Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Eylül 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Pis hesaplar sahibini bağlar


"Pis hesapların" en iyisini, kafasında pis hesaplar olanlar yapar.
Danimarka Teknik Direktörü Morten Olsen gibi.
Adam biliyor bu işleri. Portekiz'de İsveç'e yattıkları gibi Ukrayna'nın da Türkiye'ye "kolaylıklar" sağlayacağından korkuyor.
Neden? Çünkü "komşuymuşuz"!
Sayın Olsen, kafasındaki bu pis hesaplara daha çocukluğunda başladı her halde... Ve o yüzden coğrafya derslerini aksatmış olmalı. Ukrayna nereden komşumuz oluyor ? Arada koskoca Karadeniz var.
Yani Olsen'e bakarsak Mısır, Cezayir, Fransa, İtalya, hepsi komşumuz. Onlarla aramızda da Akdeniz var.
Aslında bu "komşu" lafının altında çok derin anlamlar yatıyor.
Ukrayna ve Türkiye... Biri Slav, biri Türk...
Yani ikisi de Avrupalı'nın kimyasını bozan halklar. Hem korkarlar, hem nefret ederler, hem de hakir görürler.
Olsen'in kafasındaki "komşu"luk buradan işte.
Tipik bir Kuzeyli bakışı. Avrupa ırkçılığı.

Shevchenko'yu döndüren Olsen
Lakin bu tip "pis hesapların" mucitleri, göründükleri kadar aptal değildirler. Yaptıkları hamlenin birkaç hamle sonrasını hesaplamadan kıllarını kıpırdatmazlar. Teorilerini ortaya öyle bir zamanlamayla koyarlar ki, doğru ya da yanlış fark etmez... Sonunda kârlı çıkarlar.
Nitekim işe yaradı Olsen'in pis hesapları...
Sakatlığı yüzünden Milano'ya gönderilen Shevchenko geri çağrıldı. Acele tedavi edilip takıma koyulacak büyük bir olasılıkla. Ne yapsın Ukrayna hocası Blokhin; böyle bir dedikodunun altında kalmak istemedi.
Malum; onun da Yunanistan'a verilmiş bir sözü var:
"Merak etmeyin Türkiye'yi yener önünüzü açarız!.."
Siz asıl Danimarka - Yunanistan maçını bekleyin. Umudu tükenmiş bir Danimarka, başında böyle "pis hesaplar" yapan bir adamla "Avrupa medeniyetinin beşiği" Yunanistan'a kimbilir ne kıyaklar yapar. Slavları, Türkleri kayıracak değil ya!

Danimarka'nın ROJ TV kanalı
Olsen'in suçu değil bu. Yaşadığı kültürün sorunu.
Sekiz ay önce Şırnak'ın iki otelinden birinin televizyon odasında oturuyorum. O sırada Güneydoğu'da müthiş dedikodular var. Havaların düzelmesiyle birlikte terörün tırmanacağı, bunu bilen askerlerin hazırlıklar yaptığı söyleniyor kulaktan kulağa. Kumçatı'da öldürülen teröristler bunun ilk sinyallerini veriyor.
Şırnak'taki otelde de tüm bölgede olduğu gibi çanak antenin ucuna bağlı bir televizyon var. binlerce kanal alan uydu yayınında, Roj TV birinci sırada.
Spiker haberleri okudukça kendimi savaşta düşman tarafında kalmış bir insan gibi hissediyorum. "Kürt silahlı kuvvetleri Türk askerini ezip geçiyormuş" televizyona göre!
Kadim dostumuz Danimarka'dan yayın yapan bu televizyonu gördükten sonra, futbol adamı Olsen'in "dostluğu" hafif geldi bana.
Alt tarafı futbolda kazık yemek ne ki?

Yiğitlik bizde kalsın
Futbolda kazıklanmak, on binlerce cana mal olan "büyük kazıkların" yanında devede kulak ama, futbol gibi sportif bir kelimenin yanına hiç yakışmıyor "pis hesaplar"...
İrkiltiyor insanı.
Yaşama, Dünya'ya tutunma çabalarını, bu kısa hayatta birazcık güzellik arama isteğini köreltiyor.
Saf ve temiz futbol günlerini çoktan geride bıraktık, futbolun kendisini siyaset ve paraya kurban ediyoruz adım adım.
Bu ne biçim tezgahtır yahu... Futbol mu oynuyoruz, darbe mi planlıyoruz?
Fatih Hoca da "yiğitlik bizde kalsın" diye açıklama yapmış:
"Hediye istemiyoruz!"
İstesek, verecekler sanki.
Neyse ki, bu hesapların "zort dediği" bir nokta var...
Ne zaman ki Hakan ayağına gelen ilk topu kaleye çakar. Fatih Tekke doksana kafayı atar... İsteyen istediği kadar hesap yapsın o zaman.
Pis hesaplar sahibini bağlar.

"Onlar ortak biz pazar"

Çok merak ediyorum; "yabancı futbolcular yetenekli gençlerimizin önünü tıkıyor" diye yazdıkça Avrupa örnekleri veren, AB'den bahseden, küreselleşmenin faziletlerinden dem vuran arkadaşlar, neden Milli Takım'a adam bulamadığımız şu günlerde susarlar?
Evet Avrupa'daki futbol, müthiş ve karmaşık bir alışverişle meseleyi çözümlemiş.
Bir tane İngiliz ile oynayan İngiliz takımları var ama İngiltere'nin yıldızları da gençleri de kendilerine yer bulabiliyorlar Avrupa'nın üst düzey takımlarında.
Keza İtalyanlar, Hollandalılar, İspanyollar...
Biz öyle mi?
Sayın Bülent Ecevit'in çeyrek asır önceki sözleri futbolda gerçekleşti:
Onlar "ortak" biz "Pazar"...
Avrupa Birliği'ne girmeden gümrük duvarlarını kaldırmak gibi bir şey bu.
Tek taraflı bir ticaret içindeyiz futbolda. Hep geliyorlar. Oynuyorlar. Gerekince milli takımlarına dönüyorlar. Bizim kenarda bekleyen gençlerimiz de kahvehanelere transfer oluyor.
Milli maç zamanı gelince alıyor bizi bir düşünce.
On sene önceki milli takım futbolcularından yararlanmaya çalışmak mı dersiniz, emanet mevkilere emanet adamlar mı istersiniz...
Niye?.. Çünkü bizim futbolcuların formaları yabancılarda.
Üç büyüklerin boynunda çok büyük vebal var.

KONTENJANDAN ALMANYA

Ben böyle matematik görmedim...
"Danimarka son şansımız" deniyor... Kazanamıyoruz; şansımız sürüyor.
Hatta kazanamadıkça şansımız artıyor sanki.
Baksanıza Ukrayna ve Arnavutluk'a yenilsek bile Almanya'ya gitme şansımız varmış.
Boşuna telaşlanmışız.
Ya matematik bilmiyormuşuz, ya da futbol.
Biz bu iyi niyetli saflığımızla, sonunda "ev sahibi" kontenjanından Almanya'ya gideceğiz galiba.

Eleştiri serbest terbiyesizlik yasak

Size bir şey söyleyeyim mi; şu Danimarka maçından sonra Fatih Terim'e yapılan eleştiriler, Ersun Yanal'a yapılanlardan asla az değildi...
Hatta "nicelik" olarak daha çok olduğu bile söylenebilir.
Niye Selçuk'u orta sahada yalnız bıraktın?
Niye Halil'den yararlanmaya çalışmadın?
Niye Hasan Şaş'ı yanlış tarafta oynattın?
Niye Ümit Özat'ı ileri çıkarıp defansı zaafa uğrattın?
Niye savunma adamı alıp da galibiyetin üstüne yatmaya çalıştın.
Niye, niye, niye...
Eleştiriler son derece keskin ve netti.
Sadece "üslup" farklıydı, üslup...
Ve o yüzden "Fatih Terim'e iltimas geçiliyor" kanısı uyandı kimilerinde.
Hayır efendim... Sorulacakların hepsi soruldu... Lakin nazikçe.
Peki daha öncekilere neden "sertçe" soruluyordu benzer sorular?
Orası onların sorunu. Terim böyle bir karizmaya sahipse suçlu mu yani?
Milli Takım'ın başına gelme nedenlerinden biri de "Milli Takım teknik direktörlüğü kimliğini" daha saygın hale getirme arzumuz değil miydi?
Eleştiri serbest. Terbiyesizlik yasak!

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Voronin'e dikkat!
Cordoba kaçıyor!
İpleri Daum gerdi
Ölümsüz Kaptan
Ya sev, ya terk et!
Allah korudu
Vücutta toplu firar
Ağır Roman!
Dev silahşorlar !
Favoriler iş başında
Dost kazığı!
İyilik meleği Lebedeva
Adana'nın Yolları Taştan
Reis neye şaşırdı?
Haber turu...
Hata yapmak
Çokluk, bolluk getirmez
Pis hesaplar sahibini bağlar
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Fevzi AKSOY
Hata yapmak
İngilizler, Fransızlar ve hatta Almanlar, aca...
Mehmet DEMİRKOL
Çokluk, bolluk getirmez
1- Volkan'ın degajıyla Hakan'ın girdiği pozis...
Ercan GÜVEN
Pis hesaplar sahibini bağlar
"Pis hesapların" en iyisini, kafasında pis he...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet