Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Özel hayat - kamu çıkarı arasındaki denge önemli

Tecavüz ve aldatma haberlerinde 'mağdurları' koruma amacıyla isim ve yakın plan görüntüden kaçınıyoruz. Atlanan örneklerde kurum içi eleştiri mekanizması çalışıyor. Tekrarı önleniyor

DERYA SAZAK


Milliyet Okur Temsilciliği'ne şikâyetlerde ilk sırayı alan 'özel hayatın teşhiri'nde toplumun haber alma hakkıyla 'ön yargı oluşturmamak' arasındaki denge önem kazanıyor.
Tire Devlet Hastanesi'nden Dr. Uğur Gönenç'in elektronik posta ile ilettiği haber örnekleri bu sayfada bir yıldır işlediğimiz 'özel hayat-kamu çıkarı' tartışmasını bir kez daha gündeme getiriyor.
Okurumuzun tespitleri şöyle:
"Örnek 1: İzmir'de bir genç kız tecavüze uğruyor, gazetelerde boy boy resimleri. Herhalde sırf yasa korkusuyla, yani hiç etik düşünülmeden sadece gözlerine küçücük bant takılmış, isim-soyad baş harfleri de yazılınca tanınmaması olanaksız. Sonuç: Ertesi gün hem işini, hem de nişanlısını yitiriyor. Yani, hiç suçu olmayan bir şey yüzünden hayatı kararıyor. Bu eleştirilere karşı hep savunulan halkın haber alma özgürlüğü ve kamu yararları gibi kavramlara bakalım: Benim bu olayı öğrenmekle elime ne geçti? Hadi haberi öğrendim, mağdurun kimliğini öğrenmekle elime ne geçti? Ama bunların teşhiri bir insanın hayatını kararttı.
Örnek 2: Gaziantep'te bir emniyet görevlisi. Besbelli tuzağa düşürülmüş ve çok kimsenin asla hayır demeyeceği bir ortama çekilmiş. Hadi onu suçladık ve teşhirinde sakınca görmedik, bu olaydan en az onun kadar etkilenecek olan ailesinin ne suçu var? Teşhirdeki kamu yararı ile ilgili sorularım bu örnekte de geçerli.
Örnek 3: İzmir'de bir çift aldatma iddiasıyla boşanıyor. Hiçbirimizi ilgilendirmeyen bir konu. Yine resimleri teşhir edilerek (o küçücük göz bandını lütfen öne sürmeyin.) Bundan sonraki hayatlarında düşecekleri konum hiç düşünülmüyor. Ne uğruna?
Dr. Uğur Gönenç medyadaki bu örnekler nedeniyle giderek gazete okuyamaz hale geldiğini belirtiyor. Ticari ve etik kaygıların yanı sıra, bu tür haberlerin 'teşhircilik' içerdiğini savunuyor. "Birkaç kişi içindeki ayrıntılardan haz duyacak diye gerçek okurları kaybedeceğinizi hiç mi düşünmüyorsunuz?" diye tepki gösteriyor. Medyanın tümünde gözlenen bu eğilimden Milliyet'in uzak durmasını bekliyor.

Ombudsman'ın görüşü:
Milliyet, özel hayatın sansasyon içerecek şekilde teşhirinden kaçınan gazetelerin başında geliyor. Tecavüz ve aldatma haberlerinde 'mağdurları' koruma amacıyla isim ve yakın plan görüntüden kaçınıyoruz. Bu tür fotoğraflar 'mozaiklenerek' veriliyor. Atlanan örneklerde kurum içi eleştiri mekanizması çalışıyor. Tekrarı önleniyor.
Okur Temsilcisi de Haber Merkezi, Yazı İşleri, İnternet Servisi ile görüşerek, Genel Yayın Yönetmeni'ni bilgilendirerek 'etik' ölçütlere uyulmasını istiyor. Örneğin Milliyet bu duyarlılığı "Manken ve oyuncu Gamze Özçelik'e ait olduğu öne sürülen, cep telefonuyla çekilmiş sevişme görüntülerinin internet üzerinden gazete manşetlerine taşınması" konusunda gösterdi. Magazinciliğin ötesinde bu tür görüntü yaymak aynı zamanda 'şantajcılığa' giriyor. Burada tartışılması gereken bir başka 'kritik' soru da şudur:
Medya bu tür görüntüleri manşetlere ekranlara taşımasa, internet üzerinde sınırlı bir dolaşımda kalacak malzemeyi yayan 'şantajcı da amacına ulaşamayacak!'
Özel hayata giren yayınlar konusunda hukukçular ve iletişim bilimciler şu ilkede buluşuyor:
"Kamuoyunda önyargı yaratmaktan kaçınmak gerekiyor. Can alıcı cümle bu. Adaletin bir denge içerisinde oluşması gerekiyor. Sanığın da mağdurun da hakları var ama toplumun da bilgi edinme hakkı var. Bunlar arasındaki dengeyi her somut olayda kurmanız gerekiyor."

okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr

Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul



OMBUDSMAN
Özel hayat - kamu çıkarı arasındaki denge önemli
Havacıların diploma töreni






Okur Temsilcisi, Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır.
Görüşleri kendisine aittir.
Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor.
Tel: (90) 212 505 68 40
Fax: (90) 212 505 68 09
Posta: Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
Ombudsman e-mail:
okur@milliyet.com.tr

OKUR ARŞİV
22 Mart 1999 ile 20 Kasım 2000 tarihleri arasındaki okur sayfalarına aşağıdan ulaşabilirsiniz. 20 Kasım 2000 tarihinden sonraki sayfalara gazete arşivinden ulaşabilirsiniz.



© 2005 Milliyet