|
 |
|
|
Kötüden mükemmele
Hayrettir maçın tamamında rakip aynı oyun düzeninde oynuyor, aynı disiplinde mücadele ediyor, her türlü skorda saha içinde değişime uğramıyor. Ama Fenerbahçe takımı aynı on birle iki ayrı yarı oynuyor.
İlk yarıda pozisyon üretmekte zorlanıyorsun, üç tane koşan orta saha oyuncuna rağmen rakibe pas yaptırıyorsun. Dolayısıyla oyun ortada gidiyor. Savunma oyuncuları ise birbirine küs gibi. Stoperle iki kenar oyuncusu arasında uçurum var. Aynı on bir ikinci yarıya çıkıyor. Ne değişiyor da bir anda mükemmel bir futbol ortaya çıkıyor. Değişen sadece şu; oyuncular kapasitelerini artıyorlar.
Serkan sağda savunmada, Ümit de solda hücumda oynaması gerektiği kadar verimli oynuyordu. Üçlü orta saha; Selçuk, Appiah ve Marco da farklı oyuncular olduklarını hatırlıyorlardı. Hem top rakipteyken pres yapıp çabuk top kaptılar, hem de topu çok iyi kullandılar. (İlk yarıda özellikle Selçuk ile Appiah çok fazla pas hatası yapmıştı.)
Çift forvet Anelka ile Nobre ilk yarıda hareketsiz oynayarak rakibin işini kolaylaştırıyor, ikinci yarıda tam tersi bir görüntü çiziyorlardı. Bol bol deplase olarak, ön direk arka direk paylaşımları ile takımın farka gitmesini sağladılar.
İkinci yarı Fenerbahçe adına mükemmele yakın bir futbol vardı. Yeni oyun düzeni oyunun devamında fayda sağlıyor anlaşılan.
Dördüncü hafta bitti, Fenerbahçe hiçbir maçta öne geçemedi, hep geriden geldi. Bu da önemli bir artı. Çünkü öne geçtiği maçlarda (Rize ve Samsun) oyunun son bölümlerini çok rahat bitiriyorlar. Fenerbahçe takımının ikinci yarı tamamını, Samsunspor'dan ise Kais'i beğendim.
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|