Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 06 Eylül 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Rock'n Coke'da gözlerim sizleri aradı!


Ne bardaktan boşanırcasına yağan yağmur caydırabildi beni, ne de bazı arkadaşlarımın "Aaa, senin ne işin var orada" yollu hayretleri... Bizim evden otomobille 1 - 1.5 saatlik mesafede olduğu, 3 saatimin yollarda geçeceği uyarılarına da kulak asmadım. Ve cumartesi gecesi hava kararmak üzereyken Büyükçekmece Gölü'ne bakan Hezarfen Havaalanı'ndaki 300 dönümlük müzik kasabasına, yoğun trafikte epey dolandıktan sonra giriş yaptım.
Sıkı kontrol nedeniyle oluşan uzun kuyruklarda beklerken ilk dikkatimi çeken, yaş ortalamasını bayağı yükselttiğimdi! Sonra kılık - kıyafet olarak da rock müzik kasabasına biraz aykırı kaçtığımı fark ettim! Ama esas şaşkınlığım, gece boyunca VIP Rock bölümünde bile neredeyse hiç tanıdığa rastlamamış olmamdı. (Sahnenin önündeki coşkulu kalabalıkta kimseyi göreceğimi zaten beklemiyordum)

Tanıdık kimse yoktu
Aya İrini'deki klasik müzik konserlerinde, alışveriş merkezlerinde, sinemaya gitmek için her Beyoğlu'na inişimde, cenazelerde, kafamı dinlemek için gittiğim ücra tatil yörelerinde, neredeyse her market alışverişinde, hatta Londra'da karşıma çıkan tanıdıklardan, okurlardan tek bir tanesi bile ortada yoktu! Birlikte gittiğim akademisyen arkadaşlarım, hiç değilse öğrencilerine rastladılar; bende o da yok. "Aaa, senin ne işin var orada" bu demek oluyor herhalde...
Klasik müzik dinleyicisi olduğum halde Rock'n Coke'a neden heves ettiğime gelince...
  • Her şeyi zor beğenen kızım, 3 yıldır yağmur çamur demeden (geçen yıl da bardaktan boşanırcasına yağmur yağmıştı) Hezarfen'in yolunu tutuyorsa...
  • Coca Cola Türkiye, yarattığı bu etkinlik sayesinde Coca Cola Avrupa'nın müzik etkinliklerine yön veren 6 ülkeden biri seçilmişse...
  • Biletix'ten satışa sunulan 50 bin bilet, günler öncesinden tükenmişse...
  • İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı İKSV de adını verip, bu organizasyonun içinde yer alıyorsa...

  • Orada mutlaka görmeye değer bir şeyler var demektir.
    Nitekim vardı da...

    Kasabanın kuralları
    Türkiye'de insanlar biraraya geldiklerinde ya slogan atarlar, ya marş söylerler, ya da "En büyük Fener" diye bağırırlar. Hezarfen'deki müzik kasabasında ise bizim ülkemizde pek alışık olmadığımız "birarada eğlenme pratiği"ni gözlemledik. Çok temiz bir gençlik vardı. 25 bin genç insanın biraraya geldiği bir kalabalıkta, koyulmuş kurallara bu kadar uyan, bu kadar kavgasız - gürültüsüz bir topluluğa dünyanın hiçbir yerinde kolay kolay rastlayamazsınız.
    Kapıda çantalar didik didik aranıyor; parfümler, kolonyalar, teypler, lazer kalem ve anahtarlıklar, sprey deodorantlar ve yanınızda kırmızı reçetesi yoksa çantanızdaki bütün ilaçlar toplanıyor; kimsenin çıtı çıkmıyordu. Kızım içeri girerken, arkadaşının çantasında başağrısı için sürekli taşıdığı Minoset'i bile almışlar.

    Akbank'ın kuyrukları
    Kasabanın içinde para geçmiyordu. Para yerine geçen plastik Card Rock'lar sadece Akbank standlarından satın alınabiliyordu. Ve buralarda oluşan akıl almaz kuyruklar bile, gençleri kızdırmadı. 15 dakika kuyrukta bekledikten sonra güç bela bir Card Rock edinebilen arkadaşım, "Bu iş daha iyi organize edilemez miydi?" diye sinirlenirken, Rock'n Coke'un asıl müşterileri gençler, hiç şikâyet etmeden kuzu kuzu sırada bekleşip, Korn ya da The Cure'un melodilerini mırıldanıyorlardı.
    Yağmurun vıcık vıcık ettiği çamurlu kaygan zeminde ancak kızım ve arkadaşlarıyla buluştuğum 1 saat içinde sahneye yaklaşmayı denedim. Düşüp kalkmadan Korn'a iyice yaklaşayım derken şimşekler çaktı, yağmur bardaktan boşanıverdi. Gençler yağmur altında tempo tutup salınmaya devam ederken bendeniz, ayaklarımın altında giderek kalınlaşan çamur tabakası ve kopmuş çimen parçalarıyla, sırıl sıklam bir halde VIP bölümüne kendimi zor attım. Cure'un bir bölümünü de izleyip dönüşe geçtiğimizde bendeniz, ancak bir arkadaşımın kolunda, kaygan zeminde düşmemek için adeta akrobasi yaparak otomobilimize ulaşabildim.

    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    6-7 Eylül ve 23 Eylül
    HERKÜL Millas, o zaman İstanbul'da 13 yaşında...
    Melih AŞIK
    Avukatlar sahada
    Avukatlar bugün adli yılı, Cumhuriyet tarihin...
    Fikret BİLA
    Tehlike çanları Türk-Kürt çatışması için çalıyor
    PKK'nın son dönemde öne çıkan çabası "siyasi ...
    Hasan CEMAL
    Acıyı paylaşmak!
    Evet, 6-7 Eylül! Tarihimizin kepaze sayfaları...
    Güneri CIVAOĞLU
    Ve silahsız PKK
    Abdullah Öcalan için gösteri yapan DEHAP'lıla...
    Can DÜNDAR
    Yağmurdan önce
    Bugün 6 Eylül...
    Abbas GÜÇLÜ
    Nakil kıyağı kimler için?
    Yüz binlerce öğrenci, gecesini gündüzüne katı...
    Hurşit GÜNEŞ
    Şeytanın avukatlığı: Diyelim 3 Ekim ters gitti...
    Yurtiçindeki genel hava 3 Ekim tarihinde AB i...
    Sami KOHEN
    50 yıl sonra...
    TAM 50 yıl önce İstanbul'da "6 Eylül Olayları...
    Derya SAZAK
    Gemlik yürüyüşü
    Öcalan'ın cezaevi koşullarının düzeltilmesi a...
    Meral TAMER
    Rock'n Coke'da gözlerim sizleri aradı!
    Ne bardaktan boşanırcasına yağan yağmur caydı...
    Güngör URAS
    Savur'da konaklar pansiyon oluyor
    Diyarbakır'dan Gercüş'e giden yol üzerinde Sa...
    M. Ali BİRAND
    Brüksel cephesindeki son durum kötü değil...
    Doğrusu, geçen haftaki AB daimi delegeleri, d...

    © 2005 Milliyet