarkan da küveti sodayla doldurup banyo yapıyormuş ya... Bir bildikleri var!
Yalnız gölde yüzdükten sonra insanın ağzında kalan tat feci. Van Gölü'nde yine yüzerim ama bir daha dalmam, onu da söyleyeyim. Şimdi hedefim Bitlis'teki Nemrut Krater Gölü'nde yüzmek.
İlk fırsatta... Orada yüzeceğim!



Çocuk ağlayınca, kilise gezdik
Restorasyon nedeniyle Akdamar Kilisesi'nin içine girilemiyor. Vanlı küçük bir kız telleri geçip girmiş. Annesi bağırıyor, çocuk ağlıyor. İhtimal, içeriyi görmek için ağlamıyor; annesi niye bu kadar çok bağırıyor diye ağlıyor.
İşçilerden biri çocuğa kıyamadı. Anneye "Önemli değil" deyip, kapıyı açtı. Hepimiz girdik gezdik tabii. Neyse, çıktım ben; tekneye bineceğim... Yabancı turistlerden biri kiliseden insanlar çıktığını görünce işçiye "Why did you let them in? / Niye onları içeri soktun?" dedi. İşçi hazırola geçip bağırdı: "No / Hayır!"
Bu böyle tam beş kere tekrarlandı:
- Why did you let them in?
- Noooo!



"Bak hele bak... Van kedisi Van Gölü'ne düşerse ne olur?"

Van'da ne yenir? En önce söğüş domates ve salatalık yeniyor. Masaya domates-salatalık getirmeden, hiçbir lokantada servis açmıyorlar size. Önce domates-salatalık, sonra artık ne sipariş ederseniz...
Van Gölü'nde yaşayan tek balık var: İnci kefali. Onu yedim. Çok kılçıklı bir balık ama lezzetli. Bir de buraya özel bir ot var, "uçkun" diye. "Yayla muzu" da diyorlar. Baharda olurmuş. Onu yiyemedim.
Van kahvaltısı meşhur. Ballı kaymaklı, otlu peynirli kahvaltı ettim tabii. "Bak hele bak"-Yusuf Konak'ın Konak Kahvaltı Salonu'nda. Yusuf bey "Bak hele bak" diye masaları dolaşıp herkese bilmece soruyor. Tüm müşterilerine elindeki incik boncuğu hediye edene kadar bu bilmece oyunu / şovu devam ediyor.
Benimki "Van kedisi Van Gölü'ne düşerse ne olur?"du. Islanır. Hah hah! Kolye kazandım.
Yusuf Konak Ankara-Çankaya'da kahvaltıcı açacakmış, dükkan bakıyormuş. Bak hele bak...



80'lerin karikatürlerinden fırlayıp Van Gölü'ne düşmüş
Canavarı göremedim. Görmeyen bir ben varım. Van'da kime sorsanız ya bizzat görmüş ya da çok yakın bir tanıdığı görmüş de ona anlatmış. Canavara; "Canavan", "Cano", hatta "Bestami" gibi sempatik isimler takmışlar. Yetmemiş; Gevaş'a da heykelini dikmişler.
"Uçakların gölgesini canavar sanıyorlar" açıklamasına buralarda kimse itibar etmiyor. Zira ne gölgesi, "Geldi, başını teknenin önüne dayadı" diye anlatanlar var. Başı, dev bir yılan başına benziyormuş. Öyle diyorlar.
Ciddiler mi, ciddi ciddi dalga mı geçiyorlar? Ama en azından şu heykele benzemediğini söylüyorlar ya, o da yeter. Temsili canavara bakar mısınız? 80'lerin karikatürlerindeki enflasyon canavarına acayip benzemiyor mu?

PAZAR
Hey ha hadi, ileri ileri!
"Bir kez bile eve erken gidip kocama yemek yapamadım"
"4 Eylül'de Galata'ya Yahudi kültürünü tanımak için gelin"
"Düşünsenize, 70 milyon bir aşçı yüzünden çıldırıyor"
Bağdat Caddesi balığı sevdi
Senfonik salsa
Batı'nın sevimli cadıları
Demirciköy'e demir atın
"Bir dakikalık video atölyesi"
Başak burcu mitolojileri
Dostluğun dokuz günü
Vira bismillah
Farklı bir açıdan Bodrum
Harem üzerine (2)
Hangi besini nasıl pişirmeliyiz?
Niye okula sadece erkekler gidecekmiş da?
Yarınlarını bilmeyen hayatlardan çizgiler
"Şarabımı yıllandırabilir miyim?"





Ahmet Turhan Altıner
ALİ RIZA KARDÜZ
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet