|
 |
|
|
Savur'da konaklar pansiyon oluyor
KILLIT (DEREİÇİ)
Diyarbakır'dan Gercüş'e giden yol üzerinde Savur ilçesini geçince Kıllıt (Dereiçi) köyüne ulaşılıyor. Bu köy şimdilerde "hayalet köy". Köydeki iki yüzü aşkın haneden sadece beşinde yaşam sürüyor.
Kıllıt bir "Süryani" köyü. İki yüzü aşkın binanın hepsi iki veya üç katlı "taş konak". Avluları, misafirhaneleri, bahçeleri ile her biri bir mimari şaheser. Önceki yıllar gençler yurtdışına göç etmiş. Yaşlılar çocuklarının yanına gidip gelmeye başlamış. 1998 yılında köy lideri ve muhtarı Cerciş Yüksel öldürülünce, köylü evlerini terk ederek İsveç'e göçmüş.
Köy meydanında İsveç'ten baba evini onarmaya gelen Menci Karademir Hanım ve gelinleri Gisale Karademir'e rastladık. Menci Karademir 7 yaşında iken ailesi İsveç'e göç etmiş. Otuz yıldır Stockholm'de yaşıyorlar. Kocası Cerciş Karademir'in "Alfredos" isminde bir lokantası var. "Ülkeye huzur geldi. Yurtdışındaki Süryaniler köydeki evlerini onartmaya başladı" diyor.
Hayat normale dönüyor
Köyde 3 kilise var. Bizi "Mar Yohanna" (St. Jone) Kilisesi'ne götürdüler. Bu kilisede 18 yıl sonra geçen ay ilk düğün yapılmış. 18 yaşındaki Gisale, Artin Karademir ile evlenmiş. Artin Karademir, köyün üzümlerini işleyerek bir şarap tesisi yatırımı yapıyor. Köyün suyu bol. Çevresindeki topraklarda üzüm, badem, ceviz, her türlü meyve yetişiyor.
Kıllıt'a giderken Savur'a uğradık. Savur Roma döneminden kalma bir yerleşim bölgesi. Romalılardan kalma surlar yıkılmış. Yaşayanların çoğu bundan altı yüz yıl önce Bağdat'tan gelerek yerleşen 3 kardeşin çocukları.
Savur'daki taş evler de çok katlı "konak" veya "küçük bir saray" gibi evler. 196 yıl önce yapılan Ahmet Öztürk konağında kahve içtik. Torunları Öğretmen Selahattin Öztürk ve Hüsamettin Öztürk konağı yaşatıyor. Anneleri, kız kardeşleri ev sahibeliği yapıyor. Şanslı olanlar konağın mis gibi tertemiz yer yataklarında yatabiliyor, konağın mutfağında hazırlanan nefis yemekleri yiyebiliyor. Biraz abartılı bir anlatım olacak ama sadece bu konağı görmek için bile Savur'a gidilir.
Çocuklarını okutuyorlar
Savurlular okumaya çok meraklı. Kız-erkek ayrımı olmadan çocuklarını okutuyorlar. Okuyan çocuklar ise bir daha Savur'a dönmüyor. Emekli öğretmen İsa Tapan şehrin hemen dışında Savur Deresi'nin bir kolu üzerinde ağaçlar altında bir kır gazinosu açmış. Bahçeye bir havuz yapmış. Alabalık yetiştiriyor. Eşi Nevin Tırpan mutfakta yöresel yemekler hazırlıyor. Kır gazinosuna "Perili Bahçe" adını vermişler.
Bunları neden yazıyorum? Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki ekonomiyi canlandırmada turizm "can simidi" olacak. Yöneticiler ve halk bunu anlamaya başlamış. Ama birilerinin onlara yol göstermesi lazım. Prof. Dr. Metin Sözen'in başını çektiği ÇEKÜL Vakfı gönüllüleri her şehirde birer "turizm misyoneri" olarak çalışıyor. Ama bunlar yetmiyor. Turizmin gelişmesi için otel ve lokanta lazım. Şimdilik mevcut yapıların kullanılması bile yapanlara kazanç sağlıyor.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|