Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ekincik Koyu ve damga vergisi

İki yılın acısını bir haftada nasıl çıkarabiliriz düşüncesiyle soluğu teknolojinin henüz dişini geçiremediği, yurdumun şirin beldesi Ekincik Koyu'nda aldık...
Köyceğiz'in yanı başında cennet bir köşe.
Yolculuk yorucu oldu ama gerisi şahane...
Gazete yok, televizyon da keza...
Ultra yıldızlı tatil köylerinin çıldırtan uğultusu, dinlencenin bedavasını memleketim kıyılarında geçirmeye alışık gürültücü turist güruhunun yarattığı ses kirliliği filan da yok bu diyarda...
Deniz, güneş, huzur ve cana yakın ev sahipleri...
Arada bir gazeteden gelen taciz telefonları ile birkaç dostun geçen haftaki yazımla ilgili "hatır sorma" nezaketini saymazsak, benim için süper bir mola oldu.
Ankara'ya dönüşte haftalık gazeteler ile Futbol Federasyonu'nun bazı kulüplerin transfer ücretlerini düşük göstermesiyle ilgili açıklamasını okudum.
Federasyonun gecikmiş refleksine anlam vermeye çalışırken, Başbakan R.Tayyip Erdoğan'ın spor yazarlarıyla yaptığı sohbet toplantısındaki saptamasına takıldım.
Başbakan, spor ahlakının korunmasında medyanın duyarlı davranması gerektiğinin altını çizerken, o meşhur konu açılınca, "Kulüplere vergi kolaylığı getirdik. Yüzde 40'ları aşan stopajı yüzde 15'e indirdik. Buna rağmen gerçek rakamlar gösterilmiyorsa, bu bir ayıptır ve vergi kusurudur. Medyanın bu konularda bize yardımcı olmasını beklerim" diyordu.
Sayın Erdoğan haklıydı.
Medya, federasyonun "sır gibi sakladığı" bilgilere ulaşıp bunları kamuoyu ile paylaşmış ve görevini yerine getirmişti.
Federasyon ise Başbakan'ın dikkat çektiği noktaya garip bir açıklama getirmişti.
Uzun metnin bir cümleye sığacak özü şuydu:
"Nisan ayında kulüpler ve Maliye Bakanlığı yüzde 0.75'lik damga vergisinin kaldırılması konusunu görüşmüş, yasal düzenlemeyle 2005 transfer döneminden geçerli olmak üzere bu verginin kaldırılması öngörülmüş, adı geçen kulüpler de bu düşünceyle rakamları düşük göstermiş, basınımız da incir çekirdeğini doldurmayacak bu olayı "vergi kaçakçılığı" şeklinde değerlendirmişti."
Bir diğer ilginç konu ise kulüplerin futbolcularına ödedikleri gerçek tutarı defterlerine geçirmeleri ve gelir vergisini bu rakam üzerinden tahakkuk ettirmiş olmalarıydı.(Vergisini peşin ödeyen kulüpler de varmış! Bravo)
Yani federasyona göre 1 milyon dolarlık bir ücretin 50 bin YTL olarak gösterilmesinin tek nedeni, yüzde 0.75'lik damga vergisinin ödenmek istenmemesiydi.

Gerçekler farklı
İşinin ehli (!) kişilerin hazırladığı bu açıklamadan sonra bir de gerçeklere göz atalım ve kafamızdaki sorulara yanıt isteyelim.
Bazı kulüplerimizin yıllardır transfer ücretlerini düşük gösterip (benim bildiğim 20 yıldır) devletten vergi kaçırdığını bilmeyen yoktur.
Diyelim ki kulüpler ve Maliye damga vergisi konusunda Nisan ayında uzlaştı. Peki, aynı federasyon geçen yıl da benzer komik ücretler yazan kulüplere neden duyarsız kalmıştı? Üstelik o dönem damga vergisinin kaldırılması söz konusu değildi!
Bu mantığa göre, transfer harcamalarını kuruşuna dek doğru beyan eden Beşiktaş ve Fenerbahçe kulüpleri, acaba akıl hocalarından hiç mi ders almamıştı? Ya da devlete verecekleri fazladan paraları mı vardı?
Federasyonun arka çıktığı ve gelir vergisini gerçek tutar üzerinden tahakkuk ettirdiği iddia edilen kulüpler, sümen altına koydukları özel sözleşmeleri Maliye'ye beyan etmişler miydi?
Bakanlık ile üç büyük kulüp arasında yakın geçmişte varılan anlaşma çerçevesinde affedilen ve taksitlendirilen yüzmilyonlarca dolarlık vergi borcu, ödenmeyen sembolik damga vergileri yüzünden mi, yoksa gerçeğe aykırı beyan edilen transfer sözleşmelerinden mi doğmuştu?
Yüzde 0.75'lik damga vergisinden kaçan kulüplerin tahakkuk edecek gerçek vergileri ödeyeceğine bu koşullarda kaç kişi inanır bilmem.
Federasyon artık bir gerçeğin farkına varmalı.
Futbolu sırtınızı dört büyük kulübe dayayarak yönetemezsiniz. Siz, bu ülkedeki 151 profesyonel, 4 bin 214 amatör kulübün federasyonusunuz. Hepsine eşit davranmak ve aynı hoşgörüyü göstermek zorundasınız.
Yoksa, futbol ailesine olan borçları nedeniyle talimata aykırı bir şekilde hangi kulüplere lisans çıkarıldığını, UEFA kriterlerine uymadığı halde hangi kulüplere göz yumularak uygunluk belgesi verildiğini, kara listeye giren hangi kulüplerle ilgili yönetim kurulu kararlarının askıya alındığını açıklamak zorunda kalabilirsiniz.
Şeffaf bir federasyondan da bu beklenir, değil mi?

Avrupalı olmak

Asgari ücretin 350 YTL olduğu bir ülkede başdanışmana neden 18 bin YTL maaş ödendiğini açıkladılar da aydınlandık. Futbol Federasyonu'na göre part-time çalışan selefi 10 bin YTL alırken, üniversitedeki görevini bırakıp tüm gün çalışan başdanışmana 18 bin YTL ücret verilmesi normalmiş.
Aslında az demişler, kıyaslarsak maaşı iki katı olmalıydı.
Neyse, benzer eleştiriler milli takım teknik kadrosu için de gündeme gelince federasyon, Avrupa'dan örnekler vererek izlenen ücret politikasını savundu.
Ama federasyon, aynanın diğer tarafındaki hakemler için aynı cesareti gösteremedi.
Sezon başından beri hakemlerin maç tazminatı alamadığını bilmeyen yoktur.
Kredi kartları patlama noktasına gelen, borç parayla maça giden hakem profili olsa olsa böyle kurumsallaşmış bir federasyona yakışır diye düşünüyorduk ki, ufak bir araştırmayla Türk hakemi ile Avrupalı meslektaşları arasındaki farkı buluverdik.
Süper Lig'de maç tazminatı olarak bin YTL civarında bir ücret alan hakemimiz ile örnek gösterilen Avrupalı arasındaki uçurum, küçümsenecek gibi değildi.

Gülerler adama
İşte rakamlar;
İngiltere'de aynı kategoride bir hakemin maç ücreti 900 sterlin (2 bin 200 YTL), Fransa'da 3 bin Euro (5 bin 400 YTL) ve yıl sonu maç başı bin Euro, Almanya'da ise 5 bin Euro (8 bin YTL). Belçika'da rakam maç başı 500 Euro (800 YTL) sene sonunda bonus yapan hakeme maç başına 2 bin 500 Euro (3 bin 400 YTL).
Bu farkın kapatılması düşünülmez elbette.
Amaaa.
Sakın kalkıp da "Efendim enflasyonun yüzde 8'lere indiği bir ortamda yüzde 25 zam mı yapılır ?" demeyin, başdanışmanı işaret edip gülerler adama.
Günü geldiğinde kelle koltukta maça çıkan, her türlü saldırı ve tehdide açık görev yapan, yemediği küfür kalmayan futbolumuzun günah keçileri bırakın da bu kadar zammı haketsin...
Unutmadan...
Avukatlık bürosunda çalışırken bir gecede kendini federasyonda bulan ve maaşı dörde katlanan ulaştırma görevlisine gösterdiğiniz özenin bir kısmını da hakeminizden esirgemezseniz, emin olun onların hayır duasını alırsınız!

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
Viking'e özel pusu
Ümitler 'Çakır' keyf!
Damsız girilmez!
Önder'den mesaj var
Heinz, Hagi'nin izinde gidiyor!
'Rekabet başarı getirir'
12'den vurduk: 67-79
Periler, Sırbistan'ı fena yediler: 81-69
Sharapova tam yol
Monza heyecanı
Haber turu...
Ekincik Koyu ve damga vergisi
TED Open başlıyor
Büyük usta
Garip ama güzel
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Cemal ERSEN
Ekincik Koyu ve damga vergisi
İki yılın acısını bir haftada nasıl çıkarabil...
Yavuz KOCAÖMER
TED Open başlıyor
TED Open Challenger tenis turnuvası 5 Eylül P...
Erdoğan ŞENAY
Büyük usta
Onu 70'li yılarda tanımıştım. Sempatik bir se...
Gökhan TÜRE
Garip ama güzel
Şu 12 Dev Adam'ın işine akıl sır ermiyor doğr...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet