|
 |
|
|
Kürt sorunu (6)
Sivil PKK'lı!
Elde silah dağda dolaşmayan, askerin yoluna mayın döşemeyen PKK'lılar için böyle de deniyor. Bu "sivil PKK'lılar"dan bazıları diyormuş ki:
"Ağlamayan bebeğe meme verilmez! PKK yeniden silaha davranmasaydı, Başbakan Erdoğan'dan böyle bir Kürt sorunu çıkışı olmazdı. Ayrıca bu işin sahibi PKK'dır, Apo'dur. Başka türlüsünü kabul etmeyiz."
Kimilerinde kafa bu.
Öteden beri değişmiyor.
Ve tehlikeli bir kafa bu.
Daha doğrusu bu kafanın oynamak istediği oyun, Türkiye'yi içine çekmek istediği tuzak tehlikeli, hem de çok...
Çünkü bu oyun, Türkiye'yi yine 1990'lardaki gibi kanlı bir çukura çekebilir, demokrasiyle Avrupa yolundan uzaklaştırabilir.
Çünkü bu oyun, içeride ve dışarıda Türkiye'yi Avrupa Birliği'nden koparmak için ellerini ovuşturarak tam siper olmuş bekleyen 'baykuşlar'ın değirmenine su taşır.
Bu bakımdan, Türk - Kürt çatışmasını körükleyerek Türkiye'yi bir cehennem tuzağının içine çekmek isteyen bizdeki malum odaklara özellikle işaret etmek istiyorum.
Peki, bu PKK kafası, "Ağlamayan bebeğe meme verilmez!" kafası her yerde baskın mı?
Sanmıyorum, öyle değil.
Hem sivil PKK'lılar, hem de dağlı PKK'lılar arasında silahları ilelebet toprağa gömme fikrinin gitgide yaygınlaştığı söylenebilir. Silahtan vazgeçmeden, şiddet ve terörü politika aracı olarak tümüyle terk etmeden bir yere gidilemeyeceğini görenler gitgide çoğalıyor.
Bu açıdan, Diyarbakır'daki sivil toplum örgütleri cephesinde ilginç kıpırdanmalar görülüyor.
Örneğin Malatya'da, Mardin'de de öyle. Ayrıca Kürt siyasi hareketinde İmralı gölgesinde olmayan hareketlenmeler de çoğalıyor.
Bir takım küt kafalardan çıkan, "sistem, kendi Kürtlerini yaratıyor!" suçlamalarına rağmen öyle...
Onun içindir ki, Başbakan Erdoğan'ın aydınlar buluşması ve Diyarbakır çıkartması küçümsenmemesi gereken bir dönüm noktası sayılabilir. Bu dönüm noktasıyla ilgili olarak, Erdoğan'ın Diyarbakır meydanında topladığı kalabalığı tek ölçüt almak aldatıcıdır.
Tabii şöyle bir kuşku da var:
"Acaba bu da bir elma şekeri politikası mı olacak? Ağzımıza bir parmak bal çalındıktan sonra yine eski hamam eski tas yola devam mı edecek Ankara'yla hükümet?.."
Bir soru işareti.
Göz ardı edilemeyecek bir kuşku...
Geçmişe bakıldığında, günümüzdeki bazı uygulama engelleri göz önüne getirildiğinde bu kuşkulardaki gerçek payı teslim edilebilir.
Ancak, Başbakan Erdoğan'ın ortak sorun olarak Kürt sorununa, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı olarak işaret etmesi, çözümü demokrasi ve vatandaşlık hukukunda görmesi, birlikte yaşama kararlılığına vurgu yapması ve kendi kendisiyle yüzleşme özgüvenine sahip bir devletten yana olduğunu ortaya apaçık koyması, Türkiye'de barış ve demokrasi açısından önemli bir gelişmedir.
Kimse dudak bükmesin.
Şimdi her şeyi bir yana koyun.
Daha yalın düşünme zamanı şimdi.
Lafı eğip bükmeden bir kez daha söylemek gerekirse, silahları gömmeden bir yere gidilemez. Bir elde silahla, yeni bir anlayış iklimi oluşturulamaz...
Bir siyaset aracı olarak şiddete son vermektir, yeni başlangıç noktası; silahları ilelebet toprağa gömmektir, yeni bir dönemin gerçekten açılması...
Bu olmadan hiçbir şeyin inandırıcılığı olamaz.
İyi pazarlar!
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|