Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 03 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye'nin potansiyeli her yerden fışkırıyor


İngiliz The Economist dergisinde Çamlıhemşin mahreçli bir haber var; Rize yaylalarının mücevher değerindeki eşsiz doğal güzelliklerinden söz ediliyor. Rize bizim Başbakan'ın memleketi değil miydi?
Financial Times'da sadece fındıklardan oluşan koca bir fotoğraf, altında da "700 - 900 bin tonluk dünya fındık mahsulünün % 85'i Türkiye'den" yazıyor. Nestle gibi dünya çikolata devlerinin yetkilileri, fındık fiyatlarının son 2 yılda 5 kat artmasının şaşkınlığı içinde. 2003'te tonu 2 bin 150 dolarken, bugün 11 bin 120 dolara fırlamış olmasını "kötü mahsulün" yanı sıra "kötü politikayla" açıklıyorlar!
Nereden baktığınıza bağlı tabii. Onların "kötü politika" dediği, bizim için "iyi politika" herhalde. Sahi AKP iktidara geldikten hemen sonra Başbakan Erdoğan'ın sağ kolu Cüneyt Zapsu, kendisinin de üreticileri arasında yer aldığı fındık meselesiyle epey gündeme gelmemiş miydi?

İstanbul'u keşfettiler
New York Times gazetesi, 16 eylülde başlayacak olan Uluslararası İstanbul Bienali'ni okurlarına "İstanbul'da 1000 minarenin ortasında sanat çiçek açıyor" diye duyurmuş. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı da, Eczacıbaşı ailesi de bienalin sesini dünyada daha fazla duyurmak için yıllardır didiniyorlardı. Nihayet 2 yıl önceki son bienalde, yabancı sanat çevrelerinin ilgi patlamasına tanık olduk. AKP'nin iktidara gelmesinden sonraki ilk bienal oluşu da bu ilgi artışında etkili oldu.
Amerikan Newsweek dergisi İstanbul'u kapak yapmış. Bir rönesans yaşayan İstanbul'un Avrupa'nın en muhteşem metropollerinden biri haline geldiğini yazıyor. Hatta "Türkiye AB'ye giremese de İstanbul onlara yeter" yorumunu yapıyor. Bana göre İstanbul'un bir rönesans yaşadığı falan yok. İstanbulumuz, her zaman muhteşem, ama Formula 1 vesilesiyle Türkiye'ye gelenlerin bunu yeni fark etmiş olmalarına da şaşmıyorum.
Siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın, pek çok faktörün biraraya gelmesi lazım ki varolan potansiyel açığa çıksın. Ama harcanan çabalar kesinlikle boşa gitmiyor. Ve gün geliyor, 1 artı 1'in toplamı 2 değil, 5 hatta 10 edebiliyor. Şimdi Türkiye moda. Batı, Türkiye'yi yeni keşfetmiş olmanın heyecanını yaşıyor.

Eski ezber bozulunca...
Bu arada dünyada, gidecek yer arayan oluk gibi para var. 11 Eylül'ü izleyen gelişmeler eski ezberi bozduğu için, haritayı açıp bakıyorlar nereye gitsek diye... Öyle bakınca da Türkiye, pek çok nedenle bir çekim merkezi oluyor:
1) Yabancı sermayenin Türkiye'ye teveccühünde kilidi açan kritik anahtar kuşkusuz Avrupa Birliği. Bu yol tayini, insanlara güven veriyor.
2) Amerika'da, hatta Avrupa'da kendini eskisi gibi güvenli hissetmeyen Arap sermayesi, Türkiye'yi hem bir fırsatlar ülkesi olarak görüyor, hem de AKP yönetimini kendisine daha yakın buluyor.
3) Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde bulamayacakları kadar liberal, dandik ülkelerin hiçbirinde bulamayacakları kadar Batı standartlarında tıkır tıkır işleyen bir bankacılık sistemimiz de önemli bir etken. Üstelik paranın kaynağı bile sorulmaz!
3) Türkiye, bütün benzeri ülkelere göre çok daha köklü bir piyasa ekonomisi deneyimi ve ona paralel bir girişimci sınıfa sahip. Haydi gidelim Türkiye'de iş yapalım dendiğinde Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan ve hatta Polonya'ya göre bir muhatap bulmak çok daha kolay.
4) Peşpeşe krizler sonrasında Türkiye'deki girişimci sınıf da yabancılarla işbirliğine eskisinden daha istekli.
5) AKP iktidarının özelleştirmeye "Bu işi yapalım bitsin. Yük üstümüzden gitsin, para gelsin" mantığıyla bakması da işleri hızlandırıyor.
Tatilde günlük rutinin dışına çıkıp da Türkiye'ye bakınca, memleketimin birbiriyle taban tabana çelişen manzaraları bana iyice sırıttı. Bunları da sizlerle paylaşmak istedim. Bugün toz pembe tablodan kesitler verdim. Yarın madalyonun diğer yüzüne bakacağız.

mtamer@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Dilediğin rüyayı görebilme devrimi...
Cep telefonlarıyla çektiğimiz fotoğrafları an...
Melih AŞIK
Bir tuhaflık var!
Güneydoğu'da eylemci örgütler olsun, insan ha...
Fikret BİLA
Karayalçın'dan 'Kürt sorunu'na çözüm önerisi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kürt sorun...
Hasan CEMAL
Irak, nereye?
Irak'ta kan gölü ne yazık ki büyümeye, derinl...
Güneri CIVAOĞLU
İngiliz sicimi
Nörologlar bilir... İnsanoğlu kafasının şakak...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenci haklarını kim koruyacak?
Kolejler ve vakıf üniversiteleri, başvurular ...
Semih İDİZ
Newport'tan karmaşa çıktı
AB dışişleri bakanlarının Newport'taki gayri ...
Sami KOHEN
Daha çok kritik günler olacak...
"ÜÇ kritik gün"ün sonunda varılan nokta ne? ...
Hasan PULUR
Refik Erduran'sız tiyatro tartışılır mı?
DOĞRUSU, bu tartışmaya dostumuz Refik Erduran...
Derya SAZAK
Orhan Pamuk'u yargılamak
Sişli Cumhuriyet Savcılığı yazar Orhan Pamuk ...
Meral TAMER
Türkiye'nin potansiyeli her yerden fışkırıyor
İngiliz The Economist dergisinde Çamlıhemşin ...
Tamer HEPER
Sapla saman yine karıştı
Bu ülke ne çekiyorsa sapla samanı karıştırmak...
Yaman TÖRÜNER
Bazı mağazalar kredi kartı bilgilerinizi kopyalıyor
Son günlerde, kredi kartı bilgilerinin, müşte...
Güngör URAS
Batman hızlı değişim ve gelişim içinde
Tüpraş'ın özelleştirilmesi, Batmanlıları pek,...
M. Ali BİRAND
AB'de bundan sonrası daha kolay
Fransa hala direniyor, Avustralya'lılar, Ruml...

© 2005 Milliyet