Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 06 Eylül 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Brüksel cephesindeki son durum kötü değil...


Doğrusu, geçen haftaki AB daimi delegeleri, dışişleri bakanları toplantıları sırasında medya'ya yansıyan haberlere baktığımızda insan karamsarlığa düşebilirdi.
Genel manzara şöyleydi:
AB, Türkiye'ye 3 Ekim müzakereleri için yeni koşullar getirmeye çalışıyor, buna karşılık Türkiye yine sertleşip restini çekiyor, "Eğer ileri giderseniz biz masaya oturmayız" mesajını veriyordu.
Önce Ankara'nın tepeleriyle konuştum. Görüşmelere katılmış olanlara sordum. Ardından, Brüksel'de güvendiğim birkaç ülke temsilcisi ve Komisyon yetkilisini aradım. Karşılaştığım manzara çok farklı çıktı.
Bu kişilerin bana anlattıklarına göre gerçek durum şöyle:

1) Türkiye açısından en önemli unsur sayılan, 3 Ekim müzakerelerinin başlaması artık bir sorun olmaktan çıkmış. Fransa dahil üye ülkelerden hiçbiri erteleme sözü etmiyor.
2) Hava yine de pespembe değil. Türkiye sorununun ağırlığı da gitmiş değil. Özellikle, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki deklarasyonu bazıları tarafından olumsuz yorumlanmış ve bir Karşı Deklarasyon yapılması, AB tutumunun hatırlatılması için genel bir görüş birliği var.
3) Şu sıralarda AB üyelerinin kendi aralarında ve Türkiye ile pazarlıkları sürüyor. Yarın yine Brüksel'de toplanacak olan AB daimi delegeleri Karşı Deklarasyonu yeniden ele alacaklar.

TARTIŞILAN NEDİR VE KARŞILIKLI TUTUMLAR NE ?
Bir kaç ayrı tartışma konusu var ve karşılıklı pozisyonlarda şöyle:

1) KARŞI DEKLARASYON:
Türkiye'nin Kıbrıs'ı Gümrük Birliğine aldığı sırada yaptığı bir deklarasyonu hatırlayacaksınız. Hani, bu kararın Kıbrıs'ı tanıma anlamına gelmediği ve limanların Kıbrıs malı taşıyan gemilere açılmayacağı ve Güney Kıbrıs'ın nihai bir çözüme kadar da resmen tanınmayacağı belirtilmişti. İşte AB şimdi, bu Türk Deklarasyonuna bir Karşı Deklarasyonla yanıt verecek. Bu Karşı Deklarasyona da bir kaç unsur sokulmak isteniyor:

a) Müzakere sürecinde Kıbrıs ile ilişkilerin normalleştirilmesi, yani Kıbrıs'ın tanınması.
Daha önce, başta Fransa, bazı ülkeler müzakere başlamadan Türkiye'nin Kıbrıs'ı resmen tanımasını istiyorlardı. Ancak son haftalarda Fransa geri adım attı, Rumlar tutumlarını esnekleştirdiler ve böylece Tanınma koşulu kalktı.
Türkiye "tanınma" kelimesinin kullanılmamasını, Hukuki bir normalleştirme kelimeleriyle yetinilmesini ve BM çerçevesinde bir çözüm gerektiğine de değinilmesini istiyor.

b) Gümrük Birliğinin söz verildiği gibi, tümüyle uygulanması. (Yani, Kıbrıs malı getiren gemi ve uçaklara Türk limanlarının açılması )
AB komisyonu hukuk servisi, bu konuda Türkiye'nin hiç başka seçeneği olmadığını, Adalet Divanı kararıyla kesinleşmiş kararlara göre, Türkiye'nin limanlarını açmadığı sürece, Gümrük Birliğini tümüyle uygulamamış duruma düşeceğini belirtiyor. Olli Rehn'in Kırmızı Çizgi dediği de işte budur. Üye ülkelerden bazıları hala, Türkiye'nin bu konuda, 3 Ekim öncesinde resmen bir taahütte bulunmasını istiyor olsalar da, çoğunluk bu görüşü paylaşmıyor.
Türkiye bu konudaki hukuki sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu biliyor. Eninde sonunda limanlarını açmak zorunda kalacağının da farkında. Ancak, bunun teknik bir konu olduğunu, görüşmelerle çözülebilineceğini, dolayısıyle AB'nin gözümüzün içine sokarak, şimdiden bir zorlamaya girmemesini istiyor.
Türkiye'nin kullandığı diğer gerekçeler de şunlar:

- Kıbrıs için istediğiniz, ancak tam üye olmuş ülkelerin birbirlerine karşı yükümlülüklerinden biridir. Türkiye henüz tam üye değildir. Üstelik, "ucu açık müzakerelerden " söz ederken, bunu istemeniz daha da kabul edilmez.
- Ada'da KKTC'ye karşı kısıtlamalar sürerken ve karşılıklı kaldırılma önerileri reddedilirken, bu istekte bulunmamanız gerekir.
- Türk kamyonları, Gümrük Birliği çerçevesinde AB ülkelerinde serbestçe dolaşamaz, Türk iş adamları vize alamazken, Kıbrıs için bu istekte bulunulamaz.

AB, konuların birbirinden farklı olduğunu, Türkiye'de bunların ilgili forumlarda ele alınmasını öneriyor.

c) Gümrük Birliği uygulamasının, açılacak ilgili müzakere başlıklarına başlanması.
Bu öneri aslında bir müzakere seçeneği. Bir önceki teklifte anlaşma olmazsa, bu cümle kullanılacak ve sorun ertelenecek. İleri yıllarda, örneğin Ulaştırma paragrafı ele alınacağı zaman yeniden gündeme getirilecek.
Türkiye'nin bu yaklaşıma büyük itirazı yok.

d) Genel durumun 2006 yılında yeniden gözden geçirilmesi.
Özellikle Fransa bunu iç politika nedenleriyle istiyor. Chirac kamuoyuna, Türkiye üzerindeki denetimin sürdüğünü göstermek ve diğer bazı ülkeler de Türkiye üzerindeki baskıyı sürdürmek için arzuluyorlar.
Türkiye 2006 tarihinin çıkarılmasını, zira bu şekilde (iç politik nedenlerle) sanki 2006'da yeniden bir karar alınacakmış izleniminin doğacağını belirtiyor. Zaten yıllık izleme mekanizması bulunduğundan dolayı, yeni bir tarihe gerek olmadığında ısrar ediyor.
Özetlemek gerekirse, bu Karşı Deklarasyon AB'nin tek yanlı yapacağı bir açıklama. Üstelik, Müzakere Çerçeve Belgesine sokulmadığı taktirde bağlayıcı- hukuki bir yanı yok. Ancak bu belgeye Ankara'yı rahatsız edici cümlelerin girmemesine çalışılıyor. Eğer istenilen elde edilemese dahi, Türkiye "Ben bu açıklamaları kabul etmiyorum" diyebilecek.

ÖZEL STATÜ SORUNU DA TARTIŞMALAR İÇİNDE...

1) MÜZAKERE ÇERÇEVE BELGESİ
AB Bakanları önünde bulunan ve onaylanması gereken diğer bir belge de Müzakere Çerçeve Belgesi'dir. Bu belge müzakerelerin nasıl ve hangi kurallar dahilinde yapılacağını belirleyeceğinden dolayı, Karşı Deklarasyon'dan çok daha hukuki, bağlayıcı dolayısıyle önemli.
Bu belge henüz ele alınamadı.
Deklarasyonla çok zaman harcandı. Önümüzdeki toplantılarda tartışılacak.
Müzakere Çerçeve Belgesi'nin bir taslağı masada duruyor. 21 ülke de, bu taslağın değiştirilmemesini istiyor. Ancak özellikle Avusturya ve Fransa, bu belgeye hem Özel Statü, hem de müzakereler sürecinde Kıbrıs'ın tanınması maddelerini eklemek istiyorlar.
Türkiye ise, tümünden memnun olmasa dahi, Müzakere Çerçeve Belgesinin değişmesine karşı çıkıyor. Yeni bir koşulların girmesi durumunda bunun kabul edilemeyeceğini belirtiyor.
İşte durum böyle.
Mümkün olduğu kadar basitleştirerek ve anlaşılır hale getirerek özetlemeye çalıştım.
Son soru: Yol kazası olur ve 3 ekim'deki müzakereleri Türkiye reddedebilir mi ?
Herşey olabilir, ancak bu olasılığa pek ihtimal verilmiyor. Mutlaka bir orta yol bulunacağına inanılıyor.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
6-7 Eylül ve 23 Eylül
HERKÜL Millas, o zaman İstanbul'da 13 yaşında...
Melih AŞIK
Avukatlar sahada
Avukatlar bugün adli yılı, Cumhuriyet tarihin...
Fikret BİLA
Tehlike çanları Türk-Kürt çatışması için çalıyor
PKK'nın son dönemde öne çıkan çabası "siyasi ...
Hasan CEMAL
Acıyı paylaşmak!
Evet, 6-7 Eylül! Tarihimizin kepaze sayfaları...
Güneri CIVAOĞLU
Ve silahsız PKK
Abdullah Öcalan için gösteri yapan DEHAP'lıla...
Can DÜNDAR
Yağmurdan önce
Bugün 6 Eylül...
Abbas GÜÇLÜ
Nakil kıyağı kimler için?
Yüz binlerce öğrenci, gecesini gündüzüne katı...
Hurşit GÜNEŞ
Şeytanın avukatlığı: Diyelim 3 Ekim ters gitti...
Yurtiçindeki genel hava 3 Ekim tarihinde AB i...
Sami KOHEN
50 yıl sonra...
TAM 50 yıl önce İstanbul'da "6 Eylül Olayları...
Derya SAZAK
Gemlik yürüyüşü
Öcalan'ın cezaevi koşullarının düzeltilmesi a...
Meral TAMER
Rock'n Coke'da gözlerim sizleri aradı!
Ne bardaktan boşanırcasına yağan yağmur caydı...
Güngör URAS
Savur'da konaklar pansiyon oluyor
Diyarbakır'dan Gercüş'e giden yol üzerinde Sa...
M. Ali BİRAND
Brüksel cephesindeki son durum kötü değil...
Doğrusu, geçen haftaki AB daimi delegeleri, d...

© 2005 Milliyet