
|
|
|
 |
|
|
Renkli ve tatlı hayat
Temple Bar, Cafe Pushkin, Moskova Sirki, Kuskova'nın rüya yaşamı
Efendim, kaldığımız yerden devam edelim. Cumartesi günkü köşemde Moskova turumuzu yarım bırakıp Pazar Postası'nda St. Petersburg'a atlamıştık. Şaşırmayın, farkeden bir şey yok. Rehberimiz Dina Sinelnikova gerçekten çok şeker bir kadın. Rehberlik hizmetinden yararlanmak isteyenlere Dina'nın mobil telefon numarasını vereyim; Dina +(8916) 625 46 96. Dina çok da bilgili. Nüfusun 10 milyon, araba sayısının ise 3.5 milyon olduğunu söyledi. Son zamanlarda çok göç varmış. Ünlü Kızıl Meydan'da biraz vakit öldürdük. Ardından komünizmin dışında kalan Stalin, Brejnev, Kruşcev, Gorbaçov gibi devlet başkanlarının, pek çok da ekonomist, düşünür, yazar, şairin gömüldüğü Yeniden Yapılanma adlı büyük mezarlığa gittik. Bu isimlerin büstleri, mezarlarının başında. Meçhul Asker Anıtı'nı gezdikten sonra öğle yemeği için Dina'nın "İyi bir İtalyan restoranı" dediği ama aslında İngiliz pub'ı olan Temple Bar'a oturduk. Adresi; Osenny Boul 9. Ne çare ki servis rezalet, personel acayip kabaydı. Yine içim cız etti. Sınıf ayrımı yapmalarını sevmem ama bizim onların üçüncü sınıf vatandaşlarına gösterdiğimiz tavır ile onların bize reva gördüğü kabalığı kıyasladım. En iyi yorumu sevgili ağabeyim yaptı; "Bu adamlar milletçe emir alıp vermeye alıştığı için böyle kaba sabalar''. Ama bazı konularda da aşmışlar. New York 'un o meşhur 5. Caddesi'ni bilen bilir, bilmeyenlere de açıklayayım; En ünlü markalar o cadde üzerindedir. Cadde müthiş zengin, yaşam olağanüstü renklidir. İşte o 5. Cadde gibi Moskova'da 10 bulvar var. Zenginliğe bakın. Sosyal patlama müthiş. 15 bin kilometre uzunluğundaki ringi ise öyle bir renklendirmişler ki casinolar, barlar, alışveriş merkezlerini gezmeyi bir günde bitiremezsiniz.
Kral Abdullah ve Cafe Pushkin
Hızlı çekilmiş film gibi geçen günün ardından tatlı bir yorgunlukla kültür turumuzu tamamlayıp otele döndük. Kapıda son model Mercedes, cipler ve koruma ordusu gördüm. Ürdün Kralı Abdullah gelmiş ve 8'inci kattaki özel odaya yerleşmiş. Akşam yemeğini, daha önce de gidip çok beğendiğim 26 a Tverskoy Bulvarı'ndaki Cafe Pushkin'de yedik. Gerçekten burası çok şık bir restoran-bar. Garsonlar, servis, sunum ve yemekler muhteşem. Hele o garsonların birayı ya da suyu bardağınıza koyarken gösterdiği incelik yok mu?... Alt tarafı alkolsüz birayı sanki Petrus şarabı gibi sunuyorlar. Yemekte önce Rus mutfağına özel bazı tatlar istedik. Kara lahana, salata, ev yapımı turşu, yine ev yapımı kıymalı ve içinde haşlanıp rendelenmiş beyaz lahana olan börekler ve ekmekler söyledik. Ardından Ferdi, Leyla ve ben yeşil salata istedik. Lisi mantarlı tavuk çorbası, Petra ve Yana siyah havyar krep ve pofuduk ekmek söylediler. Hepsi harikaydı. Ana yemekte tavşan, bıldırcın ve ördek gibi av etleri, balık ve yöresel lezzetlerden tattık. Kusursuzdu. Sekiz çeşit pasta, tiramisu, pancake gibi minik tatlıların buluştuğu Pushkin desert adlı tatlı olağanüstüydü. Aralarında hindistan cevizi, kivi, mango gibi Uzakdoğu tatlarını barındıran 12 çeşit sorbe de kusursuzdu. 7 kişiye toplam 800 milyon TL. ödendi. İstanbul'da aynı ayardaki restoranların çok altında bir fiyat bu. Üstelik bu kadar lezzeti ve çeşidi, bırakın İstanbul'u, ben ve konuğu olduğum saygıdeğer ağabeyim dünyayı dolaştığımız halde görmedik. Efendim, Moskova 'da en büyük sorun taksi. Bulamıyorsunuz. Şehir, aynı zamanda da dünyanın en büyük metrosuna sahip. Ama otelin VIP müşterilerine tahsis ettiği son model lüks arabalara bindiğimiz için metroyu deneyemedik. O akşam otelden Pushkin'e gönderilen arabalar gecikince restoranın önünden iki ayrı grup halinde taksilere bindik. Biz 10 milyon TL. verirken diğer grup, taksimetreyi açmayan Türk işi şoför kurbanı olmuş, aynı mesafeye 30 milyon TL. vermiş. Otel ise aynı mesafeye 50 milyon TL. yazıyor. Yani dikkat. Cafe Pushkin'in telefon numarası (+7095) 229 55 90.
Kuskova'nın muhteşem sarayı
İnşallah gezimizden sıkılmamışsınızdır. Gazetedeki arkadaşlarım çok beğendi valla. Başta asistanım Zeycan olmak üzere "Masal gibi okuduk" diyenler çoğunlukta. Ertesi sabah sporla başladık güne. Yani tatilde öyle 11-12'lere kadar tembel tembel yatmak yok. Kahvaltı salonunda nezaketten uzak, nazi subaylarını andıran 'yarmagül' ayarında Rus kadınına oda numaralarımızı yazıp imzaladıktan sonra 50 milyon TL'ye kahvaltı yaptık. Yine söylüyorum; Kralların kaldığı delüks bir otelde verilen kahvaltı açık büfe ve zengin ama Belek ve Side'deki başta Cezar olmak üzere herşey dahil olan bizim otellerimize bir baksınlar. Belki feyz alırlar. Ama ah Türkiyem ah ! O 'her şey dahil sistem' yok mu? Bu sistemle elin Rus'una, Alman'ına oda satan turizmcilerimizin artık uyanması gerek. Onlar orada yaşarken yurdumun insanı Caddebostan Sahili'nde tatilini geçiriyor. Sabah kültür turumuz 10.30'da yine rehberimiz Dina Sinelnikova başkanlığında başladı. Kızıl Meydan'da ben bir kez daha Lenin'in mezarı diye tutturdum ama o gün de kuyrukta 500 kişi vardı. Bu yüzden şehir merkezine yarım saat mesafede olan, göl kenarında muhteşem bir doğaya sahip bir yere gittik. 18'inci yüzyılda yaşamış soylu Kuskova'nın yaşadığı muhteşem malikaneden söz ediyorum. Bizim Malta Köşkü'nün 100 misli büyüğü, gerisini siz düşünün artık. Sadece mutfak 2 dönüm. Günlük ağırladıkları konuk sayısı 30 binmiş. Şaka değil. Kış bahçesinde, konuklara yemek ikram ettikleri servis takımları rüya gibi. Sadece 10 odasını ve klasik müzik konserleri için ayırdıkları özel salonu gördük. Odalar mavi-yeşil-pembe kırmızı gibi renklerle anılıyor ve her odada o renkte koltuk, masa takımları var. Şeker gibi. Bu arada elin oğlu her yeri değerlendirmiş. Giriş 10 milyon TL. Ama malikaneyi gezmek için ayrıca 15 milyon TL ödüyorsunuz. Bugünlük dükkanı kapatıyorum. Cumartesi Moskova, St. Petersburg finalinde buluşalım. Sevinçleriniz okyanuslar, üzüntüleriniz ise kum tanesi kadar olsun. Hoş kalın.
Süper Star'la Yaşar Açıkhava'da
BKM'de yıldız yağmuru devam ediyor
Efendim, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda BKM'nin (Beşiktaş Kültür Merkezi) organize ettiği yıldız yağmuru sürüyor. Tabii Efes Pilsen sponsorluğunda. Ajda Pekkan & Yaşar yarın, 'Kardelen' konserleri ile Sezen Aksu 2-4 Eylül'de, Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ'dan 'Haybeden Gerçeküstü Aşk' 8 Eylül'de, Ferhat Göçer 9 Eylül'de ve Joaquin Cortes 10 Eylül'de saat 21.00'de sahne alacaklar. Kaçırırsanız yazık olur. Biletler Biletix ve BKM gişelerinde...
sdudek@posta.com.tr
|
|
|


|
|