Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'O gün şahsım değil yurdumuz kaybetti'

Olayın tanıklarından Haddeciyan, "Bekçimiz evimizi yağmadan Türk bayrağı asarak kurtardı"; Scognamillo, "Dükkân sahibi hacı, sabaha kadar kapı önünde durdu" diyor

Tanıklarla 6-7 Eylül olayları - 2 / Önay Yılmaz

Marmara gazetesinin sahibi Rober Haddeciyan, 6 Eylül gecesine değil ama, 7 Eylül 1955 sabahına tanıklık edenlerden... 79 yaşındaki Haddeciyan, İzmir'den vapurla geldiğinde, İstanbul sokak ve caddelerinde gördüğü o korkunç manzarayı hiçbir zaman unutamayacağını söylüyor.
Olayların son derece gizli ve son derece organize hazırlandığını savunan Haddeciyan, o günkü şaşkınlığını hâlâ koruyor; "İçimizden kimse duymadığı gibi Türk dostlarımızdan da kimse duymadı. Hükümet yetkilileri de duymadıklarını belirtiyor. Nasıl oluyor da ok yaydan fırlıyor ve bu kadar mükemmel bir şekilde gayrimüslimlerin yerleri tespit edilecek kadar İstanbul'un her semtinde tatbik ediliyor?" diye soruyor.

Amaç tahripti
Haddeciyan, 7 Eylül sabahını şöyle anlatıyor: "Karaköy rıhtımına yanaştığımız zaman, cadde ve sokakların karmakarışık olduğunu gördüm. Zamanın en meşhur kumaş tüccarlarından, sahipleri bizim de akrabamız olan Osep mağazası allak bullak olmuştu. Güzelim İngiliz kumaşları yerlerde paramparçaydı. Kimse onları alıp evlerine götürmemişti. Sadece kumaşlar değil, bütün mallar yerlerdeydi.
Esas konu yağma değil tahrip etmek, zarar vermekti. Kurtuluş'taki evimize bekçilik yapan bir yakınımız Türk bayrağı asmış, 'Burada Müslümanlar oturur' şeklinde konuşarak, kalabalığı ikna etmiş. Maddi hiçbir zarar görmedik. Ama keşke zarar görseydik de o manzarayı görmeseydik. Olaylar Rumlara yönelik gibiydi ama diğer azınlıklar da büyük zarar gördü.
Pek çok dostumu kaybettim. Çünkü onlar yaşadıkları yurda karşı güvenlerini kaybettiler. Çocuklarının geleceği için korktular ve yurtdışına göçtüler. Bir kısmı gittiği için son derece pişman. Bazıları da mutlu, yeni bir hayat kurmuşlar. Tabii bu benim şahsi kaybım değil, aynı zamanda da yurdumuzun kaybı.
Çünkü ben azınlıkların bu yurda çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta da Beyoğlu dükkânlarının büyük kısmı el değiştirdi"


'DP hükümeti sorumlu'


İngiliz ve Alman kaynaklarına göre, olayların organizasyonuna iştirak edenler arasında Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, İçişleri Bakanı Namık Gedik, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay ile İzmir Valisi Kemal Hadımlı vardı.



Sabahlıktan bayrak yaptık


Gazeteci Garbis Özatay'ın da, 6 Eylül'e ilişkin anıları şöyle:
"6 Eylül akşamı Florya'daki yazlığımızdaydık. O zamanlar 8 yaşındaydım. Ailemin telaşlı konuşmalarını duyuyordum. Dedem bir ara pencereden başını uzatarak, aşağıdaki gruba, 'Acele etme evlat, arıyoruz' diye seslendi. Aşağıdakiler de, 'Çabuk bayrağı asın, yoksa evi ateşe vereceğiz' diyorlardı. Annemin kırmızı sabahlığının kolları, babamın da beyaz gömleği kesilip aceleyle ay - yıldız yapıldı. Toplu iğneyle tutturdular ve yaptıkları bayrağı bir sopaya geçirip pencereden gösterdiler. Karanlıkta bayrağa çok dikkat edemeyen grup, selam vererek gitti. Harbiye'de Yorgancı Ali'nin dükkânı vardı. Vitrindeki yorgancı kelimesini Yorgo sanıp dükkânı ateşe vermişlerdi."

Menderes'in yüzü sapsarıydı

Olaylar sırasında Beyoğlu'ndaki Banco di Roma'da çalışan yazar Giovanni Scognamillo da 6-7 Eylül'ün tanıklarından. 76 yaşındaki Scognamillo, 6 Eylül akşamı nişanlısıyla Eminönü'nde çalıştıkları bankadan çıktıklarında, nedenini anlayamadığı ama rahatsız edici bir gerginlik olduğunu hissediyor:
"Eminönü Meydanı'nda İstanbul Ekpres gazetesinin ikinci baskısı elden ele geçiyor, başlıklar yüksek sesle okunuyordu:
'Atamızın evi bomba ile hasara uğradı'. Beyoğlu Kallavi Sokak'ta oturuyorduk. Bir süre sonra yağma başladı. Babam eve geldiğinde yüzü bembeyazdı, 'Degüstasyon'a saldırdılar. (O zamanlar Çiçek Pasajı'nın yanında bir İtalyan restoranı). Etraf balyozlu acayip yaratıklarla dolu' dedi. Oturduğumuz binanın alt katındaki kunduracı dükkânının sahibi hacı, yeşil takkeli, ak sakallı, namazında niyazında iyi bir insandı. Bitişiğimizde İtalyan ve Rum aileler vardı. Alttaki dükkânı da bir Rum marangoz işletiyordu. Kunduracı hacı, bir sandalye çekti, Rum marangozun dükkânının önünde oturup gelip geçen gruplara, 'Bunlar bizimkilerden...' deyip durumu şafağa kadar idare etti.

Bayar'la birlikte geldi
Tarabya'da oturan bir Ermeni arkadaşım anlatmıştı. Azınlıkların kapılarına çarpı işaretleri çizilmiş, kapılarındaki işaretleri görenler, tepelere sığınmışlar. Arkadaşım da geceyi ağaçta geçirmiş." Olayların giderek kontrolden çıktığını anlatan Scognamillo, Menderes'le ilgili anısını da şöyle aktardı:
"7 Eylül sabahı İstiklal Caddesi'nde Elhamra Sineması'nın karşısındaki bankanın şubesine göz atmak üzere evden çıktım. İçerde dolaştığımız sırada birden birkaç motosiklet, askeri araç bankanın önünde durdu; ardından iki tane de limuzin... Birinden Celal Bayar, diğerinden de Menderes indi. Menderes'in rengi kaçmıştı, sapsarıydı yüzü. İçerden bakıyor olmama rağmen yüzünün rengini görebiliyordum. Bir süre öylece baktılar etrafa ve arabalarına binip gittiler."

Olay, bütün azınlıklara karşıydı

Bochum Ruhr Üniversitesi Tarih Fakültesi'nden Dr. Dilek Güven, olayların bir nedeninin de, ekonominin Türkleştirilmesi olduğunu belirterek, "İddia edildiği gibi azınlıkların göçü 1964'te değil, 1955 olaylarından sonra olmuştur. Ve saldırı sadece Rumlara değil, diğer azınlıklara yönelik planlanmıştır. Azınlıkların paralarını dışarı çıkarmaları da yasaklanmıştı. Bu uzun süre böyle sürdü.
1955'te Ticaret Odası meclisinin üyelerinin yüzde 10'u gayrimüslimdi. Bu oran 1960'ta yüzde 6'ya, 1963'te yüzde 4'e düştü. Meclis'te sadece Yahudi üyeler kalmıştı. 1955'te Türkiye'de Rumca konuşan 79 bin 691 kişi yaşarken, bu sayı 1960'ta 65 bin 139'a ve 1965'te 48 bin 96 kişiye düştü" dedi.
Güven'in araştırmasında olayın failleriyle ilgili şu iddialar yer alıyor:

'İngiltere sorumlu'
  • Yunan basınına göre, olayların sorumlusu İngiltere ve olayların planlanmasında katkısı olduğuna dair ipuçları var. Atina'daki İngiliz Büyükelçiliği'nin Yunan-Türk dostluğunun çok yüzeysel bir vaka olduğuna değinen ve küçük bir şokun, örneğin Selanik'teki Atatürk'ün evinde meydana gelebilecek küçük bir tahribatın derhal ilişkiyi zedeleyeceğinden bahseden Ağustos 1954 tarihli bir beyanı söz konusu.
  • Olayları DP, Milli Emniyet Hizmetleri (MAH), öğrenci/gençlik dernekleri, sendikalar ve Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin (KTC) işbirliği ile organize edildi. Londra'daki Türk Büyükelçiliği'nin telkiniyle hükümet tarafından Ağustos 1954'te kurulmuş olan bu derneğin, idare heyeti şöyle: Hikmet Bil (gazeteci-avukat), Hüsamettin Canöztürk (Milli Talebe Federasyonu Başkanı), Orhan Birgit (gazeteci), Ziya Somer (öğrenci) ve gazeteci olduğunu öne süren MAH üyesi Kamil Önal.


  • DP örgütlerinin katkısı var
  • 6 Eylül olaylarından bir ay önce KTC'nin faaliyetleri artıyor. Ağustos 1955 ortasında 3 şubesi olan dernek, 6 Eylül'e kadar 10 yeni şubeye çıkıyor. Bu şubelerin birçoğu, DP'nin ocak bucak örgütleri tarafından kuruldu.
  • Yüksek rütbeli bir Türk bürokrat, bir Amerikan Büyükelçiliği mensubuna Ata'nın evindeki patlamanın, olaylara gerekçe olmak amacıyla gerçekleştirildiğini ifade eder.


  • Dükkânının önünde mevlit okudu

    O günlere tanıklık edenlerden biri de bugün 69 yaşında olan eski bakan - yazar Yılmaz Karakoyunlu. Öğrenciyken İstiklal Caddesi'nde 6 Eylül'e tanıklık eden Karakoyunlu, o günlere ilişkin anılarla dolu. Bunların bir kısmını "Güz Sancısı" adlı kitabında da anlatan Karakoyunlu, o günlerin tanıklığını bizimle paylaştı:
    "Olaylar başladığında Londra Oteli önündeydim. Ata'nın evinin bombalandığı haberi radyoda duyulunca, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Mithat Perin'in sahibi olduğu İstanbul Ekspres gazetesi, bu haber için ikinci baskı yaptı. Gazete iki saatte 300 bin gibi rekor satış yaptı. Haber üzerine Kıbrıs Türktür Derneği ve üniversite öğrencileri tarafından bir gösteri düzenlendi ve gruplar halinde Taksim'e doğru yürüyüş başladı. İlk gördüğüm olay, Galatasaray'daki Lion Mağazası'nın tahrip edilmesiydi. Bir diğer grup, İstiklal Caddesi'nin önde gelen kuyumcularından Diamanştayn Mağazası'nın vitrinini parçalayıp, mücevherleri tahrip etti. Kimsenin cebine mücevher parçası attığını görmedim. Aya Triada Kilisesi ateşe verilmişti. Baylan, İnci, Park, Haylayf pastaneleri, Atlantik Birahanesi yakıldı, yıkıldı. Hareket sonra İstanbul'un diğer muhitlerine de yayıldı. Bazı papazların sünneti ortaya çıktı. Kumaş ticareti yapan Necmi Rıza, o dönemde çok ünlü bir ses sanatçısıydı. Bu hareket başlayınca mağazasının da yağmalanacağı endişesine kapılmış ve dükkân kapısının önünde mevlit okuyarak tahribatı önlemeye çalışmıştı."

    -BİTTİ -




    GÜNCEL
    'O gün şahsım değil yurdumuz kaybetti'
    'Hiç düşünmeden otobüse çıktım'
    'Yaşananlar haklı olduğumuzu gösterdi'
    6-7 Eylül Sergisi'ni ülkücüler bastı
    Almanya mali bağlantı peşinde
    Akdeniz Heykeli'nin son durağı tartışılıyor
    Ortak çağrı: Sağduyu
    Muhaliflerden bağımsızlık bildirisi
    Diyanet: Yardım onur kırmamalı
    'Haydi kızlar Kuran öğrenmeye' afişi
    Kampanyamıza destek olanların listesi (67. gün)
    Çirkin Kral, bu ay anılıyor
    Hakkâri'de mayınlı saldırı: 2 asker şehit
    Günaydın eşini uğurluyor






    Melih AŞIK
    Sağduyu çağrısı
    Olaylar Diyarbakır'dan sonra Van ve Siirt'e s...
    Hasan PULUR
    "6-7 Eylül"ü biz yaşadık...
    İNSAN elli yıl önce yaşadıklarını hatırlayabi...
    Çetin ALTAN
    Mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı...
    Geçtiğimiz pazar, ikindiyle akşam arası Fındı...


     2003 yılında neler oldu
     2004 yılında neler oldu

    © 2005 Milliyet