|
Dilediğin rüyayı görebilme devrimi...
Cep telefonlarıyla çektiğimiz fotoğrafları anında, okyanuslar ötesine gönderebilsek de; denizlerin dibindeki bin bir çeşit balığın, ormanlardaki bin bir çeşit canlının yaşamlarını ekranlara yansıtabilsek de; bir damla suyun içindeki atomların, bir galeksinin içindeki milyarlarca yıldız, yahut gezegenden daha çok olduğunu saptayabilsek de; her gece uyurken 90 dakikada bir gördüğümüz rüyalarımızın, ne sırrını çözebiliyoruz, ne anlamını, ne kökenini...
***
Ta eski Mısır uygarlığından bu yana, insan aklının takılı kaldığı bir gizemli kancadır uyurken rüyalarımızda yaşadığımız hayatlar...
Bundan 350 yıl önce yaşamış olan Pascal:
- Bütün gece rüyasında dilenci olduğunu gören bir kral ile, bütün gece rüyasında kral olduğunu gören bir dilenci arasında yaşam farkı kalmaz, diyordu...
***
Rüyalar... Görülen rüyalardan geleceği tahmine çalışmak, rüya tabirleri... Korkudan bağırarak uyandığımız, bazen de bağırdığımız için uyandırıldığımız karabasanlar... Uykuda rüya görürken başladığımız konuşmalar... Rüyaların cinsel kökenli semboller olduğunu iddia eden Freudizm...
***
Bendenizin çocukluğunda, aile dostumuz bir Erdekli Mehmet Efendi vardı... Erdekli Mehmet Efendi, babamın terfi edip etmeyeceğinin rüyasını görmek için aptest alıp, babam adına "istihare"ye yatardı...
Sabahları da müjdeli haberler verirdi gördüğü rüyaya dayanarak...
***
Çağlar değişti, koşullanmalar değişti, ama gördüğümüz rüyaların anlamını çözümlemeye çalışmak değişmedi.
- Allah hayır versin dün gece rüyamda annemi gördüm...
- ...
- Allah hayır versin dün gece kendimi zengin olmuş gördüm...
- ...
- Allah hayır versin dün gece korkunç bir rüya gördüm; denize düşmüşüm boğuluyorum...
***
Bundan bir süre önce Japonların, dilediğin rüyayı görebilme olanağı sağlayan elektronik bir alet keşfettikleri haberi yayımlanmıştı...
Dilediğin rüyayı görebilme...
Genç hanım meslektaşlardan birine, gülerek:
- Böyle bir aletin olsa, nasıl bir rüya görmek isterdin, diye sormuştum.
O da, çapkınımsı bir gülücükle:
- Söyleyemem, demişti.
***
Dünkü Milliyet'te, -medyadaki yeni deyimle- 2 fotoğrafla da desteklenmiş ANKA'nın bir haberi vardı; "Dakikası 1 YTL'ye 'hayalinizi' uyuyun" başlığıyla...
Değişik dekorlar ortasına gerilmiş hamaklarda uyuyan 2 kişiyi gösteren fotoğrafların yan yazısı şöyleydi:
"Sadece 1 kişi alınan odalarda uzayda, okyanus kenarında, ya da bir vahada mışıl mışıl uyunuyor. Ne kadar uzun uyunursa, ücret o kadar artıyor."
***
ABD'de hiçbir yere gitmeden, bir şirketin dakikası 1 YTL'ye sunduğu bir olanaktan yararlanarak; sanki uzaya, bir okyanus kıyısına, tropikal adalardan birine gitmişçesine, öyle bir dekor içinde uyumak...
Değişen dekorlar, görülen rüyaları da ne kadar etkiliyor, bilemiyorum.
***
Japonların icat ettiği söylenen alet, yaygınlaşıp Türkiye'ye de geldiğinde...
Hayal edebiliyor musunuz toplumun birkaç yıl içinde nasıl değişeceğini...
İnsanlar gece gündüz, diledikleri rüyaları görmeye başladıklarında...
Uyanıkken de tüm tavırları, konuşmaları, ilişkileri değişecek elbet.
Acaba o zaman Hazine'den geçinmeli politikacılarla, bürokratlar; tepesine kuruldukları yığınlara neler söyleyip, neler anlatacaklar?
Kahkahalı bir parodi kurgusu...
***
Dilediğin rüyayı görme aleti, yalnızlıklarla keskinleşmiş cinsel açlıkları bir ölçüde giderse de; mide açlığını da gideremeyecektir, kuş gribi salgınını da, Katrina tayfunu felaketini de...
Ancak böyle bir alet yaygınlaştığında, Irak'ta kanlı kavgalara katılanlar da azalmaya başlayacak; kimse de, canlı bomba olmaya kalkmayacaktır.
Pentagon dahi paralı asker bulmakta zorlanacaktır.
***
Yani efendim, "Barış Günü" nedeniyle, yeniden açıklanan Dünya tablosundaki 600 milyon aç ve yoksul çocuk yanında, yılda silahlara harcanan 1 trilyon doların dengesizliği, yeni bir dengeye kavuşacak; silahlara harcanan para, diledikleri rüyaları görebildikleri halde bir türlü açlıktan kurtulamayanlara, başlayacaktır yönlendirilmeye...
Ayrıca yönetici kadroların, çaresiz kitleleri uyutmak için uydurdukları tatavalar da, devrini tamamlamış olacak...
***
Görülüyor ki geceleri gördüğümüz rüyalardaki iradeye bağlı bir değişim; mevcut siyasal düzenleri de allak bullak edecek nitelikte...
Bir de rüyalarımız, ekranlara yansıtılıp CD'lere alınabilse ve kan grupları gibi gruplara ayrılabilse...
***
Hangi rüyaları görenlerin, hangi rüyaları görenlerle evlendiklerinde mutlu olacakları da çözümlenmiş olur; hangi rüyaları görenlerin, hangi meslek alanlarında başarılı olabilecekleri de...
Siyasal coğrafya koşullanmalarını aşan, bambaşka bir dönem başlar yeryüzünde...
***
21. yüzyıl, rüyalarda yaşadığımız hayatlarla, rüyalarımızdaki kimliğimizi de er geç çözümleyecek...
Ve daha önceki dönemlerdeki kanlı kavgalarla anlamsız harcamalar ve açlıkla yoksulluk içinde kıvranmalar; eski bir ahmaklık karabasanı gibi görünecek ilerideki kuşaklara...
***
Enseyi karartmayın; insanlığın gerçekleştiremeyeceği bir değişimi, asla hayal da edemezsiniz.
Başta Jules Verne olmak üzere, bütün fütürist yaratıcıların gökkuşağına, gönülden bir gül uzatalım...
c.altan@prizma.net.tr
|
|