Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 03 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Newport'tan karmaşa çıktı


AB dışişleri bakanlarının Newport'taki gayri resmi toplantılarından çıkan sonuçlar hem AB açısından hem de Türkiye açısından bir hayli karışık.
Söylenebilecek ilk şey, Fransa ve Hollanda referandumlarından sonra Birliğin içinde görülen dağınıklığın Newport'a da yansımış olmasıdır.
Bu çerçevede tekrar, bir tarafta İngiltere'yi, diğer taraftaysa Fransa'yı kilit oyuncular olarak görüyoruz. Newport'ta Türkiye'nin "Kıbrıs protokolü" deklarasyonuna karşı bir deklarasyon çıkaramamış olmalarının başlıca nedenleri arasında bu iki ülke arasındaki çekişmeyi de sayabiliriz.

İki önemli husus var
İngiltere'nin hazırladığı taslak deklarasyonu 7 Eylül'de tekrar ele alacak olan "Coreperler"in, yani Brüksel'deki AB büyükelçilerinin, bu işin üstesinden gelip gelemeyecekleri ise hâlâ meçhul. Ancak bazı hususların Newport'ta netleşmeye başladığını da söyleyebiliriz. Bu çerçevede iki önemli hususu sıralayabiliriz.
İlki, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınmasının müzakerelerin 3 Ekim'de başlaması için önkoşul yapılmayacağı hususudur.
Fransa ve Avusturya bunu elbette ki istiyorlar. Ancak bu, Rumların dahi işine gelmiyor, zira, daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, onların niyeti Türkiye'yi minderde kündeye getirmek. Buna karşın bu hususun müzakereler sırasında sürekli bir baskı unsuru olarak kullanılacağı anlaşılıyor.

Rum gemilerine izin
İkinci husus ise, başta Avusturya olmak üzere bazı üyelerin istediği ve Türkiye'ye üyelik yerine imtiyazlı ortaklığın verilmesini öngören talebin AB içinde genel kabul görmemesidir.
İşin ilginç yanı, buna karşı çıkanların arasında Yunanistan'ın olmasıdır. Bunun Türkiye - AB ilişkilerini kopma noktasına getireceğini bilen üyeler bu riski göze alamıyorlar. Kaldı ki böyle bir ortaklığın ne mantığının ne de tanımının olmadığını onlar da görüyorlar.
Öte yandan Türkiye'den, limanlarını Rum bandıralı gemilere açmasının isteneceği artık kesinlik kazanmış bulunuyor. AB tarafı bunu kendi perspektifine göre "yeni bir koşul" olarak değil, Türkiye'nin imzaladığı "Kıbrıs Protokolü"nün bir gereği olarak görüyor.

'Esneklik' ne olabilir?
Bu arada, Dışişleri Bakanı Gül'ün Newport'tan ayrılmadan önce sert bir tonla "Açmayız" mesajını vermesinin olumsuz yansımaları olduğu da anlaşılıyor. Birçok gözlemci, Türkiye'nin burada daha esnek bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini belirtiyor. Zira konu siyasi olmaktan çok ekonomik bir konu. Peki bu "esneklik" ne olabilir?
Bilindiği gibi AB, Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik izolasyonunu kaldırmak üzere bir tüzük hazırladı. Ancak bu, Rumlar ve Fransızlar tarafından bloke ediliyor.
Türkiye, limanlarını açması meselesini bu tüzüğün hayata geçirilmesi konusuyla ilişkilendiren bir siyaset izleyebilir. Bunun Kıbrıs Türk tarafını rahatsız etmeyeceği, hatta memnun dahi edeceği anlaşılıyor.

Orhan Pamuk davası
Kaldı ki gerçekçi olmakta yarar var. Kıbrıslı Rumlar "Kıbrıs Cumhuriyeti" pasaportlarıyla bugün Türkiye'ye girip çıkıyorlar. Aynı şekilde Kıbrıs Rum futbol takımları Türkiye'ye gelebiliyor. Onun için tanıma meselesi ile limanlar meselesinin ayrı tutulması gerekiyor.
Bu konularda önümüzdeki günlerde çok şey yazılıp çizilecek. Çok hararetli tartışmalar yaşanacak. O belli.
Ancak son söz olarak burada AB bağlantılı bir olumsuzluğa işaret etmek istiyoruz. O da Orhan Pamuk aleyhine açılmış olan davadır.

Bu konuyu kullanacaklar
Bu gelişme Avrupa basınında geniş yer aldı. O kadar ki, şu aşamada aslında kapanmış olması gereken "Kopenhag Siyasi Kriterleri" tartışmalarının yeniden açılması ihtimali dahi var. Bu konunun Türkiye'nin önünü tıkamaya çalışanlar tarafından kullanılacağı da aşikâr.

semihi@cnnturk.com.tr








Çetin ALTAN
Dilediğin rüyayı görebilme devrimi...
Cep telefonlarıyla çektiğimiz fotoğrafları an...
Melih AŞIK
Bir tuhaflık var!
Güneydoğu'da eylemci örgütler olsun, insan ha...
Fikret BİLA
Karayalçın'dan 'Kürt sorunu'na çözüm önerisi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kürt sorun...
Hasan CEMAL
Irak, nereye?
Irak'ta kan gölü ne yazık ki büyümeye, derinl...
Güneri CIVAOĞLU
İngiliz sicimi
Nörologlar bilir... İnsanoğlu kafasının şakak...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenci haklarını kim koruyacak?
Kolejler ve vakıf üniversiteleri, başvurular ...
Semih İDİZ
Newport'tan karmaşa çıktı
AB dışişleri bakanlarının Newport'taki gayri ...
Sami KOHEN
Daha çok kritik günler olacak...
"ÜÇ kritik gün"ün sonunda varılan nokta ne? ...
Hasan PULUR
Refik Erduran'sız tiyatro tartışılır mı?
DOĞRUSU, bu tartışmaya dostumuz Refik Erduran...
Derya SAZAK
Orhan Pamuk'u yargılamak
Sişli Cumhuriyet Savcılığı yazar Orhan Pamuk ...
Meral TAMER
Türkiye'nin potansiyeli her yerden fışkırıyor
İngiliz The Economist dergisinde Çamlıhemşin ...
Tamer HEPER
Sapla saman yine karıştı
Bu ülke ne çekiyorsa sapla samanı karıştırmak...
Yaman TÖRÜNER
Bazı mağazalar kredi kartı bilgilerinizi kopyalıyor
Son günlerde, kredi kartı bilgilerinin, müşte...
Güngör URAS
Batman hızlı değişim ve gelişim içinde
Tüpraş'ın özelleştirilmesi, Batmanlıları pek,...
M. Ali BİRAND
AB'de bundan sonrası daha kolay
Fransa hala direniyor, Avustralya'lılar, Ruml...

© 2005 Milliyet