|
 |
|
|
Çokluk, bolluk getirmez
1- Volkan'ın degajıyla Hakan'ın girdiği pozisyon. Fatih'in Yıldıray'ın ortasına kafayla, Ümit'in ortasına soluyla vurduğu 2 şut. Ve penaltı tartışması. Pozisyonların hepi topu bu. Goller ise Okan ve Tümer'in şahane vuruşlarıyla gelmiş organizasyon dışı işler.
2- Terim'in sahaya koyduğu oyunu Gerets'in sistemine benzetebiliriz. İkisi santrfor, beş forvetle, bir çapa ve dört savunmacıyla sahadaydık. Ama üretim, Belçikalı'nın eserinin çok gerisindeydi. Yani çokluk her zaman bolluk getirmiyor.
3- Fatih'in orta saha gibi oynayışı çok sorunlu olan ve Helveg gibi bir madeni tıpa yapmış rakibi zorlamamızı engelledi.
4- Savunmada ise Gerets'in de yaşadığı sıkıntılarla boğuştuk. İbrahim Toraman ve Selçuk'un üstün performansları, Alpay'ın organizatörlüğü ve Volkan'ın 2 refleksi dengeyi sağladı.
5- Jorgensen ve Rommedahl'ı kontrolle görevli 2 savunma kanadının süratli oyuncular olmayışı, onların ileri çıkışını engelledi. Halbuki solda Serkan, sağda Fatih gibi 2 hızlı oyuncu olsa daha çok ve güvenli çıkabilirdik.
6- Alpay takımı ileri çıkarmak istediğinde Ümit ve Hamit geride kaldılar ve rakiplerini bırakmayarak ofsaytı bozdular. Ve asıl önemlisi önlerindeki Hasan ve Tümer'le bağlantıları koptu. Bu iki oyuncu da geri dönmekte zorluk yaşayınca mesafe genişledi.
Jensen, Gravesen ve Poulsen... Danimarka çıkmaya niyetlendiği andan itibaren kâbus başladı. 30'la 45 arası kesin üstünlük sağladılar.
7- İkinci yarıda Terim'in değişiklikleri savunma güvenliğimizi artırdı. Ama savunma kanatlarının sorunları devam edince yüklenmekte sorun yaşadık. Okan ve Hüseyin'in oyuna alınışı çok yerindeydi, ama savunmanın hücuma destek vermeyişi sorunu düzeltilemedi.
8- Çok iyi görüldü ki, Hakan takımı uzun oynamaya itiyor. Bu Yıldıray, Hasan, Tümer gibi silahlardan yararlanmamızı engelliyor.
9 -Yıldıray ve Emre bu takımın en önemli oyuncuları. Ama ikisi de güvenilmez sağlık kondisyonlarındalar. Onlarsız bir takım planlamak şart.
10- Volkan iyi bir kaleci, ama bizi UEFA Şampiyonluğu ve Dünya Kupası 3.'lüğüne götüren mucize kalecilerdi. Rüştü ya da Taffarelimiz olmazsa bu iş olmuyor. Ama ne yazık ki Rüştü de eski Rüştü değil.
11- Ve Tümer - Tolga değişikliği. Topu ileride tutacak adam kalmayışı çok önemli. Ama asıl sorun 80 dakikada olgunlaşan savunma 1 ekstra adamla dağıldı. Bir ekstra oyuncu, sorumluluk ve yetki karmaşası yarattı. Cumartesi akşamı Avrupa'da yenen en acemice golü yememiz bundandır. Savunmaya 10 kişi dizildik ama golü yedik. Yani çokluk her zaman bolluk getirmiyor.
Tehlikeli sular
Bu ülke futbolunun başındaki en büyük sorunlardan biri de takım yazarlığı ve yorumculuğudur. Tribünle, yöneticilerle, futbolcularla mesafeyi ayarlayamama gibi sonuçlar yaratır bu durum. İnsanı törpüler. Oyuncular, teknik heyetler takım değiştirir; yöneticilerin bile takım değiştirdiği örneklerle sabittir ama yorumcu değiştiremez. Mecburi ve istemdışı bir amigolaşmanın doğma tehlikesi vardır. Ve son milli maçlarda bu durumun daha ağır sonuçları gözüküyor. Yorumcusu olunan takımın millilerine toz kondurmama çabası. Bu işten artık vazgeçmeli. Takım yazarlığı artık bitmeli.
Tek forvet, çok forvet
Hocalarımızı klişelerle eleştiriyoruz. Tek forvetle oynadı, korkak, çok forvetle oynadı cesur. Şimdi bakalım, Terim, Danimarka maçında kaç forvetle oynadı. Hakan, Fatih etti 2. Yıldıray, Hasan, Tümer forvet özellikli oyuncular. Etti 5. Peki 5 forvetle mi oynadık? Hayır. Hakan tek santrfor. Tümer, Selçuk'un yanında çapa. Hasan ve Yıldıray ceza sahasına girmiyor. Fatih bildiğin orta saha oyuncusu. Alın size 5 forvetli ama tek satrforlu bir takım. Ve bu durumun ortaya koyduğu soru: Terim korkak mı cesur mu?
Anelka'nın yabancılığı
Fenerbahçe'nin, Anelka'yı yerli oyuncu statüsünde oynatma çabası ilginç bir dava konusu. Nasıl bir savunmayla bunu istediklerini merak edip araştırırken geçen hafta Asbaşkan Nihat Özdemir'in açıklamaları düştü ajanslara. Şöyle diyordu: "Efes Cup'ta Türkiye'ye karşı mücadele eden Rusya Basketbol Milli Takımı'nda siyahi oyuncu var. Ruslar bile olayı anladı. Ancak bizim tahkim ve federasyon durumu kavrayamadı. Allah yardımcımız olsun". Bir daha okudum. Sonra bir daha. Bir şey mi kaçırıyorum acaba. Bir adam vatandaşlık almış milli takımda oynuyor. Anelka'nın durumu ise bambaşka. Ben de tahkim ve federasyon gibi durumu kavrayamadım. Önerim, eğer bu savunmayla tahkime gidildiyse bir an önce geri çekilmesidir.
Komik milletiz vesselam
Aynı gazete 2 haber alt üste. Yukarıdaki haber müjde başlığı ile veriliyor. "Shevchenko yok. Milanlı yıldız İtalya'ya döndü Ukrayna bize karşı yedeklerle oynayacak. Heyyooo!"
Alttaki haberin başlığı ise "Olsen'in ayıbı. Büyük iftira. Şike iması". Deniyor ki, Olsen umarım Ukrayna, Türkiye'ye karşı doğru dürüst oynar." Bu bir gazetenin değil hepimizin tavrı. Bir beyinden çıkan analiz değil, hepimizin kafasındaki. İstiyoruz ki, Ukrayna bize yatsın, ama Danimarka ses çıkarmasın. Sadece biz bilelim, herkes sussun. Hakikaten komik milletiz. Peki aynı durum bizim başımızda olsa biz ne yapardık?
Maç pratiği eksikliği
Tümer-Tolga değişikliği bir teknik adam yanlışı. Terim seviyesinde bir hocanın bunu yapması - yenilen golden bağımsız olarak - büyük bir hata. Ve bu, maç pratiğinin eksikliğinden kaynaklanıyor. Artık hocalar da oyuncular gibi sürekli pratik yapmak zorunda. Nasıl bir oyuncu 1 ay maça çıkmayınca köreliyor, teknik adamlarda da aynı sıkıntı var. Bu tüm dünyada yaşanan bir sıkıntı. Bunu eski yönteme dönerek gidermeli. Milli takım teknik direktörleri, - hatta yardımcıları da - kulüp takımları çalıştırmalı. Pratik eksiği ancak böyle giderilir.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|