Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 02 Eylül 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Süper güçten daha güçlü...


ÖYLE bir güç ki, güçlü veya zayıf, zengin veya fakir dinlemiyor. Vurunca, hiç fark gözetmeden, yıkıcı etkisini gösteriyor...
Bu kez, ABD'yi vuran bu gücün adı "Katrina". Daha önce Güneydoğu Asya'yı vuran "tsunami" gibi, dehşet saçan bir güç...
ABD'nin güney eyaletlerini -özellikle Louisiana'yı, Mississippi'yi ve Alabama'yı- altüst eden "Katrina", bir bakıma, doğanın gücünün, bir süper devletin gücünden de üstün gelebileceğini gösteriyor.
"Katrina" ile ilgili TV ekranlarına yansıyan "insanlık dramı" görüntüleri, "tsunami" felaketininkilerden çok farklı değil: Doğanın ölçüsüz şiddetinden kaçanlar, veya kaçamayıp can verenler... Suların gömdüğü mahalleler, evler, araçlar... Rüzgârın yerle bir ettiği ağaçlar, köprüler, direkler... Susuz, elektriksiz, yiyeceksiz, telefonsuz kalan kentler...
Ve bu insanlık faciası ile birlikte bir süper devleti bile sarsacak nitelikteki derin ekonomik, sosyal ve siyasal izler...
***
"KATRINA", doğanın bu güçteki bir patlaması karşısında, ABD gibi bir süper devletin dahi, çaresiz duruma düşebileceğini gözlerin önüne serdi.
Gerçi ABD gene de sahip olduğu büyük olanakları sayesinde, bir ölçüde kasırganın etkilerini daha sınırlı tutabilecek durumda. Her şeye rağmen, ülkenin zenginliği, nispeten makul bir süre içinde, bu eyaletlerde insanların tekrar normal yaşamlarına dönmesini sağlayacak.
Bununla beraber, bu olay ABD gibi bir "güçlü" devletin, birtakım "zaaflarını" da ortaya koydu.
Doğanın bu tür şiddetli patlamaları karşısında, ülkeler ne kadar ileri ve zengin olurlarsa olsunlar, gene aciz kalıyorlar. Tek fark, gelişmiş ülkelerin bir ölçüde gelecek felaketi daha önce öğrenip gereken uyarıları yapmak ve bu felaket kendi topraklarını vurduğu zaman, zayiatı ve zararı daha düşük seviyede tutmak ve yıkılanı yeniden yapmak imkânlarına sahip olmalarıdır.
***
BÜTÜN bunlara rağmen "Katrina"nın ABD'yi epey sarsan bir darbe indirdiği görülüyor.
* Zarar ziyan 25-30 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Amerikan ölçülerine göre dahi, ekonomiyi etkileyecek bir sayı. Zaten ABD ekonomisi -özellikle Irak savaşından dolayı- oldukça sıkıntılı bir dönemden geçiyor...
  • Kasırganın vurduğu petrol tesisleri, Bush yönetimini, ABD'deki "yedek" ham petrol rezervlerinin bir kısmını piyasaya sürmeye zorluyor. Ancak bunun dahi, petrolün 70 dolar civarında seyreden fiyatının inmesini sağlamayacağı kanısı yaygın (çünkü platformların, boru hatlarının tekrar devreye girmesi zaman alacak)...

  • Kuşkusuz ABD'nin ekonomisindeki bu sarsıntıların "artçı" etkilerini -bizler dahil- bütün dünya hissedecek...
  • "Katrina"nın vurduğu eyaletlerde veya kentlerde, bazı insanların mağazaları yağma etmesi, ABD'nin "öbür yüzü"nü de sergiledi. Yoksul, işsiz sayısının küçümsenmeyecek ölçüde olduğu, bu insanların sorunlarının ihmal edildiği bu vesile ile ortaya çıktı. Tıpkı, Bush yönetiminin "küresel ısınmaya" neden olan çevresel sorunları göz ardı etmesi gibi...
  • Nihayet saydığımız 3 eyalette, yerel makamların Washington'dan "ek güvenlik güçleri" istemi karşısında yetkililerin verdiği yanıt düşündürücü: "Yeterli askeri personel yok. Çoğu Irak'ta..."


  • skohen@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    Buzlanmışlık öğüten kanlı değirmen...
    Eylül, özellikle okul çocuklarının içini sıkı...
    Melih AŞIK
    Okullar - oyunlar
    Okullar 12 Eylül'de açılıyor. Çözüm bekleyen ...
    Fikret BİLA
    Ödün vermesi gereken Türkiye değil
    3 Ekim tarihi yaklaştıkça Türkiye üzerindeki ...
    Hasan CEMAL
    Tadında bırakmak!
    Avrupa Birliği'yle müzakereler, anlaşılan o k...
    Güneri CIVAOĞLU
    Türk, meydan okuyor
    Le Monde satırları, yerküre diplomatlarının h...
    Abbas GÜÇLÜ
    Sözleşmeli başvuruları sancılı başladı
    Milli Eğitim Bakanlığı'ndan günlerdir beklene...
    Hurşit GÜNEŞ
    Resesyon kapıda mı?
    Resesyon, ekonomik durgunluk demek. Son üç yı...
    Sami KOHEN
    Süper güçten daha güçlü...
    ÖYLE bir güç ki, güçlü veya zayıf, zengin vey...
    Faik ÖZTRAK
    Dış dengeyi bozan sadece kur mu?
    Temmuz ayı dış ticaret verileri dış ticaret a...
    Hasan PULUR
    Okur yağcılığı iktidar yağdanlığı...
    BİZ, bunca yıl sonra, okurun gelişinden ne di...
    Derya SAZAK
    3 Ekim sancısı
    Türkiye'nin AB süreci 'engelli koşu' gibi, 17...
    Meral TAMER
    Köşe yazarının sayıklama özgürlüğü var mıdır?
    Dünkü yazımda da belirtmiştim. Bu yıl tatile ...
    Ece TEMELKURAN
    Ordu değişiyor mu?
    Hürriyet gazetesinin önceki günkü manşeti Tür...
    Güngör URAS
    Diyarbakır'da iyi işler de var
    Dün sabah Diyarbakır'a geldim... Benim amacım...
    M. Ali BİRAND
    Türkiye için taşlar yerine oturuyor
    17 Aralık 2004'te, AB liderler doruğu Türkiye...

    © 2005 Milliyet