Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 05 Eylül 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Clinton'ın 'dünyayı değiştirme' planı


Bill Clinton , hayatının bu aşamasında "kafasını taktığı iki şey" olduğunu söylüyor:
"Kimsenin vaktinden önce ölmesini istemiyorum. İyi insanların enerjilerini, herhangi bir fark yaratmaksızın tüketmelerini istemiyorum."
Ve devam ediyor:
"Sistemli eylemle insan tarihinin gerçekliğini değiştirmeniz mümkün."
Siftahını gelecek hafta New York'ta yapacak olan, uluslararası öncüleri arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da yer aldığı Clinton Global Girişimi'ni de, ABD eski başkanının kafasına taktıklarından yola çıkarak, şöyle tanımlayabiliriz:
İnsanlığın kaderini değiştirme yönünde, fark yaratacak bir global sinerji ve eşgüdümlü eylem arayışı.
Clinton, bu farkı yaratabilmek için dünyanın her yanından siyasetçiler ile özel sektör ve sivil toplum temsilcilerini, dört ana hedef çevresinde buluşturuyor:
1. Dengeli bir global entegrasyon için yoksullukla mücadele;
2. İklim değişiminin önüne geçme seferberliği;
3. Dinsel inanç ve kurumların çatışmaya değil, uzlaşmaya hizmet etmesi;
4. İyi yönetişim, yolsuzlukla mücadele, dinamik girişimcilik ve yatırımların teşviki.

İkinci Davos mu?
Girişim akla Davos'u getiriyor. Zaten Clinton da, bu adımı atmaya, Davos'taki Dünya Ekonomik Toplantısı'na katılırken karar vermiş. Ancak "İkinci bir Davos gereksiz" diyor ve yapmak istediğinin Davos'tan farkını Financial Times'a verdiği bir mülakatta şöyle anlatıyor:
"İnsanlara, 'Sadece gelip konuşma yapacaksanız, gelmeyin' diyorum. Eğer konuşup öğrenmek ve sonunda bir yükümlülük üstlenmek niyetindeyseniz gelin, çünkü sonradan, yükümlülüğünüzü yerine getirip getirmediğinizi denetleyeceğiz."
New York'taki toplantının katılımcılarından yukarıdaki dört ana hedeften birinde somut rol üstlenmeleri istenecek. Clinton, başkanlığı döneminde kendisine yakıştırılan "iflah olmaz iyimser" lakabını haklı çıkarırcasına, 10 yıl boyunca her yıl 500 ila 1500 arasında siyasi lider, sivil toplum önderi ve işadamını buluşturup somut eyleme geçmelerini sağlayabilirse, "dünyayı gerçekten değiştirebileceklerini" söylemekten geri durmuyor.

Dinlerin rolü
Dinler üzerinden bir uzlaşma kültürü arayışıyla din adamlarının, din temelli grupların temsilcilerinin, özellikle de İslam dünyasından seslerin global bir platformda buluşturulması başlı başına önemli.
Clinton, hem bu çabanın hassasiyetinin ve tepki çekebileceğinin farkında, hem de dinlerin "dünyayı değiştirmenin bir aracı" olarak kullanılması gerektiğinde ısrarlı. Bu ısrar, bir dizi çarpıcı gözlemin sonucu:
Bugün dünya nüfusunun yüzde 80'i kendisini "dindar" olarak tanımlıyor. Araştırmalar, dinsel aidiyetin, yüz milyonlarca insan için ulusal ve etnik bağlardan daha önemli olduğunu; çoğunluğun, din adamlarının sözüne devlet adamlarınkinden daha fazla itibar ettiğini; dinsel inanç üzerinden yürütülen seferberliklerin, diğer bütün kampanyalardan daha fazla katılım sağladığını ortaya koyuyor.
Clinton'a göre dinsel inanç, Kuzey İrlanda'dan Sudan'a, Arap-İsrail sorunundan El Kaide terörüne kadar birçok durumda "çatışmanın motoru" olabildiği gibi, yoksulluk, AIDS ve şiddetle mücadele gibi alanlarda da "uzlaşı zemini" olabilir.
New York toplantısı, İslam-Batı ilişkisine; Kuzey İrlanda, Balkanlar, Afrika ve Ortadoğu örneklerine; dinin siyaset ve toplumsal kalkınmaya etkisine hep bu "uzlaşı zeminini genişletme" perspektifinden bakacak. Dinin çatışmanın motoru yapılmasına karşı seslerin çoğalmasını hedefleyecek.

Geniş yelpaze
Clinton Global Girişimi'nin 15-17 eylül günlerindeki açılış toplantısına, hemen öncesindeki BM Zirvesi için New York'a gelecek dünya liderlerinden bazıları da katılacak.
Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Ürdün Kralı Abdullah, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşenko da Clinton'a en baştan omuz verenler arasında.
ABD eski başkanının "Demokrat" kimliği ve eşi Senatör Hillary Clinton'ın 2008'de başkanlık için yarışmasının beklenmesi, ilk bakışta, bu girişime "partizan" bir hava yükleyebilir. Ancak Clinton'ın dışişleri bakanı Madeleine Albright ile bugünkü bakan Condoleezza Rice'ın, Başkan Bush'un seçimi kaybetmesi için didinen yatırımcı George Soros ile Bush destekçisi medya patronu Rupert Murdoch'un aynı zeminde buluşacak olmasına bakılırsa yelpaze geniş.
Türkiye de, sadece Erdoğan ve hükümet düzeyinde değil, toplantıya davetli iş dünyası ve sivil toplum önderleri eliyle de, yukarıdaki dört hedef kapsamında somut rol üstlenebilir.
Son bir not: Toplantının "Yoksullukla Mücadelede Kritik An" başlıklı ilk oturumunun konuşmacıları arasında BM Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş de var.

ycongar@erols.com








Çetin ALTAN
Derin ve üstün biri
Yaşamının bütün özelliği, kendisini herkesten...
Yasemin CONGAR
Clinton'ın 'dünyayı değiştirme' planı
Bill Clinton , hayatının bu aşamasında "kafas...
Hurşit GÜNEŞ
Döviz de fırlasa, borsa da düşse 1 Mart gibi toparlar
Cumartesi günü ekonomiden sorumlu Devlet Baka...
Semih İDİZ
Önemli olan, restlerin arkasını getirmektir
Dışişleri Bakanı Gül'ün AB'ye dönük, "Çeker g...
Faik ÖZTRAK
Enflasyon ve riskler
Aylık fiyat artışları ağustos ayında piyasala...
Hasan PULUR
Alaçatı efsanesi!
Bu yaz "Alaçatı" modası vardı...
Ece TEMELKURAN
Anlatmamak için yaşamak!
Zor kararları düşünerek, mantıklı bir biçimde...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası dövizini nasıl yönetiyor?
Merkez Bankası'nın ağustos sonu itibariyle, y...
Güngör URAS
Hasankeyf'te ekonomi "korucu maaşı" ile ayakta
Kaymakamın aracı durdu. Görevliler kapısını a...
M. Ali BİRAND
Pazartesi akşamı evinizde olacağım...
Lütfen kimselere randevu vermeyin ve bu akşam...

© 2005 Milliyet